"Yiğit babaları İslâm nişanesi sarığı çıkarmadıkları için idam sehpalarında şehadete yürüyen, O serçe gibi kanatları hoyratça kırılan mahzun çocukların mı?
İskilipli Atıf hocanın baba hasretiyle kıvranan kızçesi Melahat'ın mı?
Babası Maşaallah Ali Efendi'nin, Boynundaki kalın halatla boğularak şehit oluşunu canlı canlı izleyen 4 yaşındaki minik Ahmet Gemci'ye mi armağan etmiştiniz bu çocuk bayramını?!
Yaşadığı korkunç travma sonrası ağlama krizlerine giren, Babasını kendinden koparan Frenk şapkasını ömrünce takmayı reddeden Ahmet'in mi bu dışarıdaki 23 Nisan coşkusu?!
Hayatları boyunca gözlerinin önünden gitmeyecek baba kokulu vahşet görüntülerinin yara izleri sinelerinde hiç kapanmayan, Yetim ve bîkes bıraktığınız o masum çocukların mı bayramını kutluyor şu an stadlarda neşeyle, şenlikle cûşa gelen kalabalıklar...
Ben bu sevinç çığlıklı ıslıklı tören uğultularının ardında, Issız gecelerde baba diye yastığını gözyaşlarına boğan kimsesiz yavruların hıçkırıklarını duyuyorum sadece..
Trampetli kortej cızırtılarının plastik coşkusunun ardında; Yaralı annelerinin tenhâlarda acıyla mırıldandığı matem ağıtlarını,
Kundaklı beşik başlarında yapayalnız terennüm ettikleri yas ninnilerini işitiyorum sadece..
'Yaşasın 23 Nisan!' naralarının, en kıymetlilerimizi
Sessiz olun, kulak kabartın, dinleyin;
Rüzgâr kahırla taşıyacak size 100 yıl önce hangi acıların
üzerine şehrayinler tertiplediklerini..
Balolarda hangi yaraların üzerinde tepindiklerini..
Sahi;
Hangi ulusun egemenliğiydi tam olarak bu kutladığınız?
Dedeleri asırlarca İslâm'a bendegân olan ulusun mu?
En kıymetli ulusal değerleri olan İslâm şeairi darağacında sallandırılan ulusun mu egemenliğiydi bu?!