Bir şehrin tarihi, kültürü ve hayat tarzıyla sokak, mahalle ve semt isimleri birbirine sımsıkı bağlıdır. Kanaatimce, tarihi bir eseri yıkmakla bir kitabeyi kazımak yahut eski bir ismi değiştirmek arasında mahiyet itibariyle bir fark yoktur.
İşte Mesud Cemil'in yüklük kapılarından birine çocukluğunda yazdığı Almanca cümle, işte Cemil Bey'in aynı kapının arka yüzüne oğlunu eğlendirmek için kurşunkalemle çizdiği portre, işte çalıştığı oda, tanbur ve kemençelerini astığı gõmme dolaplar... Şedaraban Saz Semaisi belki de şu köşede bestelenmişti, kim bilir! Kulaklarımı şu duvara dayasam, belki dokulara sinmiş tanbur ve kemençe seslerini duyabilirdim.
Hani bazen okuduğunuz bir romandaki tüm olayların ve karakterlerin gerçek olmasını istersiniz ya... İşte bu kitaptaki herşey gerçek. 1930'lu yılların İstanbul'unu, edebiyat ve tarih kitaplarında adını duyduğunuz güzide insanlarla birlikte geziyorsunuz. Her an bir köşe başından biri çıkabiliyor karşınıza. Musikinin, medeniyetler üzerinde nasıl bir kilit taşı olduğunu; tanburun, ney'in, rebabın sadece bir müzik aleti olmadığını; sokakların, konakların ve plakların nasıl da nefes aldığını hissediyorsunuz.
Ateş DeniziBeşir Ayvazoğlu · Kapı Yayınları · 2013202 okunma