Derya Tok'un Kapak Resmi
Derya Tok, Kimlik'i inceledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

↪Ne var ki duygulara kimse karşı koyamaz, oradadırlar ve her türlü bastırma girişiminden bağımsızdırlar.
İnsan, yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur.↩


" Doğuştan sahip olunan güvensizlik, yalnızlık ve ürkü gibi duyguları, sevgililerin ya da eşlerin birbirlerinden sürekli olarak ve çoğu kez de bir felakete yol açacak bir biçimde saklandığını anlatırken... " Milan Kundera'nın Kimlik adlı romanında değindiği husus tam olarak bu idi.

Bu yargılar üzerinden ilerleyen Kundera fikirlerini, romanın kahramanları olan, orta yaşlı bir kadın ve kendisinden küçük bir erkeğin aşk ilişkisinde açıklamış.

İletişimsizlik, ilişkiler arasındaki bağ, güven sorunu, bireylerin kendi içlerinde asla yok edemedikleri yalnızlıkları, kuşkuları, düşüncelerde meydana gelen sapmalar, bu sorunların cinsel hazza etkisi de ele alınmış.

Evet, Milan Kundera'nın anlatımı duru, abartıdan uzak, tam da konusuna uygun şekillenen bir dil.
Fakat dilden gelen bu yalınlık ya da konuyu irdelerken yazardaki kuşkuculuk ya da tüm bunların da ötesindeki melankolik hava bana nedense itici geldi.
Romanda birçok noktada değinilen konuya gelecek olursak, kadın-erkek ilişkilerinde yaş farkı hususu çok yadırgamadığım bir nokta idi.
Bana Yamyamın Kızı adlı kitaptaki ufak bir kısmı hatırlattı. " Agatha Christie kırk yaşında iken yirmi beş yaşında bir gençle evlenmişti; Simon De Beauvoir genç çocuklarla tutkulu aşklar yaşamıştı.. " "... bu liste bitmek bilmez " Her ne kadar olgun erkeklerin genç kadınlar üzerindeki büyülü etkisini daha çok duysak da yine aynı şekilde olgun kadınlar da genç erkeklerin üzerinde bilinmez bir etkiye sahiptir.

Kundera'nın ustalığını bilenlerin pek de beğenerek okuyacaklarına garanti veremiyorum. Fakat okunursa farklı bir tat alınacağını düşünüyorum.

Derya Tok, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

" Kayıp kişilerle ilgili televizyon programını biliyor musunuz? Hani adı, ' Gözden yitirdiklerimiz' olan."

Kimlik, Milan KunderaKimlik, Milan Kundera
Derya Tok, Ay Işığı Sokağı'ı inceledi.
11 Ara 21:33 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Peki ne yapayım ben,bayım?Kalamam buralarda! İnsanlar beni anlamıyorlar,ben de onları anlamıyorum."


Kitap yazarın “Ay Işığı Sokağı”, “Leporella”, “Nişan”, “Leman Gölü Kıyısında Olay” ve “Avare” adlı öykülerinden oluşuyor. Zweig, bu öykülerde insan yüreğinin barındırdığı özlemlerin ve umutsuzluğun, insanı yenik düşürüp uç noktalara sürükleyen deneyimlerin peşine düşüyor.

Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya’daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel.

"Ben ise sadece kitaplarla başbaşa kalacağım, gezintiler yapacağım, hayaller kuracağım, rahatsız edilmeden uzun uzun uyuyacağım bir dinlenceyi yaşamak istiyordum. "

Derya Tok tekrar paylaştı. 08 Ara 09:42
Derya Tok, bir alıntı ekledi.
07 Ara 22:56 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dağıtalım diyorum, çocuklar, bu kara dumanı
Gül atıp satmanın tamdır zamanı !

Kafa Dergisi Sayı: 40, Kolektif (Sayfa 30)Kafa Dergisi Sayı: 40, Kolektif (Sayfa 30)
Derya Tok, bir alıntı ekledi.
07 Ara 23:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yalnızlık etrafında, hatta hayatının içinde var olduğunu sandığın insan sayısıyla alakalı bir şey değilmiş... Asıl ve en büyük yalnızlık sana kendini yalnız hissettiren insanlarla olmakmış.

Kafa Dergisi Sayı: 40, Kolektif (Sayfa 31)Kafa Dergisi Sayı: 40, Kolektif (Sayfa 31)
Derya Tok, bir alıntı ekledi.
07 Ara 23:05 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yalnızlık, kendisi hakkında yapılan tüm hesapları, pazarlıkları reddeder kardeşim. Acıdır ama fena halde gerçektir: Yalnız kalmamak için sevmediği adamlarla-kadınlarla evlenenlerin hepsi 'yapayalnız' ölmüştür bu hayatta.

Kafa Dergisi Sayı: 40, Kolektif (Sayfa 31)Kafa Dergisi Sayı: 40, Kolektif (Sayfa 31)
Derya Tok, bir alıntı ekledi.
07 Ara 22:59 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yalnızlık korkusundan insan dilenip hayatlarını heba edenlere baktıkça üzülüyorum... Yazık...

Kafa Dergisi Sayı: 40, Kolektif (Sayfa 31)Kafa Dergisi Sayı: 40, Kolektif (Sayfa 31)
Derya Tok, bir alıntı ekledi.
07 Ara 22:45 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gürültüde Dik Durmak
Gülümsüyor çünkü haklı. Çünkü kaybetmek yok, onurlu insanlar kaybetmez, onun için gülümsüyor. Üç günlük dünya diyor, " avuç açmaya değmez".

Kafka Okur Sayı 22, Kolektif (Sayfa 12)Kafka Okur Sayı 22, Kolektif (Sayfa 12)
Derya Tok, Ten ve Gölge'yi inceledi.
07 Ara 16:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 5/10 puan

Şiir güzeldir. 

Tıpkı benim ya da senin hikâyen gibi. 

Geçmişten geleceğe. Yaşıyorsa hâlâ. Derinlerde. 

İlk ve son aşkın izinde. Hayatla ölüm arasında. Arafta. Eylülde. Erkeğin kalbinde, kadının ruhunda. Hayatın gizli güzelliklerine ışık tutarken… 

Ona dokun. Tüm samimiyetinle. Aklından ziyade kalbinle. Aşkı, acıyı, hüznü, umudu yüreğinde dokumuş artık genç sayılamayacak bir şairin dizeleri sana gül bahçesi vaat etmese de. 

Şiir iyidir. Sakinleştirir. Hastalıkta ve sağlıkta. Hayat yolunda, aşkın gölgesinde. 

Derya Tok, Kavgamız'ı inceledi.
07 Ara 16:34 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

↪"Kimileri, bu kavganın sonunu bilerek şeytanla anlaşma imzaladı, 
kimileri ise bilmeyerek, can havliyle sığındığı yılanı kovuğundan çıkardı. 
Bu bilmeyenler daha sonradan "Bilseydim, çilingir olurdum" 
diyeceklerdi ama iş işten çoktan geçmiş, koca bir millet can vermiş olacaktı."↩

↪Tarihin didaktik kısmından sıkılanlardasınız eğer bu kitap tam size göre. Atakan Büyükdağ bu eseriyle tarihin o sıkıcı yönünü bir kenara atıp olaylar içinde koşmanızı sağlıyor.

Biraz kitaptan bahsedelim. Einstein geceden uykusuz kalmıştır ve tam biraz kestirecekken kapının yumruklanmasıyla uyanır. Kapıyı çalan Hitler’in ve Nükleer fiziğin giderek büyüyen gücüdür. Hitler Avrupa’yı kasıp kavurmakta, Yahudi bilim adamları ise bu ateşin tam da merkezindedirler. Ateşten kaçmak için Türkiye’nin kapıları da çalınıyor. Tüm bu kaçış telaşı içinde bilim de adımlarını hızlı atıyor. Peki Nükleer fiziğin bu adımları iyiliğe doğru mu yoksa kötülüğe mi?

Bu kitap sayesinde II. Dünya Savaşı’nın yalnızca ezber yönüne değil Einsten’in özel hayatına, Einstein’ın İsmet İnönü’ye gönderdiği mektuba, toplama kamplarının icadına kadar hakim olacağınıza inanıyorum. Ayrıca Fizik sayfalarında gördüğümüz Niels Bohr, Otta Hahn, Ernico Fermi gibi isimler ile de karşılaşacaksanız. Hem de fotoğraflarıyla birlikte. Sadece şu konuda uyarmak istiyorum sizleri kitapta fiziğe dair terimsel bilgilere yer verilmiş. Ama bu sizin canınızı sıkmasın çünkü biraz okuduktan sonra konuya hakim olmaya başlıyorsunuz. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. ↩