Bilincin bir diğer özelliği daima değişmekte oluşudur; hiç kimsenin bir durumu veya düşünceyi aynı şekli ile iki defa yaşaması mümkün değildir. Çevredeki nesneler tekrar tekrar ortaya çıkabilir fakat uyandırdıkları duyum ve düşünceler birbirinin aynı değildir. Bir nesneyi birden fazla vesileyle çeşitli kereler düşünebiliriz ancak düşündüğümüz her bir zaman araya giren deneyimlerin etkisi sebebiyle farklı olacaktır. Yani bilinç birikimli bir süreçtir ve aynı şekilde yinelenmez.
James'in kaydettiğine göre bizler düşünce ve sağa dönün olduğu kadar davranışların ve itirazların da kölesiyiz. Hatta saf zihinsel süreçleri ele alırken James, insanın rasyonel olmayan yönü üzerinde durmuştur.
Örneğin zihnin, bedenin fiziksel etkileri altında işlem yaptığına, bir insanın inançlarının duygusal faktörler de belirlendiğine, sağduyunun ve kavramların oluşumunun çeşitli istek ve ihtiyaçlardan etkilendiğine dikkat çekmişti. James insanoğlunun bütünüyle rasyonel bir varlık olduğunu düşünmüyordu.
İnsanlar ve organizasyonlar kendilerini ve kendi toplum şekillerine geliştirmek üzere kendi hallerine bırakılmalıydı, tıpkı yaşayan türlerin doğal dünyada yalnız bırakılması gibi. Devletten gelecek her türlü yardım, evrimin doğal sürecine karışmak olacaktı. Bu görüşe göre çevrelerine uyum sağlayamayan bireyler, meslekler veya kurumlar varlıklarını sürdürmeye uygun değillerdir ve toplumun bir bütün olarak ıslahı için yok olmaları ve soylarının tükenmesi sağlanmalıdır. Devlet, sadece en mükemmel olanların yaşamlarını sürdürebileceğini ifade eden doğanın ana kanalına uymayarak bak zayıf ve güçsüz olanları desteklemeye devam ederse bunlar etkilerini sürdürmeye devam edecek ve sonuçta toplumun zayıflatacaklardı. Spencer sadece en güçlü olanların yaşamasını garantiye alarak insan toplumunun kendi kendini ilerletebileceğini ve en sonunda insani ve toplumsal mükemmelliğe ulaşacağını ispatlamaya çalışmıştı.
Evrimin insan doğasına ve insan topluluklarına uygun olması olan sosyal darwinizm ABD'de büyük bir ilgiyle karşılanmıştı.
Spencer'in ütopik görüşü en uyumlu olanın hayatta kalması yoluyla sadece en iyilerini yaşayabileceğine ilişkindi. İnşaatın doğal düzenli herhangi bir müdahalede bulunmamak şartıyla insan mükemmelliği kaçınılmazdı. Bireyselcilik ve laissez- faire ekonomisi üzerinde durdu, eğitim ve barınmayı desteklemek için bile olsa devletin insanların yaşantılarını düzenleme girişimlerine şiddetle karşı çıktı.