Ateş Denizi

8,3/10  (6 Oy) · 
12 okunma  · 
7 beğeni  · 
505 gösterim
Ateşten Dönemlerin Romanı...
Bu ateş denizinin iki yakası var...
Bazen bir nehir gibi akıyor ve önüne geleni sürüklüyor. Bazen kara bir rüzgâr onun başını döndürüyor. Ateş, içindeki balıklan da yakıyor. Akılla ruh cenk ediyor orada. Doğu ile Batı ateş iğneleriyle birbirine geçiyor. Aşk, bazen yokluk elbisesi giyiyor. Bazen bir yağmura dönüyor. Edebiyat, tarih, müzik alev almış at gibi koşuyor. Ses bir ruh bulutu gibi sürükleniyor meçhulde. Kültür tarihinin son bestesi.
"Gazetelerin birinci sayfaları bir aydır öztürkçe, öztürkçe soyadı, radyolarda alaturkanın yasaklanması, öz Türk musikisinin yaratılması, millî opera, Ayasofya Camii'nin müze yapılması, iki gündür de ağa, hacı, hafız, hoca, efendi, bey, beyefendi, paşa, hanım, hanımefendi, molla, hazretleri gibi lakap ve unvanların kaldırılması hakkında haberlerle dolup taşıyordu. Ama mesela Muş'taki zelzele felâketi kısacık bir haberle geçiştirilmişti."
Bir yüzyıl yangınlarla, savaşlarla, işgalle boğuşmuş, perişan bir İstanbul.
Cumhuriyetle birlikte her gün yeniden kurulan bir ülke. Her sabah yeni bir değişime uyanan aydınlar. İnkılâp ruhunun kimi zaman serseri kurşunlarının gölgesinde hayatta kalma çabaları. Üniversite reformuyla Darülfünun'daki görevinden kovulan Galip Bey'in evrakından yola çıkılarak yazılan bir serencam.
Beşir Ayvazoğlu'nun kaleminden, 1930'lu yılların Türkiye'sine dair, belge niteliğinde bir roman.
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    515
  • ISBN:
    9786054683949
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Derya Tok 
23 Kas 2017 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ateş Denizi, Güller Kitabı, Kahveniz Nasıl Olsun ve Divanyolu gibi kitapların yazarı olan Beşir Ayvazoğlu'nun kaleminden çıkmış ve kapı yayınlarından basılmış olan roman türünde bir kitap. Neler ve kimler yok ki kitapta? Tanburi Cemil Bey'den Peyami Safa'ya, Necip Fazıl Kısakürek'ten, Mesud Cemil'e onlarca yazar ve musiki erbababına değinen kitap ayrıca o dönemlerin Türkiye'sinde yaşanan sanat, edebiyat ve musiki alanında ki değişikliklere de değiniyor. Elinizi aldığınız zaman kolay kolay bırakamayacağınız nadide bir eser. Galip Tahiroğlu'nun Tanburi Cemil Bey'in hayatını yazmak için giriştiği serüven karşınıza hiç beklemediğiniz kişileri ve o dönemlerin acısını ve tatlısını çıkarıyor.

Matruşka gibi hikaye içinde hikayesi var Ateş Denizi’nin. Tarihin sadece bir dönemine değil, bir kaç dönemine dokunuyor kitabın sayfaları ve de nasıl incelikle… Cibali yangını, Hüsn-ü Aşk, Cemil Bey’in hikayesi, Devran’la Galip’in bitmeyen senfonisi ve daha neler neler.. Kitabın en güzel taraflarından biri de yazılanların kurgu olmaması, o zamanda yaşamış insanların kaleminden çıkması. Beşir Ayvazoğlu’nun da evraklarda sözü geçen makalelere ve gazete haberlerine kitabın arkasında yer vermesi iyice zenginleştirmiş kitabı. Cumhuriyetin ilanından sonra yaşanan tüm sallantılar, insanların yaşananlara verdikleri tepkiler, değişimin nasıl karşılandığı, o zamanki elit kesimin, yazarların ve şairlerin olanlar karşısındaki tutumu bir bir anlatılmış ve tekrar ediyorum kurmaca değil.

Şiir var kitapta, İstanbul var, tarih var, mutlu sonla bitmeyen aşklar, güzel adamlar, tambur çalan hüzünlü kadınlar, tekke ve zaviyelerin kapatılıp şapka kanunun çıkmasıyla, başlarına küçük gelen fötr şapkalarıyla, sinek kaydı sakal traşı ve takım elbiseleriyle hayatta kalmaya çalışan, eski heybetinin yerinde yeller esen sufiler, dervişler var.

Tarih, özellikle de yakın tarih çokça irdelenmeli ve bence Ateş Denizi iyi bir başlangıç olabilir bu noktada.