İmparator olmak yerine filozof olmayı arzulayan, saraylarda oturmak yerine tapınakları tercih eden, kılıç yerine kitap tutmayı isteyen Julianus’un sonu ne yazık ki bir mızrakla olur.
Constantinus’un önünde bir tek sorun kalmıştı, şehir bir başkente yakışacak kadar popüler ve kalabalık değildi. Constantinus, önceden beri şehri doldurmak için bedava yiyecek vermeye kadar her türlü yöntemi uygulamıştı ve insanları buraya çekmeyi başarmıştı, artık şehir daha da kalabalıklaşacak ve ekonomisi canlanacaktı.
“Galatlar'' deyince aklımıza Avrupa'nın romantik gözlerle baktığı ve kendi kökenini gördüğü Kelt toplulukları yerine,geçtikleri her yeri yağmalayan , yakan ve yıkan bir topluluk gelmeli.