Mafya filmleri ve dizilerini, entrikaları, güç dünyasını, sadakat ve sadakatsizliği, polisiye romanlarını sevenleri içine çekebilecek, aşk ve sevginin nasıl değişebileceğini gösteren akıcı anlatımı ile meraklandırıcı ve santranç oyuncusu gibi hamleler ile suç dünyasında barınabilmeyi ve güvende kalıp yaşamayı gösteren, ünlü Sicilya ailelerin in kan bağı olmaksızın aile olabilmesini anlatan güzel bir roman.
Mario Puzo - Omerta
1972’deki bir röportajında “Baba kitabını tamamen araştırmaya dayanarak yazdığımı kabul etmekten utanıyorum. Yeminle söylüyorum ki hayatımda hiçbir gerçek gangsterle
“Omerta’yı asla çiğnemem ben.”
Mario Puzo denince aklımıza ilk Marlon Brando ve Al Pacino'nun başrollerini paylaştığı Baba filmi gelir. Puzo’nun Baba romanından uyarlanan film Oscar dahil olmak üzere sayısız ödül alırken tüm dünyada en çok izlenen filmler arasına girmiştir.
Kitaba ismini veren ve mafya jargonunda suskunluk yasası anlamına gelen Omerta, söz konusu olayda adı geçen şahısların işledikleri düşünülen suçlar hakkında bilgi vermelerini yasaklayan, Sicilyalılara özgü şeref kuralıdır.
Don Zeno’nun ölmek üzereyken arkadaşı Raymonde Aprile’ye emanet ettiği küçük oğlu Astorre Viola tam bir Sicilya mafyözü olarak yetiştirilmişti. Ama Astorre’yi kuzenleri olarak kabul eden Don Aprile’nin çocukları bile bundan haberdar değildi. Herkes onu şarkı söylemeyi ve ata binmeyi seven, makaroni ticaretiyle uğraşan bir adam olarak biliyordu. Ta ki şartlar değişip mafya babası Don Aprile bir suikaste kurban gidene kadar. Şimdi Astorre Viola kendini aile bankalarını ele geçirmek isteyen New York mafyası, Kolombiya uyuşturucu karteli ve FBI’a karşı amansız bir mücadelenin içinde buldu. Bu zorlu ve sırlarla dolu savaşın kazananı kim olacaktı?
Merhamete izin vermeyen ve her an ihanetin kol gezdiği, ölümün soğuk nefesini yanı başınızda hissettiğiniz, kendi ahlak anlayışıyla soğuk ama bir o kadar da çekici mafya dünyasını okumayı sevenler bu kitabı mutlaka sevecektir.
Dikkat spoiler içerir.
Sicilya'nın ünlü mafya babalarından Vincenzo 80 yaşından sonra baba olur ve oğluna Aspilla adını koyar. Ancak ölümü yaklaşmıştır ve oğlunu gizleyip yetiştirmesi için
Omerta, suskunluk yasası demek. Sicilyalılara özgü şeref kuralıdır. Kitabın ismini aldığı bir yasa. Yazar bir bütün olarak kitapta bu yasanın çiğnenmesinin sonuçlarını güzel akıcı bir intikam ve koruma temalı hikayesiyle anlatmış.
Sürükleyici çok kitap okudum…diye düşünenlerle başlayayım; daha hiç bir şey görmediniz.
Ne mafya, ne polisiye, ne kirli ilişkiler…bu kitapların hiçbirini sevmem. Sadece (doğal olarak) Mario Puzo yeri ayrıdır.
Kitap öyle böyle sürükleyici değil. Savrulup sürükleniyorsunuz.
Klasik bi, ha demek şöyle olacak, o da bunun peşinde, demek bu bunu öldürür, bu buna aşık olur, bu da bununla acayip düşman, bunlar da birbirinin peşine düşer…kitabı değil. Tam öyle olduğunu zannediyorum tak ters köşe. Ama çok keskin bi dönüş değil. Öyle bi mantığa oturuyor ki…eeee n’olacak yani şimdi…şeklinde iç sesinizle okuyorsunuz.
Yani uzatmayacağım; okuyun okutturun.
Belki az bile abarttım. Kendiniz görün.
Alt metininde verdiği mesajlar cok iyi..Aileye verilen değer,sadakat,strateji,kendine zarar verecek insanlara kendini olduğundan farklı gösterme…Etkilenerek okudum.Astorre violada bi sedat peker havası var..
Sicilya adasında uygulanan suskunluk yasasına yani olay olduğunda devlet görevlilerine herhangi bir şey söylemek yerine oradaki yerel mafya liderlerinin adaleti sağlamasına verilen ad olan Omerta, yazarın daha önce okuduğum kitaplarından daha iyi olmasada yine de bittiğinde aynı tadı bırakıyor, kitap ünlü ve saygın bir mafyanın ilerleyen yaşında kendi oğlunun yetişmesiyle görevlendirdiği sadık adamlarından birinin onda gördüğü potansiyel üzerine onu mafyalığa hazırlaması sonrasında gelişen olaylar üzerine kurulmuş akıcı bir roman
Günümüzde hep derler ya aşağılamak için, komplo teorisi diye. Kitabı okuyunca ne fırıldaklar dönüyor, tapınakçılar, yuvarlak masa şovalyeleri, mason kocaları ve diğerlerinin artık şirketlerin perde arkasından dünyayı yönetmek için ne dolaplar çevirdik lerini, paranın milliyeti, dini ve ırkının olmadığını sadece güce yapanların birleştiklerini çok çarpıcı görüyorsunuz romanlaştırılmış olarak hemde. Ülkemizde de aynı uzantıları TÜSİAD adı altında, sömürmek için demokrasi ve özgürlük kılıflarını içinde gizlendiklerini fark ediyordunuz bu arada.
Özellikle Baba (The Godfather) adlı romanı ve filmiyle tanınmış, suç ve mafya filmleri tarihine damgasını vurmuştur.
1969'a değin çeşitli riskler alarak kitaplar yazan Puzo, geniş kitlelere ulaşamadı. Bu dönem maddi bir sıkıntı da çeken Puzo büyük bir kumar oynayarak Godfather'ı yazıp varını yoğunu bu projeye yatırdı. Şans kendisine güldü ve Godfather tüm Amerika ve dünyada bestseller oldu. 1972'de Paramount film stüdyosuyla anlaşan Puzo, yönetmen Francis Ford Coppola ile senaryoyu yeniden uyarlayarak Bölüm I'i oluşturdu. Tüm dünya üzerinde olay yaratan film Hollywood'un son yıllarda çizdiği kötü imajı sildi ve bir anlamda prestijini kurtardı. Puzo Bölüm II ve III'te de ustalık işi çıkararak servetini artırdı.
Yazar ayrıca Sicilyalı, Last Don, Omerta, Dördüncü K, Ana gibi önemli yapıtlara imza atmış yeni başarılar elde etmişti. 1999'da ölmeden önce Godfather Bölüm IV üzerinde çalışmalarını sürdürmekteydi. Yazar ölünce proje iptal edildi. Ayrıca Mark Winegardner tarafından Godfather Returns (Baba Döndü) ve Godfather Revenges (Baba'nın intikamı) adıyla Baba serisine devam edildi.