Ateş Denizi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.405
Gösterim
Adı:
Ateş Denizi
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
515
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054683949
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Ateş Denizi
Ateş Denizi
Ateşten Dönemlerin Romanı...
Bu ateş denizinin iki yakası var...
Bazen bir nehir gibi akıyor ve önüne geleni sürüklüyor. Bazen kara bir rüzgâr onun başını döndürüyor. Ateş, içindeki balıklan da yakıyor. Akılla ruh cenk ediyor orada. Doğu ile Batı ateş iğneleriyle birbirine geçiyor. Aşk, bazen yokluk elbisesi giyiyor. Bazen bir yağmura dönüyor. Edebiyat, tarih, müzik alev almış at gibi koşuyor. Ses bir ruh bulutu gibi sürükleniyor meçhulde. Kültür tarihinin son bestesi.
"Gazetelerin birinci sayfaları bir aydır öztürkçe, öztürkçe soyadı, radyolarda alaturkanın yasaklanması, öz Türk musikisinin yaratılması, millî opera, Ayasofya Camii'nin müze yapılması, iki gündür de ağa, hacı, hafız, hoca, efendi, bey, beyefendi, paşa, hanım, hanımefendi, molla, hazretleri gibi lakap ve unvanların kaldırılması hakkında haberlerle dolup taşıyordu. Ama mesela Muş'taki zelzele felâketi kısacık bir haberle geçiştirilmişti."
Bir yüzyıl yangınlarla, savaşlarla, işgalle boğuşmuş, perişan bir İstanbul.
Cumhuriyetle birlikte her gün yeniden kurulan bir ülke. Her sabah yeni bir değişime uyanan aydınlar. İnkılâp ruhunun kimi zaman serseri kurşunlarının gölgesinde hayatta kalma çabaları. Üniversite reformuyla Darülfünun'daki görevinden kovulan Galip Bey'in evrakından yola çıkılarak yazılan bir serencam.

Beşir Ayvazoğlu'nun kaleminden, 1930'lu yılların Türkiye'sine dair, belge niteliğinde bir roman.
515 syf.
·8 günde
Ateş Denizi, Güller Kitabı, Kahveniz Nasıl Olsun ve Divanyolu gibi kitapların yazarı olan Beşir Ayvazoğlu'nun kaleminden çıkmış ve kapı yayınlarından basılmış olan roman türünde bir kitap. Neler ve kimler yok ki kitapta? Tanburi Cemil Bey'den Peyami Safa'ya, Necip Fazıl Kısakürek'ten, Mesud Cemil'e onlarca yazar ve musiki erbababına değinen kitap ayrıca o dönemlerin Türkiye'sinde yaşanan sanat, edebiyat ve musiki alanında ki değişikliklere de değiniyor. Elinizi aldığınız zaman kolay kolay bırakamayacağınız nadide bir eser. Galip Tahiroğlu'nun Tanburi Cemil Bey'in hayatını yazmak için giriştiği serüven karşınıza hiç beklemediğiniz kişileri ve o dönemlerin acısını ve tatlısını çıkarıyor.

Matruşka gibi hikaye içinde hikayesi var Ateş Denizi’nin. Tarihin sadece bir dönemine değil, bir kaç dönemine dokunuyor kitabın sayfaları ve de nasıl incelikle… Cibali yangını, Hüsn-ü Aşk, Cemil Bey’in hikayesi, Devran’la Galip’in bitmeyen senfonisi ve daha neler neler.. Kitabın en güzel taraflarından biri de yazılanların kurgu olmaması, o zamanda yaşamış insanların kaleminden çıkması. Beşir Ayvazoğlu’nun da evraklarda sözü geçen makalelere ve gazete haberlerine kitabın arkasında yer vermesi iyice zenginleştirmiş kitabı. Cumhuriyetin ilanından sonra yaşanan tüm sallantılar, insanların yaşananlara verdikleri tepkiler, değişimin nasıl karşılandığı, o zamanki elit kesimin, yazarların ve şairlerin olanlar karşısındaki tutumu bir bir anlatılmış ve tekrar ediyorum kurmaca değil.

Şiir var kitapta, İstanbul var, tarih var, mutlu sonla bitmeyen aşklar, güzel adamlar, tambur çalan hüzünlü kadınlar, tekke ve zaviyelerin kapatılıp şapka kanunun çıkmasıyla, başlarına küçük gelen fötr şapkalarıyla, sinek kaydı sakal traşı ve takım elbiseleriyle hayatta kalmaya çalışan, eski heybetinin yerinde yeller esen sufiler, dervişler var.

Tarih, özellikle de yakın tarih çokça irdelenmeli ve bence Ateş Denizi iyi bir başlangıç olabilir bu noktada.
515 syf.
Oldukça keyifli bir yolculuktu Ateş Denizi. Kitabı okurken bazen kendinizi Peyami Safa'nın kalem arkadaşı, bazen de Tanburi Cemil Bey'in musıkî talebesi gibi hissediyorsunuz. Bir edebiyat meraklısının karşılaşacağı keyifli eserlerden biri. Bir süre sonra 'istirham ederim hanımefendi' diye hitap edesiniz geliyor.:) Kitapta dikkatimi çeken en naif ifade ise vefat edenler için defnetmek anlamında kullanılan sırlamak ifadesi. Mevlevî dervişlerinin söylemlerinden biri.
515 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Doğrusunu söylemek lazım gelirse kitap ilk başta bana ıstırap gibi geldi. İlk 30 sayfası özellikle. Çünkü anlayamadım. Özellikle üslubunun ağır oluşu beni çok zorladı okuma ve dahi anlama hususunda. Lakin okudukça kitap beni içine büyük bir şevk ile çekti. 500 sayfanın nasıl bittiğini hala anlayabilmiş de zaten. Mamafih by müstesna eser ile tanışmış olmak beni ziyadesi ile bahtiyar etti. Kitabın değerlendirmesine gelelim.
1930'lu yıllarda başlayan hareketlilik, reformlar inkılaplar , Necip Fazıl, Ahmet Haşim, Şeyh Galip, Peyami Safa... Kitapta yok yok...
Kitap kurgu mu yoksa sahi mi cidden hala arada kalmış olmak çok tuhaf. Lakin kurgu olmadığına dair kitabın en sonundaki notlar bir nebze de olsa içime su serpti.
Cumhuriyetin ilanından sonra gelen ani değişimlere kitabın her satırında denk gelmek, insanların inkılap adı altındaki asimile işlemine karşı verdiği tepkiler, çektiği sıkıntılar iş ve özel hayatlarında yaşamaya mecbur oldukları sorunlar...
Bir topluma çok yabancı gelen bir kültürü hatta birçok kültürün dayatılmaya çalışılması ve toplumun zaruriyet ile kabul edişi kitabın en can alıcı yeri. bBir anda halkın tüm ananelerinin silinmesi, tekke ve zaviyelerin Arap alfabesinin, harflerinin yasaklanması, giyim ve kuşamdaki acayip haller satırlardan insanın ruhuna dokunuyor.
Açıkçası kitap baştan sona o dönemlere bir tenkit ve sitem mahiyetinde. Özellikle ezanın Türkçe okutulması, Ayasofya'nın müze yapılması, halkın benliğini hiç sorulmadan silinmesi, tarumar edilmesi, bir toplumun 600 yıllık geçmişinin heba edilmesi eserin ana hatları.
Ateş Denizi, usta bir kalemin elinden çıkmış olsa da kitabı mühim ve tesirli kılan ilham aldığı daha doğrusu kaynak aldığı çalkantılı, hazin mazi. Konusunun yanı sıra üslubunun takdire şayan bir yanı var. Zengin kelime haznesi, süslü ve ağır cümleleri her ne kadar okura zorluk çektirse de kitaptan alıkoyamayacak kadar da kudretli. Y kuşağının acil bir biçimde okuması lazım gelir zannımca. Çünkü kitap geçmişe dair bir belge mahiyetinde ve sanıyorum ki muazzam yazarlar ile seyyah olmak okurları sıkmayacak tir. Yalnızca yeni neslin değil bilakis eski toprakların da hitap alanına giriyor eser.
Kitaba karşı (konuya) ön yargılar bir kenara bırakılıp objektif bir çerçeveden bakılırsa çoğu doğru bilinen yanlışlar, mazinin çeltip sıkıntılar, halkın topyekun maruz kaldığı asimilasyon, o dönemin iktidarına karşı yazılan cesur mu cesur ve bir o kadar sahi cümleler soğuk duş etkisi yaratacaktır.
Kitabın tek olumsuz yani fazla olumlu ve fazla doğru konulara değinmesi. Okumamak büyük bir pişmanlık sebebi olacaktır.
515 syf.
·12 günde·10/10 puan
Böyle yoğun sanat,edebiyat ve toplumsal hayat içeren bir roman okumayalı uzun zaman olmuş. O kadar etkilendim ki,okurken hiç bitmesin istedim.Tabii her güzel şeyin bir sonu var. "Kitabı okurken benim yaşamam gereken dönem işte bu!" diye hayıflana hayıflana okudum. Bir sayfada Necip'le konuştum diğer bir sayfada ise Nâzım'la...Sonra Küllük Kahvesi'nde Peyami Safa ile karşılaştım.
Arada Neşâti'nin beyitlerinden okudum,Şeyh Galip'in Hüsn-ü Aşk'ı yazarken yaşadıklarına eşlik ettim.Daha sonra ise Peyami Safa,Mesud Cemil ile beraber İştaynburg'a kadeh kaldırmaya gittim. Devran'ı düşündüm...Sürekli Devran'ın gidişini düşündüm...Leyla Hikmet'te hep benimleydi.Onunla beraber Tanburi Cemil Bey'den tanbur dersleri aldığımı tahayyül ettim.Onun canı yanınca benim de canım yandı...
Edebiyat camiasında bir araya geldiğini asla düşünmediğim insanlar bu kitapta bir aradaydılar. Beraber Kadıköy'de geziyorlar,Eminönü'ne geçiyorlardı.Daha sonra aynı masada edebî tartışmalar yapıyorlardı... Yahya Kemal ile beraber tütünümden bir nefes çekerek,Tanburi Cemil Bey'den Şedaraban Saz Semaisi'ni dinleyerek Kar Musikileri şiirini yazdım.
"Zihnim bu şehirden,bu devirden çok uzakta
Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta..."
Yıllar öncesinden biliyor ve dinliyordum Cemil Bey'i... Ama bu kitabı okurken,külliyâtını baştan sona tekrardan dinledim. Galip'tim çünkü ben! Galip ile beraber Tanbûri Cemi Bey'in hatıralarının peşinden koştum...
Devran...Sen güneşleyin gülümseyince... :)
Firkat Hanım'ın evindeki son karşılaşmaları... Ve gramofonda Cemil Bey'den Ferahfeza Peşrevi...
Galip o zamanlarda o an içerisinde dinlerken ben de onun yazmış olduğu sayfaları okurken dinledim...Onunla beraber yaşadım her ne yaşadıysa...
O kadar iyi geldi ki bu kitap bana... Şu yüzyılda yaşamanın zorluğunu bir kez daha hissettim. Kafamı kitaptan kaldırdığım vakit yüreğime yüreğime vurdu bu döneme ait olmanın rüzgârı... Sonra da dedim ki : "Ya hiç bilmeseydim, ya hiç okumasaydım,eskileri araştırmayı sevmeseydim...Ya Tanbûri Cemil Bey'i hiç tanımasaydım..."
Kitabı okumak isteyenlere şunu da belirtmek istiyorum ki çok yoğun politik ve poetik bilgiler içeren bir kitap.Okumadan önce bunun yorgunluğunu göze almalısınız...
515 syf.
Beşir Ayvazoğlu'nun Ateş Denizi romanı tam bir uzmanlık romanı aslında. Hem yazan için hem de okur için. Şöyle ki, kitap 1930'lardaki üniversite reformu(!) sonrası tasfiye edilen hayali bir kişi olan Galip Tahiroğlu adlı İstanbullu bir akademisyenin üzerinde kurgulanmış. Reformla birlikte Türk musikisi yasağı da getirilince bir süre önce vefat eden Tanburi Cemil Bey'in hayatını araştıran Galip Bey'in bu uğraşı işleniyor. Kitap dönemin inkılapçı zihniyetine ve bazı saçma uygulamalarına da yer veriyor. Öztürkçeçilik, soyadı alımındaki ilginçlikler, eski harflerin yasaklanması, diğer yasaklar, gazeteler vs.

Kitapta hayali birkaç kişinin dışında çoğu gerçek isimler. Atsız, Necip Fazıl, Peyami Safa, Mükrimin Halil Yınanç, Tanburi Cemil Bey, Halet Çelebi, Reşit Galip, Nazım Hikmet, Ahmet Haşim, Yahya Kemal, Abdülhak Hamit, Şeyh Galip, I. Abdülhamid gibi pek çok ismi de romana dahil etmiş. Sıkı bir edebiyatçı, musikiperver ve dönem meraklısıysanız mükemmel bir eser. Ancak sıradan okurlar için biraz sıkıcı olabilir.
515 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Yahya Kemal’in de dediği gibi “Tanburî Cemil Bey çalıyor eski plakta” sanki tüm kitap boyunca arka fonda bir plak açık kalmış ve Cemil Bey’in o güzide eserleri kitabın son sayfasına kadar kulağıma terennüm etmekteydi. Kitap biter bitmez -bir devrin sonlandığı yıllardaki gibi- plağın sesi de bir vapur ile uzaklaşıp son bulmaktaydı...
Bir dönemin içine girip o dönemin tüm hüznünü, kayboluşlarını, yaşayına gizli bir tanık olarak eşlik ettim. Kimler gelmiş geçmiş mazimizden diye düşündüm. Ve bir o kadar da mazimize yabancılaştığımızın farkına vardım.
Galip Tahiroğlu’nun gözünden bir döneme tanık olmaktayız. Bir kitap, bir biyografi yazma düşüncesiyle yola çıkan Galip’in bu yolculuğunda kimler yok kimler? Tanburi Cemil Bey’den Dede efendilere, Şeyh Galip’ten Yahya Kemal’e, Peyami Safa, Necip Fazıl, Ahmet Haşim, Mehmet Akif ve bunların yanında nice musikişinaslara, mevleviliğe ve sayamadığım onlarca isme...
Tanburi Cemil Bey’in biyografisinin içine girince çıkmak istemeyeceksiniz.
Aşkın, musikinin, edebiyatın, inkılapların, bir dönemin kitabı.
Son olarak aşağıya Cemil Bey’den bir eser bırakıp Yahya Kemal ile başladığım yazımı da yine onun bir şiirinden mısraı ile sonlandırayım:
“Zihnim bu şehirden bu devirden çok uzakta. ”
Cemil Bey’in eseri: https://youtu.be/7yH6o7YGG4c
515 syf.
·11 günde·10/10 puan
Cumhuriyet tarihine sanat, edebiyat, kültür cihetlerinden bakan muazzam bir roman. Kitabın arka kapağında ifade edildiği gibi, belge niteliğinde bir roman. Türk edebiyatında isimlerini duyduğumuz Yahya Kemal, Necip Fazıl, Peyami Safa gibi şahıslarında yer aldığı; musiki ile başlayan fakat devrin panoramasını gözler önüne seren bir roman.
Roman Galip Tahiroğlu'nun, Tanburi Celil Bey'in biyografisini yazmak istemesiyle başlıyor. Galip Tahiroğlu'nun bu maksatla çıktığı yolda okuyucu olarak peşine düşüyoruz: aşkın, musikinin, edebiyatın, inkılapların hayata olan tesirini, Galip Tahiroğlu'nun gözünden görüyoruz.
515 syf.
·8 günde·Puan vermedi
İki tutunamayanın üzerine inşa edilmiş, kalpte sızı bırakan yolculuk.
Üniversite Reformu ile işine son verilen tarih şubesi asistanı Galip Bey'in bu durumdan sonra kendine meşguliyet bulma çabası ile -zannediyorum ki kendine ruhen de yakın hissettiği- hayran olduğu Tanburi Cemil Bey'in biyografisini hazırlama niyeti ve Tanburi Cemil Bey'in izini sürmesi ile devam eden yolculuğu.
İçinde musiki, şiir, resim, dönemin münevverlerinin ortamı, dönemin musikişinasları ve işret meclisleri...
Vuslata ulaşamayan sevda. Tek başlarına ömürlerini geçiren iki aşık. Kadının hiçbir şey hatırlamazken sırlanması!
Dönemin ressamları, şairleri ve yazarları, akademik camia, sahaflar, Mevlevihane postnişinleri, Şeyh Galip, Necip Fazıl, Yahya Kemal, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, İbnülemin, Türk Şiir Kralı Florinalı Nazım pek çok kişi.
İstanbul yangınları, musiki inkılabı, tekkelerin kapatılması, soyadı kanunu yeni Türkiye'nin oluşumu ve dönem insanına sirayeti ...
Şöyle hayal edelim: Galip Bey'in odasına misafir olunmuş, kahveler pişmiş birer sigara yakmışsınız. Sarayburnu manzarasına karşı o Leyla Hikmet'in defterini okurken siz de Galip Bey'in defterleri okuyorsunuz. Arkadaki sesi tahmin etmek zor değil. Galip Bey gramofona Şedaraban Saz Semaisi 'ni koymuş demleniyorsunuz.
1932 de yapılacağı ilan edilen güzellik yarışması alaka görmeyince iptal edilmiş, bunun üzerine Avrupa ve Dünya Güzellik Müsabakaları jüri heyeti başkanı Maurice de Waleffe, Cumhuriyet gazetesine bir mektup yazmıştı. "Türk Dostu" olduğu iddia edilen bu Fransız'a göre, Türk kadınları müsabakalara mutlak iştirak etmeliydi; bu, Turkiyenin ve Türk kadınlığının dünyada tanınması için kaçırılmayacak bir fırsattı. Bizimkiler Fransız'ın mektubu okuyunca çok heyecanlandılar ve iptal edilen müsabakayı yeniden yapmaya karar verdiler. Maurice de Waleffe adında birinin bir gazeteye mektup yazması, bunun üzerine iptal edilen müsabakanın yenilenmesi ve Belçika'ya gönderilen güzelimizin Dünya Güzellik Kraliçesi seçilmesi çok tuhaftı. Sanki güzelinizi seçin gönderin, onu Dünya Güzellik Kraliçesi yapacağız diyordu adam. Bu tuhaflık üzerine kimsenin kafa yorduğunu zannetmiyorum.
‪“Aslında belki de geçmişi kitaplarda aramak boşuna bir gayretti; bütün bir geçmiş, yekün halinde yaşadığımız anın içinde zaten mevcuttu; onu hissedip yaratıcı bir hamleye dönüştürmekti aslolan. “
Beşir Ayvazoğlu
Sayfa 28 - Kapı Yayınları
Birbiri ardınca öylesine akıl almaz işler yapılıyor, öyle bir alt üst oluş yaşanıyor ki, eminim, hiç kimsenin bir sene önce olup bitenleri hatırlayacak hali yok.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ateş Denizi
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
515
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054683949
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Ateş Denizi
Ateş Denizi
Ateşten Dönemlerin Romanı...
Bu ateş denizinin iki yakası var...
Bazen bir nehir gibi akıyor ve önüne geleni sürüklüyor. Bazen kara bir rüzgâr onun başını döndürüyor. Ateş, içindeki balıklan da yakıyor. Akılla ruh cenk ediyor orada. Doğu ile Batı ateş iğneleriyle birbirine geçiyor. Aşk, bazen yokluk elbisesi giyiyor. Bazen bir yağmura dönüyor. Edebiyat, tarih, müzik alev almış at gibi koşuyor. Ses bir ruh bulutu gibi sürükleniyor meçhulde. Kültür tarihinin son bestesi.
"Gazetelerin birinci sayfaları bir aydır öztürkçe, öztürkçe soyadı, radyolarda alaturkanın yasaklanması, öz Türk musikisinin yaratılması, millî opera, Ayasofya Camii'nin müze yapılması, iki gündür de ağa, hacı, hafız, hoca, efendi, bey, beyefendi, paşa, hanım, hanımefendi, molla, hazretleri gibi lakap ve unvanların kaldırılması hakkında haberlerle dolup taşıyordu. Ama mesela Muş'taki zelzele felâketi kısacık bir haberle geçiştirilmişti."
Bir yüzyıl yangınlarla, savaşlarla, işgalle boğuşmuş, perişan bir İstanbul.
Cumhuriyetle birlikte her gün yeniden kurulan bir ülke. Her sabah yeni bir değişime uyanan aydınlar. İnkılâp ruhunun kimi zaman serseri kurşunlarının gölgesinde hayatta kalma çabaları. Üniversite reformuyla Darülfünun'daki görevinden kovulan Galip Bey'in evrakından yola çıkılarak yazılan bir serencam.

Beşir Ayvazoğlu'nun kaleminden, 1930'lu yılların Türkiye'sine dair, belge niteliğinde bir roman.

Kitabı okuyanlar 100 okur

  • mehemmed erruhaviiii
  • Ollricc
  • İsyan Ahlâkı
  • hacer çiftçi
  • Meryem
  • Kübrâ
  • Seval Yılmaz
  • BayC
  • Özlem
  • Deniz B.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (20)
9
%20 (6)
8
%3.3 (1)
7
%3.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%6.7 (2)