...ne yalan söyleyeyim ölmek istedim.. Yanımdan ayrılırken iki göz iki çeşme
ağlıyor ve şöyle diyordu bana:
"Ah Sappho, nasıl üzgünüm bilsen!
İnan, istemeden ayrılıyorum senden!"
Bense şöyle yanıtladım onu: "Güle güle
git," dedim, ve beni unutma; biliyorsun
çünkü seni ne çok sevdiğimizi.
Ya da bırak, ben anımsatayım sana
birlikte geçirdiğimiz o güzel günleri
Kaç kez menekşelerden, güllerden ve (güzçiğdemlerinden) örülmüş taçlar yerleştirdin başına yanı başımda!
Kaç kez, nice güzel çiçeklerden örülmüş gerdanlıklar doladın, o incecik boynuna!
Ya bütün o güzel kokular,
bir kraliçe benzeri bedenine sürdüğün o değerli yağlar!..
Sonra da yumuşak döşeklerde
gideriyordun susuzluğunu.
Ve sen, Dike, bir taç yerleştir saçlarının üstüne yumuşacık elinle ördüğün anason dallarından; güzel çiçekler kutlu Kharit'lerin gözünü çeler, başında taç olmayan birini görmezler bile.
Öldüğünde bir mezara yatıracaklar seni, ne bir anın kalacak geriye, ne özleyenin olacak hiç derlemedin çünkü Pieria'nın güllerinden; Hades'in konağında da görünmez olacak ruhun, gölge bedenler arasında öyle dolanıp duracak.