Bir fare sütü içmiş ve çocuk uyanıp bardağı boş görünce ağlamaya başlamış. Bunun üzerine fare biraz süt istemek için keçiye gitmiş. Keçinin sütü yokmuş, ot bulamamış. Fare tarlaya gitmiş ama kuraklıktan tarlada hiç ot yokmuş. Fare su bulmak için kuyuya gitmiş ama kuyuya bakım yapılmadığı için içinde su yokmuş. Bunun üzerine fare duvarcıya gitmiş ama duvarcida kuyuya uygun taş yokmuş. Sonra fare dağa gitmiş ama dağ onu dinlememiş, ağaçlarını kaybettiği için iskelet gibi görünüyormuş. (Geçtiğimiz yüzyıl boyunca Sardinya'nın ormanları, İtalya'nın anakarasında demiryolu traversi yapmak üzere aşırı bir şekilde kesilmiştir.) Taşlarını verirsen, demiş fare dağa, çocuk büyüdüğünde, yamaçlarına kestane ve çam ağaçları dikecek. Bunun üzerine dağ, taşlarından vermeye razı olmuş. Sonra oğlanın içinde yıkanacak kadar çok sütü olmuş! Bü- yüdüğünde dağı ağaçlandırmış, erozyon durmuş ve toprak bereketle
Bu kitap yalnızca, düşen gölgelerin Batılı ressamların repertuvarına ilk başta nasıl ve neden dahil olduğu ve sonradan da repertuvarından neden çıkarıldığı sorusu üzerinde okurların düşünmesini sağlamayı amaçlamaktadır.
Tarih boyunca bokun tüm canlılar için önemini, keyifle anlatan bir kitap. Merak edenlere tavsiye ederim.
"teori, politika, cinsellik, deneyleme ve mizahı birleştirme girişiminde bulunan teorik yazımının vahşi ve maceracı yapısının ürünüdür."
"örneğin sen öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. mutluluğum her dakika artar. saat dörtte artık sevinçten ve meraktan deli gibi olurum. ne kadar mutlu olduğumu görmüş olursun."