Mario Puzo

Mario Puzo

8.7/10
216 Kişi
·
560
Okunma
·
73
Beğeni
·
3.433
Gösterim
Adı:
Mario Puzo
Unvan:
Abd'li Romancı ve Senarist
Doğum:
New York, 15 Ekim 1920
Ölüm:
New York, 2 Temmuz 1999
Özellikle Baba (The Godfather) adlı romanı ve filmiyle tanınmış, suç ve mafya filmleri tarihine damgasını vurmuştur.

1969'a değin çeşitli riskler alarak kitaplar yazan Puzo, geniş kitlelere ulaşamadı. Bu dönem maddi bir sıkıntı da çeken Puzo büyük bir kumar oynayarak Godfather'ı yazıp varını yoğunu bu projeye yatırdı. Şans kendisine güldü ve Godfather tüm Amerika ve dünyada bestseller oldu. 1972'de Paramount film stüdyosuyla anlaşan Puzo, yönetmen Francis Ford Coppola ile senaryoyu yeniden uyarlayarak Bölüm I'i oluşturdu. Tüm dünya üzerinde olay yaratan film Hollywood'un son yıllarda çizdiği kötü imajı sildi ve bir anlamda prestijini kurtardı. Puzo Bölüm II ve III'te de ustalık işi çıkararak servetini artırdı.

Yazar ayrıca Sicilyalı, Last Don, Omerta, Dördüncü K, Ana gibi önemli yapıtlara imza atmış yeni başarılar elde etmişti. 1999'da ölmeden önce Godfather Bölüm IV üzerinde çalışmalarını sürdürmekteydi. Yazar ölünce proje iptal edildi. Ayrıca Mark Winegardner tarafından Godfather Returns (Baba Döndü) ve Godfather Revenges (Baba'nın intikamı) adıyla Baba serisine devam edildi.
Bu dünyadaki tek servet ailendir. Paradan ve kudretten daha önemlidir.
Her insanın hayatta bir kere hata işlemeye hakkı olmalıdır.
Mario Puzo
Sayfa 283 - E yayınları
Bir avukat evrak çantasıyla eli silâhlı yüz kişinin çalacağından daha fazlasını çalar.
Mario Puzo
Sayfa 48 - E yayınları
Ebediyen yaşayacağınızı, hiç ölmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz? Hayat hep tatlı bir
müzik değildir. Hepimizi nelerin beklediğini görmek istiyorsanız hastanede bir dolaşın, o zaman bademciklere övgüler düzersiniz.
Mario Puzo
Sayfa 319 - E Yayınları
Ben değerimi bilmeyen kişilere dostluk gösterecek bir insan değilim.
Mario Puzo
Sayfa 33 - E Yayınları 12. Basım ( Mayıs 1973 )
Büyük insanlar doğuştan büyük değildirler; tecrübeler ve yıllar onları büyük yapar.
Mario Puzo
Sayfa 206 - E Yayınları 12. Basım Mayıs 1973
Baba: "Bu dünyada bazı kişiler vardır, ortalıkta "beni öldürün" dercesine dolaşırlar."
Mario Puzo
Sayfa 421 - E yayınları
Bir erkek karısının ailesinden korkarsa kocalık görevlerini yerine getiremezdi.
Mario Puzo
Sayfa 231 - E Yayınları 12. Basım Mayıs 1973
Hem öyle güzeldiler ki her erkeğin aklını başından alabilirlerdi. Ama ağızlarını açıp da konuşmaya başlayınca bütün güzellikleri kaybolurdu.
Mario Puzo
E yayınları
Baba tehdit savurmanın aptalca bir davranış olduğu kanısındaydı, insanın öfkesini belli etmesi kadar tehlikeli, hatalı bir şey olamazdı.
Mario Puzo
Sayfa 213 - E Yayınları 12. Basım Mayıs 1973
The Godfather filmi en çok sevdiğim filmdir,filmi izledikten uzun süre sonra kitabını da okumak(filmi,kitaptan uyarlanma) benim için mutluluk kaynağı oldu.

Her şeyden önce şunu belirtmekte fayda duyuyorum;Baba kitabı edebi bir eser değildir,karşımızda bir Dostoyevski-Tolstoy-Proust...yok.Bu yüzden kitabı okumadan önce derin karakter analizleri-büyülü tasvirler-psikolojik betimlemeler -gerçek hayattaki gibi duygusal yönden inişli-çıkışlı karakterler-perspektif-hümanist ve evrensel bir tema- kitaplarda geçen dönemin sosyal ve siyasal yapısına geniş bir bakış ....gibi dünya klasiklerine özgü olan artıların bu kitapta olamayacağını biliyordum.Sonuçta popüler ve çok satanlar kitaplar ayrı değerlendirilmeli,dünya klasikleri ise bambaşka bir bakış açısıyla yorumlanmalı.Yoksa dünya üzerinde edebiyat romanlarına kafa tutacak başka tür romanlar yok bana göre !

Baba,kitabında Sicilya'dan Amerika'ya yerleşmiş ve orada kendine ait güçlü bir imparatorluk kurmuş mafya dünyasını anlatmaktadır,ama bu güçler kendilerine 'mafya' kelimesi yerine 'aile ' kelimesini tercih etmektedir.Çetelerden başlayıp şirketleşene kadar bu güçlerin eylemlerine şahit oluyoruz.Mafya savaşlarının aslında tüm amacının 'iş ' için olduğu yani sahip olduğu güçleri kaybetmemek ve yeni alanlar kazanmak,rakiplerini alt etmek...gibi amaçlarının aslında günümüz kapitalist dünyasındaki ticari savaşlar gibi yürütüldüğü,adeta rakipleri ile mücadele ederken bir SATRANÇ OYUNU OYNUYORMUŞ gibi stratejik hamleler yapıldığını öğreniyoruz.

Mafya nedir ? Mafya neden kuruldu ? Kime tepki için ya da hangi koşullar yüzünden ? Devletler ile mafyalar arasındaki karanlık bağlantılar neler ? İnsanlar neden adaleti sağlaması için mafyaya gider ve sıradan halk adalet için neden mafyaya muhtaç halde bırakılır ?.....bir sürü soru sorabiliriz,bazı sorularının cevabını da kitap bize veriyor zaten.

Çeteden,mafyaya dönüşme ve sonra da holding düzeyinde şirketleşme....İşte sokak savaşlarından koskoca bir şirket olma...Bütün bunlar neden kapitalizmin anavatanı Amerika'da yoğun şekilde yaşanıyor ? Kitap maalesef bu soruları sorma cesaretini göstermedi,bu konuda kendi fikrimi söyleyeyim:Sistemi yöneten bir avuç insan sadece kendi kontrol edebileceği silahlı güçler,finansal güçler,siyasi ve sosyal güçler meydana getirirBunlardaki hiyerarşi,piramit gibi basamak basamaktır.Alt tabadaki kaos ve çatışma üst tabakaya muazzam bir güç sağlar bu tepedeki güçler için kapitalist sistem onların para içinde yüzdüğü,yeni mafyalar türeten en ideal ortamdır.Yani,sistem kendi menfaati ( öncelik zenginlerin çıkarı ) için mafya gibi örgütleri besler,büyütür,gerekirse dağıtır,ya da o mafya o kadar yükselir ki piramitin tepesindeki nadir birkaç aileden biri olur belki de ! Ama ne de olsa bu düzen ;zenginlerin dünyasına hizmet eden,zenginlere göre asla bozulmaması gereken bir düzendir.

Kitap yine de bazı sorulara cevap veriyor,insanlar dertlerini çözülmesi ve adaletin sağlaması için mafya babalarına başvuruyor,bu babalar,mahkemelerin sağlamadığı adaleti sağlıyorlar,gerektiğinde bu güçler Oscar ödüllleri ve oyuncu seçimlerine etki ediyor,Savcılarla işbirliği yapıp suçluları suçsuz yapıyor....Kısaca adalet sistemi,holywood sektörü eleştirisi,devlet-mafya-polis-savcı işbirliğine eleştiri...Hem filminde hem kitabında birçok alt metinler,göndermeler...Kitapta her şey var,sosyal-ekonomik ve siyasal eleştiriler,ama yukarıda yazdığım paragrafta açıkladığım gibi sistemin mafya üretmesi sonucu çıkarını yani büyük oyuna değinmemiş yazar.Bunu da normal karşılıyorum çünkü yazar ,büyük pencereyi okura göstermek isteseydi inan ki ne kitabı basılırdı ne de filmi çekilirdi !

Kitabı okumadan önce düşününün biraz:Devletler neden sadece kendilerinin kontrol edebileceği örgütler ister ? Neden bu örgütleri güçlendirmek ister ? Mafya hangi koşullarda oluşur ve büyür ? Mafyanın büyümesini destekleyen perde arkasındaki güçlerin mafya oluşumlarından çıkarı ne ? Sistem neden mafya'ya ihtiyaç duyar ki ? Mafya zaman içinde güçlendikçe neden sistem içindeki önemli bir çark haline gelir ? Herkes bu soruları sorsun kendi kendine ve kendi cevaplarını bulsun.Büyük oyunu görsün,gözler açıldıkça karşımıza dünyadaki sistemin BİG BROTHER benzeri olduğu,aslında yaşadığımız dünyayı şu an için medya yolu ile saklansa da 1984 adlı kitaptaki gibi bir hiyeraşik sistem olduğunu her düşünen vatandaş fark eder ! Ama hiçbir güç halkın bir araya gelmesiyle yıkılmaz değildir ! Kitap yorumlamamı şu anlamlı 2 alıntı ile bitirmek istiyorum:

''Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız.Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa,onun yıkılmaz,devrilmez bir şey olduğunu sanmayın.En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.'' SIRÇA KÖŞK adlı kitabın aynı adı taşıyan masalından sayfa 141-Sabahattin ALİ

''Bu dünya da çobansız da,köpeksiz de yaşanabilirmiş.Ama bunu anlamak için her defasında bu kadar kanlı kurbanlar verecek olursak pek çabuk neslimiz kurur.Bari siz gözünüzü açın da,ilerde başınıza yeni itler,hele kendilerini kurt sanan palavracı itler musallat olursa,sürüyü canavarlara paralatmadan onları defetmeye bakın ! '' SIRÇA KÖŞK adlı kitabın KOYUN MASALI adlı bölümünden sayfa 135-Sabahattin ALİ
Size okumakta reddedemeyeceğiniz bir inceleme yazacağım. :) Neyse bu kült haline gelmiş filmin; mükemmel bir repliğiyle incelemeye başlamak çok güzel oldu. Çünkü incelemeye başlarken nasıl başlayacağım bilemiyorum. Öncelikle kendi ön yargımı kırdığım için çok mutluyum. Bir filmi izledikten sonra onun kitabını okumakta çok zorluk çekiyordum. Ama bu romanı okuyunca anladım ki filmini izlesen de o replikler ve anlatılmamış detaylar çok daha fazla bir roman ediyor.

Hemen alttan müziği de verelim. :) Okurken açarsanız çok sevinirim...
André Rieu - The Godfather Main Title Theme (Live in Italy) : https://www.youtube.com/watch?v=qSxxQcVd2MU

Baba’yı sanırım izlemeyen yada duymayan yoktur diye düşünüyorum. En iyi filmler listesinde ilk 5 de, Oscar ödüllü eserin metnini okudum dostlarım. Roman tamamen filmle öylesine uygun ki anlatamam ya. Bir yandan saniye saniye filmi izliyorum; diğer yandan da romanı okuyorum. Tabi önce okuyorum… Elinizden bırakamayacağınız kadar sürükleyici ve heyecanlı. Böylesine güzel kurguyu düşünüp yazdığı için Mario Puzo’ya; bu romanı böylesine güzel uyarladığı için de Francis Ford Coppola’ ya teşekkürler ve minnetler sunuyorum.

Kitabı öylesine eski bir baskıdan okudum ki saklamayı düşünüyorum. 1976 basım bir eser. Kitap farklı farklı bölümlerden ve kendi içinde de kitaplar olarak yedi kitaptan oluşuyor. Filme uyarlanan bölüm ilk iki film. Üçüncü filme dair bir konu yok.
Konu demişken konuya geçelim artık. Bir babamız var Don Carloone. Onun yaşamını anlatıyor eser. Nasıl büyüyüp neler yaptığını. Nerede doğup yaşamına nasıl devam ettiğini anlatıyor. Doğumunda başlayan cinayetler ölümüne kadar devam ediyor. Büyük bir İtalyan hikâyesi. Sicilya bölgesinin tasviri. Gayet de gerçek bir kurgu bence. Cinayetler ve faili meçhuller bölge olan Sicilya’dan kurtulan Don’un Amerika’ya yerleşmesi, orada gerçek karakterini ortaya kurarak bir küçük aile oluşturması. Zengin ve karaktersizden alıp doğruya ve haklıya vermesi bir nevi Robin Hood’luk yaparak bir mafya babası olmasını konu alıyor. Öylesine güzel bir büyüme ki bunu okumanızı ve izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Baba’nın dâhiyane kurgularıyla, planlarıyla işleyen bir düzen. Sonrasında aile büyüyor ve siyasete de etki ediyor. Aslında geçmişimize bakarsak kesinlikle ülkemizde de bu tür şeyler vardı. Şimdi de var mı? Bilemiyorum…

Baba’nın uyuşturucuya karşı durması sonucunda mafyalar arası bir savaş başlıyor ve ikinci bölümde bu savaşın sonunda yaralanan Don’un yerine oğlu Michael Carlone’nin yani Al Pacino’nun geçmesiyle büyük bir savaş başlıyor. Mükemmel ötesi konular, gayet güzel duygular barındıran bir eser. Tabi bunu derken muhteşem bir edebiyat beklemeyin ama öylesine güzel kurguyla anlatılan günümüz konuları var ki… O zamanın kurgusuna ve düşünce yapısına göre gayet muhteşem, mükemmel, dâhiyane olarak da sıfatlar da sıralayabilirim. Siyasileri satın alma, polise rüşvet, kumarhanelerin işlemesi, uyuşturucu satılması… vb. tüm suçların devletin kötü yönetimle ilgili her şeyi barındırıyor. Mafyanın ne olduğu, nasıl olması gerektiğini, devletin göz yummasını, insanların devletten bulamadığını gelip babadan istemesi bile başlı başına bir hukuksuzluk göstergesi… Hollywood sektörünün iğrençliğini de bize bir bakıma anlatıyor. Nasıl Oscar alındığını ? Hangi filmde kimlerin oynamasının istendiğini? Bunun devlet eliyle nasıl olacağını anlatıyor. Sanatçıların nasıl bir destekle ya da hileyle sanatçı olup, filmlerde oynamasının baskısı bu romanda mevcut. İşçi sendikalarına devamlı atıfta bulunulması bir mesaj gibi geldi. Kurtlar Vadisi’nin bazı yerleri aklıma geldi. Çünkü orada da devlet eliyle yönetilen mafyaların yaptığı düzen işlediği çark gayet kitapla uyumlu.

Ana temaya gelirsek devletin bu sitemi neden ve nasıl kullandığı ? Kendisinin yetmediği, yapmak isteyip de elinin varmadığı, kendisinden olup da güçlendirdikten sonra eliyle piyon yaptığı ve onları sonrasında yargılamaktan bile korktuğu bir düzeni açıklamak istemiş. Devletten pek söz edilmiyor ama mafyaların bir çark olduğu dönemi öylesine güzel aktarmış ve ABD’nin nasıl bir düzen sonrasında kendine geldiğini anlatmış çok şahane bir kitap.

Kesinlikle tavsiye ederim. Su gibi gidiyor inanın. İyi okumalar diliyorum…
Baba.
Başlı başına bir sinema şaheseri. Kimileri eleştirse de oyunculuk ve kurgu bakımında müthiş bir başyapıt. Senaryosunda bulunan altın replikler, çoğumuzun hafızasındaki yerini ilk günkü gibi korur.
Gelelim kitabına.
Kitabın girişinde Balzac'ın "Her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir" yazar. Sanırım kitabın tüm özeti burada saklı.
Ben bu kitabı ortaokul birde iken- tahminen 2002- yılında ilçe halk kütüphanesinden almıştım. Zaten filmini daha önceden izlediğim için bu kitap benim için cevher niteliği taşıyordu. Kış günleri annem babam ben aynı odada kalırdık. Ben kitabı çok merak ediyordum. Akşam altıda okuldan gelince ödevdi falan derken, okumak için geriye sadece gece saatleri kalıyordu. Ben de el feneri ile bu kitabı yatağımda, yorganın atında 2 gecede bitirmiştim. Bugün bu yazıyı yazıyorum çünkü o günkü duygular taptaze.
Kitapta, filimde olmayan pek çok ayrıntı var. Farklı olaylar ve sözler.
Hep yinelerim, Puzo'yu dünya edebiyat sahnesinde, ön sıralara koyamayız. Çünkü Puzo, hayatında yaşadıklarını yazar kurmaca yaparken. Güzel bir anlatıcı ve hikayecidir. Gelgelelim edebi yönden veya düşünsel olarak klasikler ile kıyaslayamayız. Modern klasikler ile de değerlendiremeyiz. Puzo başlıbaşına bir türdür bence. Onun kitaplarında, Amerika'ya göçen İtalyanların yaşadıkları, kayıpları,acıları vardır. Bunları da müthiş yansıtır. Bu kitapta Don Corleone'nin Sonny'nin Michael'in Key'in ve diğer karakterlerin betimlenmesi gayet yerindedir. Karakterleri oluştururken sanki kendi çevresinden kaynak almıştır.( Bence mutlak böyle yaptı).
Kendisi de İtalyan göçmen bir ailenin çocuğu olduğu içindir muhtemelen, karakterlerin duygusunu güzel anlatmıştır.
Genel kanı "mafya, silah,suç" anlattığı için Puzo çoğu kesim tarafından sevilmez. Ama ben çocukluğumdan beri severim. Hatta ondan esinlenip kendi suç öykümü yazmıştım o yaşlarda.
Sonuç olarak, bu kitap okunabilir. Polis, suç, mafya ve devlet ilişkileri örgüsünü seven dostlar okuyabilir. Zaten çoğu kişi filmi de izlemiştir.
Okurken sürüklenip gidebilirsiniz. O yüzden kısa sürede bitebilecek bir kitap.
Herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Bir mafya liderinin öldürülmesi üzerine gelişen kitap suikastler ve entrikalarla dolu oldukça sürükleyici. Adı "suskunluk yemini" anlamına gelen - mafya içinde geçerli bir kural - gerilim dolu bu roman intikam üzerine kurgulanmış ve temposu hiç düşmüyor. Bakıyorum da yazarın çoğu romanında omerta yasası az çok geçiyor. Mario Puzo'nun önceki romanlarını okuduysanız bunu da seveceğinize eminim.
Orta düzey aksiyon filmi senaryosu gibi geldi bu kitap bana. Mario Puzo'nun kitaplarına az çok alışmış biri olarak bunu romanlarının en zayıf halkası olarak görüyorum. Kitap ince ve okunulabilirlik açısından sıkıntı yok. Ancak gel gör ki kitabı kurtarmaya yetmiyor bunlar. Özellikle alınıp okunacak kitap değil. Bir yerlerden elinize geçerse ve boş bir zamanınız da varsa okuyun.
Guiliano, o bir halk kahramanı, o haksızlıkla mücadeleye kendini adamış adalet savaşçısı.

Dönemin İtalyasını, mafya örgütlerini ve siyasi bir kaç olayları güzel tasvir etmiş yazar. Kitabın arkasındaki yazıdan Baba romanıyla ilişkili bir kitap izlenimi veriyor ancak bu kitapta çok kısa geçiyor. Ona rağmen başarılıydı.
Yıllar önce okumuştum. Mafya mensubu bir İtalyan ailenin hikayesi. Aile içindeki kadınların ilişkileri ve kahve eşliğinde yenen tereyağlı ekmekler aklımda kalmış. O günün şartlarındaki mafya hakkında bilgiler de içeren güzel bir kitap.
Filmini izlediğimi öncelikle belirtmeliyim. Roman uyarlaması filmleri izledikten sonra kitabını okumuyorum çünkü heyecanı kalmıyor. Ancak Baba üçlemesini çok beğendiğim için kitabını okumaya kayıtsız kalamadım. Kitabından da filmi kadar zevk aldım. Tabiki kitap daha detaylı ve filmde olmayan birçok şey var. Zamanının zaten ünlü bir romanıydı kendisi.
Bu kitabın önce filmini izlemiştim. Filmi hoşuma gitmişti. Daha sonra bu kitabı aldım.
Kitap aslında Baba kitabının bir uzantısı şeklinde. Baba'yı okuyanlar bilir ( veya filmi izleyenler), Michael Corleone saklanmak için baba ocağına ( Corleone köyüne ) gider. Bir süre oralarda takılır. Babasının isteği üzerine Salvatore Guiliano adlı adamı yanında getirmek için aramaya koyulur. Öte yandan Salvatore ise Sicilya mafyası ile savaş hazırlıkları içerisindedir. (Gerçek hayatta Salvatore Giuliano Sicilya'da yaşamış bir eşkıyadır. Daha doğrusu Robin Hood olarak tanınır. Dönemin şartlarına kurallarına karşı durduğu için kanun kaçağı durumuna düşmüştür. Bu kitapta anlatılanların bir kısmı gerçek olaylara dayanmakta imiş. Puzo bazı olayları atlayarak yazmış deniyor araştırdığım kaynaklarda.)
Salvatore'nin yoldaşı, arkadaşı ve kuzeni Gaspare Pisciotta (Aspanu) adlı karakterdir. Aspanu ile haydutluk yaparlar. Tüm maceralarda beraberdirler. Aspanu da gerçek bir karakter. ( ben bunların gerçek karakter olduklarını sonradan öğrendim).
Kitap baştan aşağı entrika, ihanet, hainlik, çakallık, kahramanlık kokuyor. Salvatore'nin ölümü ise daha acı şekilde. Çünkü Aspanu, Sicilya'nın ihanet adetini devam ettiriyor ve Salvatore'yi öldürüyor.
Kitap gerçelk olaylara ve karakterlere yansa bile aslında kurgudur. Puzo'nun güzel kurgusu ve karakter betimlemeleri ile dolu bu kitabı okuyacak arkadaşlara şimdiden iyi okumalar dilerim.
İnsana demezler mi bu nasıl kitap diye. Kitap çok güzel, işleyiş mükemmel. Baba da var Corleone ailesi de var ama gel gör ki kitap Salvatore Guiliano üzerinden ilerliyor. Başta Michael ile başlayınca gene tamam dedim bu saracak ama adama bir giriş yaptık daha da çıkamadık. E hiç BABA figürü eklenmeden de bu yapılabilirdi bence reklam ve satış amaçlı eklenmiş ama güzel olduğu için ses çıkartamıyoruz. Zaten ne demek istediğim anlaşılacaktır bana göre.
Burada Sicilya'dan kurtarılmaya çalışılan Salvatore Giuliano konusu geçiyor. Kitabın henüz başında daha Michael Amerika’ya kaçmadan. Burada çok önemli bir mevzu var. Gerçekten de bu kişiliğin yaşadığını öğreniyoruz. Yaklaşık 40 dakikalık bir araştırma sonucu olarak söylüyorum bunu. Ancak burada bu kişinin hem Robin Hood olarak anılması hem de Halkını Katletmesi arasında bir tezatlık gözüme çarptı. Hatta ilk notları alırken bu tezatlıktan yakınmıştım ama bir sonraki araştırmalarımda, Mario Puzo'nun bu tezatı gidermek için katliamı Salvatore'nin adamlarından Passatempo ile yaptırdığını görüyoruz. Tabi yanlışım varsa da lütfen düzeltin. İtalyancam olmadığı için birkaç arkadaştan yardım almak durumunda kaldım ve genellikle de çeviri kullandık. O yüzden çok da emin olamadık tabi.
Kitabın sonuna geldikten sonra görüyoruz ki bu iki adam birleşiyorlar hikâyede ama abartmıyorum. Kitap 100 sayfa olsun; bunun 85 sayfası Guliano, 5 sayfası Michael ve 10 sayfası da beraber geçirdikleri kısımdır. En net haliyle bunu diyebilirim. O 10 sayfa da şüpheli tabi. Bir de Komünizm destekçisi arkadaşların kitabı OKUMAMASI daha faydalı olacaktır. Bana kalsa okuyun derim tabi de moralleri bozulacaktır yazanları görünce. Herkesin kendi fikri tabi ben karışamam.
Ben sadece keyifli okumalar ve iyi akşamlar dileyebilirim ve öyle yapacağım. Herkese de iyi hafta sonları ve tatiller diliyorum. Sağlıcakla..

Yazarın biyografisi

Adı:
Mario Puzo
Unvan:
Abd'li Romancı ve Senarist
Doğum:
New York, 15 Ekim 1920
Ölüm:
New York, 2 Temmuz 1999
Özellikle Baba (The Godfather) adlı romanı ve filmiyle tanınmış, suç ve mafya filmleri tarihine damgasını vurmuştur.

1969'a değin çeşitli riskler alarak kitaplar yazan Puzo, geniş kitlelere ulaşamadı. Bu dönem maddi bir sıkıntı da çeken Puzo büyük bir kumar oynayarak Godfather'ı yazıp varını yoğunu bu projeye yatırdı. Şans kendisine güldü ve Godfather tüm Amerika ve dünyada bestseller oldu. 1972'de Paramount film stüdyosuyla anlaşan Puzo, yönetmen Francis Ford Coppola ile senaryoyu yeniden uyarlayarak Bölüm I'i oluşturdu. Tüm dünya üzerinde olay yaratan film Hollywood'un son yıllarda çizdiği kötü imajı sildi ve bir anlamda prestijini kurtardı. Puzo Bölüm II ve III'te de ustalık işi çıkararak servetini artırdı.

Yazar ayrıca Sicilyalı, Last Don, Omerta, Dördüncü K, Ana gibi önemli yapıtlara imza atmış yeni başarılar elde etmişti. 1999'da ölmeden önce Godfather Bölüm IV üzerinde çalışmalarını sürdürmekteydi. Yazar ölünce proje iptal edildi. Ayrıca Mark Winegardner tarafından Godfather Returns (Baba Döndü) ve Godfather Revenges (Baba'nın intikamı) adıyla Baba serisine devam edildi.

Yazar istatistikleri

  • 73 okur beğendi.
  • 560 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 294 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları