Dilan KAHRAMAN

Dilan KAHRAMAN
@Dilanktn
Sınıf Öğretmeni
14 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Dünyayı ilk kez görüyormuş gibi çevresine bakındı Siddhartha. Güzeldi dünya, renkliydi, garip ve gizemliydi! Burada mavi, şurada sarı, orada yeşildi. Gökyüzü akıyor, ırmak akıyor ve orman gözlerini dikmiş bakıyor ve dağ gözlerini dikmiş bakıyordu; hepsi güzel, hepsi gizemli ve büyüleyiciydi, bütün bunların ortasında da o vardı, Siddhartha, uykulardan uyanmış, kendine giden yoldaki Siddhartha. Bütün bunlar, bütün bu sarılar, maviler, akarsular ve ormanlar ilk defadır ki gözlerinden geçerek Siddhartha'nın benliğinden içeri sızıyordu...
Reklam
Uyanış; Ve dünyada kendim kadar az bildiğim başka hiçbir şey yok! . . . Kendim hakkında hiçbir şey bilmeyişim, Siddhartha'nın bana böylesine yabancı, böylesine bilinmez kalışı bir nedenden, bir tek nedenden kaynaklanıyor: kendimden korkuyordum çünkü, kendimden kaçıyordum. . . . Yo, Siddhartha'nın bundan böyle elimden kayıp gitmesine izin vermeyeceğim! Kendi kendime öğretmenlik yapacak, kendi kendimin öğrencisi olacak, kendimi tanımaya, Siddhartha'nın gizini tanıyıp öğrenmeye çalışacağım.
Bilme denen şeye susadım durdum hep, içim sorularla dolup taştı sürekli. . . . Ve artık şuna inanıyorum ki, bu bilginin bilme isteğinden, öğrenme isteğinden daha azılı bir düşmanı olamaz.
Siddhartha isterse binlerce kez Ben'den kaçıp gitsin, hiçlikte yaşasın, hayvanda, taşta kalsın bir süre, sonunda yine Ben'e dönüşün elinden kurtulamıyor, vakti gelince yine kendini bulmaktan kaçamıyordu, güneş ışığında ya da mehtapta, gölgede ya da yağmurda yeniden Ben oluyor, Siddhartha oluyor...
Dünyanın acı bir tadı vardı. Eziyetti yaşamak
Reklam