Nihayet olmanız gereken yere vardığınıza dair bir his sanki, temizliğe ve dinçliğe dair, emniyete ama özgürlüğe dair bir his, her zaman var olan ama bir ocak gibi ya da kuş tüyünden yatak gibi yakmayan, mayıs güneşi gibi içinizi ısıtan sevgiye dair asla rahatsız etmeyen ve asla sıkmayan bir sevgiye dair bir his.
Beynimiz, o gün savunmamızı yıkan ve bizi tarumar eden çaresizliklere karşı aşırı bir hassasiyet geliştirdi. Öyle ki, bugün bize anımsamadığımız çaresizliğimizi hatırlatan sinyalleri görür görmez tetikleniyor ve üstümüze korku salıyor. Zaten yaşamış olduğumuzu yeniden yaşamamak için…