Dilek Bektaş

Gövdesi yanık incir ağacı
8/10
·408 syf.··
2026 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 02:19
1974 Kıbrıs yaz mevsimi, toplu ölen baykuşlar ve gövdesi yanan incir ağacının Kıbrıs’tan Londra’ya yolculuğu Kayıp Ağaçlar Adası, sadece bir aşk hikâyesi değil; bir coğrafyanın hafızası, suskunlukların dili ve geçmişin bugüne bıraktığı izler gibi geldi bana. Kitabı okurken en çok hissettiğim şey, anlatılanların sadece karakterlere ait olmadığıydı. Sanki o acılar, o ayrılıklar ve o yarım kalmışlık hepimizin içinde bir yerde vardı. 1974 Kıbrıs yazı kitapta sadece bir zaman dilimi değil, bir kırılma noktası. İnsanların bir anda düşmanlaştığı, evlerin, anıların ve hayatların yarım kaldığı o dönem çok derinden işlenmiş. Toplu ölen baykuşlar ve gövdesi yanan incir ağacı ise bana göre kitabın en çarpıcı simgeleriydi. Özellikle incir ağacının Kıbrıs’tan İngiltere’ye uzanan yolculuğu, köklerinden koparılan insanların hikâyesiyle birebir örtüşüyordu. Başta bir ağacın anlatıcı olması bana uzak gelmişti ama sonra fark ettim ki en saf, en tarafsız anlatıcı oydu. İnsanların söyleyemediklerini, bastırdıklarını o dile getiriyordu. Karakterlerin yaşadığı aşk, kayıp ve aidiyet duygusu çok gerçekti. Bir yere ait olamama hissi, geçmişle bugünün arasında sıkışıp kalmak… Bunlar kitap boyunca içime işledi. Her ne kadar eşcinselliğe bir tık güzelleme yapsa da, bu durum kitabın genel duygusunu zedelemiyor. Aksine sevginin sınırlarını, insanların birbirine tutunma ihtiyacını daha farklı bir açıdan görmeme sebep oldu. Ben bu kitabı okurken şunu düşündüm: İnsan bazen yaşadıklarıyla değil, sustuklarıyla daha çok yaralanıyor. Ve bazı hikâyeler ne kadar anlatılırsa anlatılsın, içindeki boşluğu tamamen dolduramıyor. Kitap bittiğinde içimde hafif bir hüzün ve uzun süre geçmeyen bir düşünce hali kaldı. Etkisi hemen geçmeyen, yavaş yavaş insanın içine yerleşen kitaplardan biri oldu benim için
Alıntı
Kayıp Ağaçlar AdasıElif Şafak · Doğan Kitap · 20233,362 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kendine Mektup
Puan vermedi·240 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 04:27
İclal Aydın İclal Aydın’ın Bunu Sen Oku kitabı, bir hayatın dışarıdan anlatılmış hikâyesinden çok, insanın kendi kalbine tuttuğu bir ışık gibi. Bu kitapta İclal Aydın yalnızca yaşadıklarını değil; yıllarca içinde taşıdığı özlemleri, kırgınlıkları, korkuları ve umutları da büyük bir samimiyetle okura açıyor. Satırlar arasında en çok hissedilen duygu, babasına duyduğu derin özlem ve kırgınlık. Bazen bir çocuk gibi içinden geçenleri söylemek ister gibi, bazen de gökyüzüne bakıp “Uçak babama selam söylesin” der gibi yazıyor. Bu özlem, kitabın pek çok sayfasında ince bir sızı gibi dolaşıyor. Annesine gelince… Onunla hesaplaşmaktan çok, zamanın ve yalnızlığın içinde ağır ağır geçen hayatına duyulan bir merhamet var. İclal Aydın, annesinin son günlerinde yanında oluşunu anlatırken insanın kalbine dokunan o sessiz vefa duygusunu da satırlara bırakıyor. Kitap boyunca İclal Aydın kendi zaaflarını, yanılgılarını ve kırılganlıklarını saklamıyor. Parasızlık günlerini, uğradığı ihanetleri, karşılaştığı vefasızlıkları anlatırken; hayatında kalan ve ona iyi gelen insanlara duyduğu şükrü de unutmuyor. Bir anne olarak kızına dair içinde taşıdığı umutları ve aynı zamanda anneliğin o derin korkularını da dürüstçe paylaşıyor. Çünkü bu kitap, kusursuz bir hayat hikâyesi anlatma çabasından çok, insan olmanın kırılgan tarafını kabul eden bir anlatı. Ve kitabın adı Bunu Sen Oku olsa da, bana kalırsa İclal Aydın’ın seslendiği “sen” belki de bir başkası değil. Belki geçmişteki kendisi, belki de yıllardır susturduğu iç sesi… Sanki bu kitap, başkalarından önce kendi kalbine yazılmış bir mektup gibi.
Alıntı
Bunu Sen Okuİclal Aydın · Artemis Yayınları · 2023838 okunma
8/10
·152 syf.··
2026 21. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 15:25
Hayvan Çiftliği ve 1984 ün yazarı bu kitabından tüm dünya ülkelerinin 2. Dünya savaşındaki durumunu sosyoekonomik koşullarını ve savaşın dehşetini bir hastane odasında yatan bir hastanın anlatıcılığıyla kaleme almış. Siyasi tarihe ilgi duyanlar için muazzam bir kitap ama roman türü sevenler için çok sıkıcı gelebilir. Kitap için özetle zulme alışan insan antalojisi diyebilirim. Zulme alışmak ne dehşet bir cümle ama alışmaktan başka çaresi olmayanlar için müthiş bir sığınak
Alıntı
Yoksullar Nasıl Ölür?George Orwell · İthaki Yayınları · 2021810 okunma
Savaş
8/10
·60 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 16:48
Seydenin aşkı, sabrı, fedakarlığı ve savaşın sadece can değil, mutluluk, gelecek, masumiyet ve yaşanacak güzel günlerin katli. Coğrafyanın ve savaşın değiştirdiği hayatlar… babasız çocuklar, çocuksuz analar, kocasız gelinler
1000Kitap
Yıldırım Sesli Manasçı - Asker Çocuğu - Beyaz YağmurCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20183,177 okunma
İnsan ırkı
7/10
·344 syf.··
2026 10. kitabı
·
100 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 15:18
Kitabı çok beğendiğim söylenemez. Büyük bir beklentiyle okuduğum için belki de biraz hayal kırıklığı yaşadım. Kitap akıcı ve diyaloglar sürükleyici belkide beğenmeme nedenim insanın oğlunun tüm acımasızlığını her bir konuda işlemesi. Okudukça Ey insan deyip insanlığımdan bir kez daha utandığım bir kitap. Açlık, savaş, işkence, ayrılık, aşk, tutku… en önemlisi masum iki çocuğun dönüştüğü bir yönüyle canavar bir yönleriyle melek hali…
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma