• Şeytana karşı savaş zaman kadar eskidir. Bu sadece senin mücadelen değil. Bizim mücadelemiz, tüm insanlığın mücadelesi.
  • Ve konuştu ( Bağdatlı ) Cüneyd. Kulla Allah arasında dört deniz vardı. Allah'a ulaşmak için bu dört denizi dört ayrı gemiyle aşmak lazımdı. Dünya denizi ancak zühd gemisiyle geçilirdi, halk denizi uzlet gemisiyle. İblis denizinde boğulmamak için bir savaş gemisine ihtiyaç vardı, nefis denizini aşmak için " arzuya gem " gemisine. Ve konuştu Cüneyd:
    "Rabbe dost olanların evleri ne güzel ! Ve ne ıssız, ne korkunç su isyan evleri ! "
  • Zira insan tabiatı gereği zora düşmedikçe yeteneklerini hakkıyla ortaya koyamaz
  • Yine sana sesleneceğim

    Senin kim olduğunu hiç bilmeden

    Senin kim olduğunu en çok bilerek

    İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin

    Dört nala açan kiraz çiçeklerinin

    Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

    Sarı bir hüzün kızıl bir gurur

    Ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana

    ...........

    Sana oklardan değil yaylardan bahsedeceğim

    Gülün dikeninden değil

    Gülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayacağım

    Topraktan söz açacağım

    Akan su gelmeyecek kelimelerime

    Suyu şefkatle kucaklayan damlaları dinlendireceğim

    ............

    YİNE SANA SESLENECEĞİM

    Senin kim olduğunu hiç bilmeden

    Bilmek istemeden

    .........

    Alaattin'in sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi

    Ve ne dilersem dilememi isteseydi

    Hiçbir şeyi elde etmeyi dilemezdim

    Bir şeyden vazgeçmek isterdim sadece

    Hayatta birşeyden vazgeçmek lütfedilseydi

    Bedeli herşeyim olsa bile

    Sana seslenmekten vazgeçmek isterdim

    Garip değilmi sana seslenmekten vazgeçtiğimi

    Bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belkide

    Oysa sana seslenmek bütün hesaplarımı gördüğüm şu dünyadaki

    Tek geride kalmış hesap benim için

    Bu dünyadaki tek yük

    Bu seslenişin kalbini avucumda tutabilmek

    Kürek mahkumu için kürek neyse

    Benim içinde sana selenmek o

    Bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu

    Öbür yandan bileklerimden sızan kanların

    Gönlümü işgale yönlendiği bir rotanın can suyu

    Oysa ben sana kürekten değil gemiden bahsetmek isterdim

    Atalarım bana kadınlara gökyüzünü

    Gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler

    Sen kürekleri yağlı urganları

    Geceyi siyaha gömen fırtınaları öğretmeye çalışıyorsun

    Sana ellerimle dokunarak gözlerimle okşayarak

    Göstermek istedim

    Rüzgarla şişen beyaz yelkenleri

    Ama senin vaktin yoktu

    Ben bunu hiç anlayamadım

    Kavmimin kadınları bana öğretmedilerki

    Bazı kadınların beyaz güvercinlerden daha çok,

    Siyah apletleri sevebileceğini

    .............

    Sana sesleniyorum

    Ve gözlerin bileklerimden parmak uçlarına

    Toplanmış kan pıhtılarını seyrediyor

    Kürekleri bırakamıyorum

    Önce yücelttiğin sonra terkettiğin aşkın onuru için

    Kalemi biran elimden düşürmüyorum

    Ankara Kalesinin önünde

    SANA SESLENİYORUM

    ..............

    Benden kaçıp cennete gitmek isteseydin

    Seni cennetin kapısına kadar götürürdüm

    Bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı

    Cehennemle konuşur Seni ona anlatabilirdim

    Oysa sen ne cenneti isteyebilecek kadar aşık oldun

    Nede cehennemi isteyebilecek kadar ayrılık

    Seviyorum seni ama dedin

    Hoşçakal diye ekledin

    Şimdi gitmeye mecburum

    Belki yine gelirim, umarım gelirim

    SON SÖZÜN OLDU

    Cennet ve cehennemin dillerini

    Savaş naralarıı ve aşk şiirlerini

    Gazelleri ve boleroları öğreten atalarım

    Senim sözlerinin anlamını öğretmediler

    Hiçbirşey söylemeden gittin

    Ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim

    Dilsiz olanın yaşayabileceğini sen öğrettin bana

    Ve kalemimle ilk defa yavan gözlerle baktın

    Yine yeniden sadece sana sesleneceğim

    Müebbet bir aşk dışında

    Bildiğim tüm duygularımı terkedeceğim

    SANA SELENECEĞİM YİNE

    Seni sadece kuru bir sevgiyle değil

    Derin bir hüzünle binlerce yıllık bir gururla

    Ve pervasız bir öfke ile sevdiğimi duyuyormusun

    Mütevazi bir sevgiyle değil

    Küstah bir aşkla sevdim seni

    Ben OSMANLI gibi

    Kollarımın yetişmediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken

    Ölen köprülerin ülkesindeki Venedikteki son sancağı

    Kışın üşümemek için şal yaptın kendine

    Neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde

    Gün geçtikçe eksilir demiştim oysa

    Atalarımın öğrettiklerinede ters düşsede

    Sana inanırım bilirsin

    Zamanla unutursun demiştim

    Niye daha derinleşiyor öyleyse

    Derinleşiyor özlemin

    Ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları

    Coşturuyor ayrılık sözlerin

    Öfkelerimin kararlılığını

    Aşka katık ederek konuşacağım

    Bedenim bu dünyayı terkedene kadar

    ............

    Öyle sanıyorumki

    Hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığın için

    Benden uzun yaşayacaksın

    Benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne

    Onların benden geldiğini birtek sen bileceksin

    Küstah bir aşkla seveceğim seni

    Ben savaş ve ölümle haşir neşir olan

    Kelimeler dışındakileri unutmaya gayret edceğim

    Ömrün geri kalınında

    SANA SESLENECEĞİM YİNE

    Ben seni beyrut gibi sevdim ama

    Sana ne Mağribi nede Manhatten'i anlatamadım

    Bağdat ve Şam'ı işgale yeltenmişken

    Venedik' ten gelen ihanet tarumar etti ordularımı

    Sarı bir keder, kızıl bir kibir, siyah bir isyanla konuşacağım sana

    Senin kim olduğunu hiç bilmeden

    Ağlayan zambakların dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

    Senin kim olduğunu en çok bilerek

    Kavmimin bana vaadettiği tüm aşkları terkedeceğim

    Müebbet bir aşk, Sarı bir hüzün

    Kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım

    Bu dünyayı terketme müjdesi gelene kadar

    ..........

    Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke

    Hüznün beni aşan taşkınlığını

    Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını

    Öfkelerimin hiç bir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını

    Anlayabilseydin

    ANLATABİLİRDİM SANA

    Seninle yaşana bir aşktan sonra

    Ayrılığın ölüm bile olsa

    MAVİ BİR ÖLÜM OLACAĞINI
  • Savaş meydanlarına baktığında sadece zafer gören kiliseye, otoriteye inat ; babasız çocukları mutsuz kadınları ürkmüş erkekleri gören Nobel ödüllü heinrich böll denen bu yazarı lütfen okuyalım.
  • Bu dünyada savaş yapılabilir, aşk taklit edilebilir, hemcinsine işkence yapılabilir, gazetelerde boy gösterilebilir ya da yalnızca örgü örerken komşu çekiştirilebilir. Ama bazı hallerde, devam etmek, yalnızca devam etmek insanüstü bir şeydir.
  • I Yüreğim ıslaktır benim Kuytularda ağlamaktan Ve hafif uçuktur rengi Kurusun diye kaç kez Güneşe asılmaktan II Barış yüreğimde Çam kokulu bir orman Varsın konsun dallarına Savaş denilen Yaşlı ağaçkakan III Yüreğim İlk şiirim