Erhan Altunay

Erhan Altunay

8.5/10
151 Kişi
·
324
Okunma
·
30
Beğeni
·
3.313
Gösterim
Adı:
Erhan Altunay
Unvan:
Radyo programcısı-Yazar
Doğum:
İstanbul
İstanbul doğumludur. Saint Joseph Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi’nde Nükleer Enerji Mühendisliği okumuş, konuyu öğrendikten sonra para kazanmak gerekliliğinden Marmara Üniversitesi’nde İşletme master’ı yapmıştır. Bu yüzden de hayatını dış ticaretten kazanmaya çalışmaktadır. Yıllarca TRT Radyo-3'te Aykut Sporel, Sezen Cumhur Önal, Engin Arman, Faruk Yener gibi ustaları hayranlıkla dinledikten sonra, radyoculuk ile Yapı Radyo’da tanışmış olup orada dört yıla yakın bir süre “Vanilya ve Çikolata” , “...Ve Jazz” gibi jazz programları ile “Troubadour” ve “Barocco” gibi klasik müzik programları ve “Kleopatra’nın Burnu” gibi mitoloji programları hazırlamıştır. Yapı Radyo’nın yayın hayatına veda etmesi ile Troubadour programını Açık Radyo’ya, Vanilya ve Çikolata’yı da Radyo 92nokta3’e taşımıştır. Daha sonra Radyo Kozmos’ta Troubadour’u ve Vanilya ve Çikolata’yı devam ettirmiş, Alem FM’de de “Deniz ve Mehtap” isimli bir program yapmıştır.
Ayasofya tıpkı Kudüs'te ki Süleyman mabedi gibi kutsal kaya üzerindedir ve oradaki kutsallık anlayışının bir devamıdır.
Fatih Sultan Mehmet, çok müstesna bir kişilik... Bilginin güç olduğunun kuşkusuz farkındaydı. Hem batıni olanın, hem zahiri olanın peşindeydi.
Tozunu aldığım her kitabın içine de bakıyor, sayfalarını karıştırıyordum.Üzerine el yazısıyla düşülmüş notlar, sayfa aralarına bükülüp saklanmış telefon numaraları, ayraç niyetine kullanılmış uçak biniş kartları, sinema biletleri, tiyatro broşürleri, eski fotoğraflar... Ne çok şeyi korumaya çalışırken kendimize bile unutturmuşuz aslında.
'' Sen an'dasın ama bilmiyorsun. Önce sen ol. Yaşamını sen yönet. Hayal perdesinden çık. Düşün neyi gereçekten isteyerek yapıyorsun? Hangi yaptığın inancına ve doğana uygun? Sen kimsin? Bunu anladığında an'ın gerçekliğini göreceksin. Araf aslında yaşadığın ve yönettiğin hayattır. ''
"Biliyordum" der gibi başını sallayarak yüzüme baktı. Sonra masadaki kitabını da alıp içeri girdi. Çok geçmeden elinde iki kahve fincanı ile geri döndü. Yine sormamıştı ne içmek istediğimi. Gerçi ben de zaten kahve isteyecektim yine. Kelime israf etmeden anlaşabilmek ne güzel şey.
Önemli olan idrak etmek.İdrak, dara kelimesinden gelir.Bir şeyin en dip noktasına ulaşmaktır. Yani, dip demektir. Bütün seviyeleri geçmek demektir. Dibe ulaşana kadar katbekat hayal aleminden geçersin. Sona geldiğinde gerçeği bulursun.
Hz. Muhammed bir hadisinde kızını şöyle anlatmıştır:

"Kızım Fatıma, bedenimin bir parçasıdır, gözümün nurudur, kalbimin meyvesidir, bedenimdeki ruhumdur, insan şeklindeki bir huridir. Ibadet mihrabında ayağa kalktığımda yıldızlar yeryüzündekilere nur saçtığı gibi, onun nuru da gökteki meleklere öyle nur saçar."
Erhan Altunay
Sayfa 52 - Destek Yayınları
Bu aslında geleneğin bir parçasıdır.Yüzyıllardır Müslüman Türklerde bir memleket ya da kale alındığında önce burçlara bir bayrak dikilir ve hemen ezan sesi yükdelirdi. Kentin en büyük kilisesi ya da mabedi camiye çevrilir, ilk cuma namazı orada kılınırdı. İslam fıkhında da var olan kiliseyi camiye çevirme, İslam tarihinin birçok döneminde görülmüştür. Fatih hem bu uygulamalara, hem de "kılıç hakkı" na dayanarak Ayasofya'yı cami yapmıştır.
Ben de çok severim masalları... Anlatmasını da dinlemesinİ de... Masal değerlidir çünkü... Üstelik, masallar anlatıldıkça gerçek olurlar. Her ne kadar gerçek ötesi gibi görünse de masal bir hakikat alanıdır. Şifreli gerçekliktir. Gören gözler için masallar bugünü anlatır aslında. Sanki binlerce yıldır hiçbir şey değişmemiş gibi olanları ve olacakları söyler dürüstçe. Ya duyarsınız ya da duymazlıktan gelirsiniz, hepsi bu. Oysa kalbiniz bilir hakikatİ. Çünkü hafıza, benlikten de eskidir... Masallar eski hafızanın hatıratı ve bu hatıratı topluma aktaran en büyük kavram.
Akşamseddin, Hacı Bayram-ı Veli ile Edirne'ye gittiğinde Sultân II. Murat ile de görüşür. Meşhur hadise, burada geçer. II. Murat Hacı Bayram-ı Veli'ye İstanbul'u kimin alacağını sorunca "İstanbul’un fethi, şu yanımdaki köse ile ha şu beşikte yatan bebeye nasip olacak" der. Köse Akşamseddin'dir, bebe de küçük Şehzade Mehmet'tir.
Ayasofya; her inanç için kutsal olan mabed...

Ayasofyan'nın geçmişi, sembolleri ve gizli tarihi bu eserde nakış nakış işlenmiş.Araştırmacı yazar, Erhan Altunsay, ezoterk öğretiler, paganizm, sembolizm ve dinler tarihi hakkındaki bilgilerini; bildiği diller olan Latince, Fransızca, İngilizce ve Grekçe olan orijinal metinlerden çevirerek, araştırmalarını bu eserde okuyucular ile paylaşmış...

Ayasofya'nın ilk yapılış tarihinden günümüze kadar olan araştırmaları içeren eser, bu kutsal mabedin, dinler için öneminden ve içerisindeki taş oymaları, melek figürlerine kadar tek tek ele almış. Ayasofaya'nın yer altında var olan dehlizlerinden, şehre bağlanan tünellerine kadar yapılan araştırmalar ile dolu...

Eserde bulunan fotoğraflar tam bir görsel şölen...

Ayasofya hakkında bilmek istediğiniz her şeyi bu eserde soru cevap olarak bulabilirsiniz...

Kitabı okurken, sanki Ayasoyfa'da tarihi bir geziye çıkmışsınız hissi veriyor. Araştırmalara devam eden Erhan Altunsay, umarım bulduğu yeni bilgileri de en kısa sürede bizler ile paylaşır. Pelin Çift'e değinmeden geçemeyeceğim. Soruları tam yerinde sorup cevapları da aynı güzellikte almış. Kütüphanemde "Gündem Ötesi Kitaplar", mutlaka yerini alacak...

Ben büyük bir merak ve keyifle okudum...
Ayasofya herhalde inşasından sonra tarihin her döneminde hep konuşulmuş ve tartışma konusu olmuştur. Günümüzde bile camiye tekrardan döndürülmesi basında yer aldığı zaman hristiyanlar buna şiddetle karşı çıkar müslümanlar ise bir gün burada namaz kılmanın hayalleri ile yaşadıklarını söylerler. İşte bu yazımdaki kitap Ayasofya'nın tarihini baştan itibaren anlatmakta. Bu mabedin Konstantin'in oğlu Konstantius tarafından 360 yılında inşa edilmesinden bugüne kadar ki başından geçen olayları bu kitapta bulabilirsiniz. Kitap Ayasofya'nın sadece yapımı veya tarihte dediğim gibi başından neler geçtiğini anlatmakla kalmamış bu mabed hakkında ayrıntılı bilgiler vermiş. Mesela mabedin bulunduğu bölgenin kutsal bir bölge olduğunu ve bu yüzden de Ayasfonya'nın buraya yapıldığı ele alınmış kitapta. Ayrıca mabedin içerisindeki gizemli semboller ve işaretler ayrıca ele alınmış. Mesela Hitler'in gamalı haçı Ayasofya'da da varmış. Kitaba göre Hz. Muhammed(s.a.v) miraca çıktığı zaman Cebrail Aleyhisselam kendisine çok güzel bir cami göstermiş. Peygamber efendimizde "burası neresidir" diye sorunca Cebrail, peygamber efendimize "burası Büyük Cami'dir. Buranın bir benzeri de dünyada üç tarafı deniz bir tarafı kara ile çevrili Konstantiniyye şehrinde bulunmaktadır" demiş. Tabi burası da Ayasofya olmaktadır.
Yani şimdi kitapta o kadar ilginç bilgiler var ki hangisini yazacağımı bilemedim. Ha bir de kitabı okurken konu gereği tarihi bilgilerle de karşılaşıyorsunuz. Ancak bu sizi sıkacak ölçüde değil. Siz en iyisi bu kitabı okuyun. Bu arada bu camiyi hiç ziyaret etme fırsatım olmadı. Ziyaret edeceklere tavsiyem bu kitabı önce okuyun ondan sonra da elinizde kitapla ziyarete gidin. Tavsiye ettiğim bir kitap. İyi okumalar.
Diğer kitap incelemelerim için http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Kitabın bir sonraki bölümüne geçmek için merakla okuduğum bir kitap oldu masalci ...Not alarak ,durup düşünerek ve geçen konuları araştırarak okuduğum için biraz uzun sürdü bitirmem ... Geçmişten günümüze hiç değişmeyen oyunların ve altında yatan sebeplerin masal tadında ya da masalın arkasına gizlenerek anlatılmış olması gizemli bir kitap çıkarmış ortaya...Her sayfa sırlarla dolu....Tabi bu masal ve masalcinin anlatmış olduğu konular uykuya dalmadan önce dinlenen tatlı masallardan değil...Uyandırmak için ,anlayana .....Ayasofya,şövalyeler,kutsal emanetler,sifreler ve nice güzel mekanın anlatıldığı bu kitabı ben çok severek okudum....Ve mutlaka okuyun derim...

Ayrıca bu masal bitmemeli devamı gelmeli....Merakla bekleyeceğim ...
Yine anlamlandıramadığım bir kitap daha. İlk başlarda kapitalizme yaptığı ince eleştiriler çok hoşuma gitse de kitap ilerledikçe konudan konuya atlaması, her şeyin bölük pörçük aktarılması konuyu fazlasıyla dağıtmış. Üstelik kitabın sonunda da, anlatılan şeyler toparlanamamış bu da kitabın ciddiyetini yok etmiş diyebilirim. Bir de sayfaların arasına, yazmış olduğu diger kitabı Ayasofya'nın Gizli Tarihi'nin reklamını sürekli yerleştirmiş olması bana çok itici geldi. Okuyunca kazandığım pek bir şey olmadı dolayısıyla da tavsiye edemiyorum.
360 yılında inşa edilen ve günümüze kadar gerek mimarisi gerek işlevi değişen ve en son müze olan Ayasofya hakkında merak edilen pek çok gizemli sorunun cevabı var bu kitapta.Uzun zamandır kütüphanemde idi, soru-cevap şeklinde olan kitabı bitiremem,sıkılırım endişesiyle okumayı ertelemiştim.Ama yanılmışım bir günde okudum ve çok keyif aldım.Tarihe işgi duyan okuyuculara tavsiye ederim.
Ayasofyanın sırlarla dolu gizli tarihi ilk kez gözler önüne seriliyor..... Ayasofyayı okudukça anlayacak... Anladıkça sevecek...... Sevdikçe sahipleneceksiniz....
Erhan Bey in engin bilgisine nazaran, sorulara verdiği mütevazi cevaplar o kadar hoşuma gitti ki. Bir diğer kitabı Masalcı sırada. Çok çok güzeldi. Baskı kalitesi de harika.
Ayasofya hakkında bilmediğimiz o kadar çok varmış ki!!! Okuduğunuzda kesinlikle hak vereceksiniz bana.
Mesela Vikinglerin bile taaa nerelerden kalkıp bu kutlu emanete geldiklerini eminim bilmeyenlerin sayısı hiçte azımsanmayacak düzey dedir.
Ayasofya'nım bu denli önemli olduğunu bilmiyordum. Ayrıca eserda Fatih'in İtalyan ressama çizdirdiği resmin özelliklerinden bahsediyor. Çok şahane bir eser.
Yazar ikinci kitapta Paganizm inancının sürecini ilk medeniyetler üzerinde inceleme yaparak devam ediyor. Doğal olarak ki yazılı insanlık tarihinin başladığı yer olan Mezopotamya ve Mısır'ı tanıyoruz.
Bu kitapta da yazar bizi Sümerlerden başlayarak Mısır medeniyetine kadar tüm inanışları ve Tanrı figürleriyle tanıştırıyor. Ve birçok kaynaktan alıntı yaparak konuyu destekliyor.
İçerdiği bilgi ve araştırmalar yönünden oldukça faydalı bulduğumu söylemeliyim. Kitabın anlatımı, konuların bazı yönlerden ağırlığını düşünürsek sıkmayan ve akıcı bir yazın.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erhan Altunay
Unvan:
Radyo programcısı-Yazar
Doğum:
İstanbul
İstanbul doğumludur. Saint Joseph Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi’nde Nükleer Enerji Mühendisliği okumuş, konuyu öğrendikten sonra para kazanmak gerekliliğinden Marmara Üniversitesi’nde İşletme master’ı yapmıştır. Bu yüzden de hayatını dış ticaretten kazanmaya çalışmaktadır. Yıllarca TRT Radyo-3'te Aykut Sporel, Sezen Cumhur Önal, Engin Arman, Faruk Yener gibi ustaları hayranlıkla dinledikten sonra, radyoculuk ile Yapı Radyo’da tanışmış olup orada dört yıla yakın bir süre “Vanilya ve Çikolata” , “...Ve Jazz” gibi jazz programları ile “Troubadour” ve “Barocco” gibi klasik müzik programları ve “Kleopatra’nın Burnu” gibi mitoloji programları hazırlamıştır. Yapı Radyo’nın yayın hayatına veda etmesi ile Troubadour programını Açık Radyo’ya, Vanilya ve Çikolata’yı da Radyo 92nokta3’e taşımıştır. Daha sonra Radyo Kozmos’ta Troubadour’u ve Vanilya ve Çikolata’yı devam ettirmiş, Alem FM’de de “Deniz ve Mehtap” isimli bir program yapmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 30 okur beğendi.
  • 324 okur okudu.
  • 18 okur okuyor.
  • 256 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları