Tarihin en ünlü ailelerinden biri olan Borgias ailesinin yaşamına odaklanan kitap 1492 yılındaki papalık seçimlerinde dönen politik oyunlar sonucu Rodrigo Borgia' nın Papa Alexander VI olmasıyla başlıyor. Katolik Kilisesi'nin siyasal gücünü artırmak için her türlü legal, illegal (tehdit, şantaj, cinayet, gayri meşru birliktelikler, ensest ilişki) başvurur. Asker olmak isteyen büyük oğlu Cesar'ı kardinalliğe, mutlu bir evlilik isteyen kızını mutsuz bir evliliğe, on iki yaşındaki oğlu Jorge'yi siyasal evliliğe, en sevdiği oğlu John'u ise ölüme teslim eder. Kardinalken bile evlenmesi yasak olan Rodrigo Borgia, gayrı meşru çocuklarını çok sevdiğini söylemesine, onlara en iyi hocalardan dersler aldırmasana, tatillerini Silverlake'de beraber geçirmelerine rağmen, onları mutsuzluğa iter. Kitapta cevap aranılan en önemli soru: çocuklarını ne pahasına olursa olsun güçlendirmek mi, yoksa mutluluklarının peşinden gidip daha güçsüz bir yaşam sürmelerine izin mi vermek?
Kitapta en az sevgiyi, ilgiyi alan Jorge ailenin felaketi olur. Papa, kendinden olmadığını düşündüğü Jorge'yi çok saf ve kalın kafalı olmakla itham eder. On iki yaşındayken onu on altı yaşındaki Sancia ile evlendirir. Sevgi arayışında olan Jorge, karısına oldukça bağlanır, karisi ile ilişki yaşayan ağabeyi John'a suikast düzenleyip, onu gizlice öldürtür. Zehir üreten Papa'nın eski süt annesinin kafası kesilip zehirleri alındıktan sonra Papa'nın ve Cesar'ın gittiği bir ziyafet sonrası sıtma olup yataklara düşmesi, okuyucu da acaba zehirlendiler mi sorusunu akla getirir. Doktorun sülüklerle zehir tedavisi uygutlamasına rağmen yazar zehirlenme konusuna açıklık getirmez.
Ölüm döşeğindeyken gerçekleri artık görebildiğini söyleyen Papa, karısını öldürttüğü için Jorge'den af diler. Ama Joge, onu affederse, yaptıklarından