Eبubekir..

Eبubekir..
@Dilrubam_
Dünya Mektebinden Diploma Almak Kolay, Aşk Mektebinden İcazet Alabildik mi..?
مدرس
AÖF
2002
36 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Doğum günün Kutlu Olsun Dilrûba'm..
Hayırlı Geceler Dilrûba'm.. Nasılsın..? Gerçi nice hâlde olsanda Zamana teslim olmuş gibisin Dilrûba'm.. Bir yanın Kaybolmuş, diğer yanın bağbahçe değilmi..? Zaman dedik Dilrûba'm. Dile kolay, idrakı muâmma bir mefhum.. Ve Dilrûba'm dile kolay 24 yaşına girmiş bulunuyoruz. :) Eskiden diye başlayan onlarca cümle, keşke diye içerleyip mâveraya bıraktığın umutlar, ve aynada gördüğün hakikat.. Sen; senin suretine bakanlara inat aynada karşılaştığım Hakikatimsin Dilrûba'm.. 24 yıllık hâli hayatımda bazı şeyleri çok iyi anladım Dilrûba'm.. Ne olursan ol,kendinden uzaklaşma Dilrûba'm.. Sen kendinden seni uzak tutarsan gelen ufacık bir rüzgar sende fırtına etkisi yapar.. Çok yoruldun biliyorum. Kilometrelerce koştun, soluklandığında gördüler seni.. Uykusuz kaldın geceleri, seni gündüz'lere şikayet ettiler.. Yolun çok çetinken sana vuslatı sordular hep.. Halbuki Sen yolun kendisini sevmiştin.. Gülü kokladın, dikenlerini önlerine attılar.. İnsan insanı ne zaman anladı Dilrûba'm? Zaman çok karanlık.. Ama o siyahın içindeki beyaza meftun olduğumuzdandır bir mum yakıp ateşine bakakalmamız.. Nerede Olursan Ol Dilrûba'm; Lütfen Doğduğun gibi kal.. Değişmeyi herkes yapıyor zaten.. İçindeki çıkmaz sokaklar seni en güzel çıkan yola sevketsin Dilrûba'm.. Güneş her doğduğunda bedeninden önce yüreğini ısıtsın, çünkü üşüyorsun Dilrûba'm.. Unutma Dilrûba'm ; Bir fincan kahve, bir tutam gül, bir defter, ve birde mum sana hayatın hakikatini göstermesi için yeterli.. Sen seni En güzel surette yaratan O En güzele teslim ol.. Teslim olki hürriyete kavuşsun ağzında çiçekle sana bakan o güvercinler.. Allahım ; Senin cemalini bilmediğimiz hâlde sanatını kâinat aynasına çizen Rabbim.. Kalan ömrümüze Cemalinin hakkı için güzellikler ikram et.. Bizim güzel tanımımız'a giren değil Allahım, Sadece
1000Kitap
Reklam
Hayırlı Geceler Dilrûba'm..
Yine bir akşam saatleri.. Ve yine başbaşayız.. Nasılsın sorusunun cevapsız kaldığı saatler.. Yüreğindeki hüzün,gözlerindeki tebessüm ile devam ediyorsun Yoluna değilmi Dilrûba'm..? ... Dilrûba'm Ayna'n artık sana hitap etmiyor sanki.. Sanki gördüğün görüntü kendin değil,göstermek istediğin, olduğun değil ,olmak istendiğin bir görüntü.. Gönlün Kor gibiyken sen deniz manzarası gibisin Dilrûba'm.. Herkes sana bakarda durgun denizin derinliğini bilemez.. Yaşamak o kadar Zor ki Dilrûba'm; Ölmeden asla yaşayamıyorsun.. Ufka baktığında umut güvercinleri konmuyor yanına.. Mutlu görünen kareler hüzün kadar huzur vermiyor göğüs kafesine.. Güneş, sıcaklığını bedeninden içeri veremiyor.. Gözler Bir yudum merhameti' İlahiyye'ye muhtaç.. Anlıyorum Şimdi Dilrûba'm ; Piri Fâni amcaların belini bükenin hastalık olmadığını.. Çocukken sürekli duyduğumuz masalların başında neden " bir varmış bir yokmuş" yazıldığını anlıyorum.. Var olabilmek neden Yok olmaktan geçer,Anlıyorum Dilrûba'm.. ... Yüreğinde binlerce çıkmaz Sokak içinde kaybolmuş bir hâlde Zihninde Geçen onca cümlenin sonundaki üç noktada saklanıyorsun... Mum yaktığında karanlık bir geceye, Yanan ipin hayatında tutundukların olduğunu anlıyorsun Dilrûba'm.. Şu Mahlukâtın zerreden Küll'e hepsinin suretinde gezerken,hakikatın ışığından mahrum kalmak nasıl bir duygu Dilrûba'm.. ? ... Öyle yoruldum, Öyle yoruldum ki Dilrûba'm.. Sanki Her gün binlerce kez atan kalbimi elime alıp " Neden..?" Diye sormak istiyorum saatlerce.. Ama solmadan,yanmadan,yorulmadan,bitti demeden asıl Vâr olan gelmeyecek O kalbe.. Çıkmak istiyorum zihnimden Dilrûba'm.. Hangi Rüya Bir mezar kadar gerçek olabilir ki..? Hangi Ses " Kulum" kadar sarmalardı ki insanı.. Hangi Vâr olan Yok olan kadar mümkün ki..? Sükut düşmüşse Gönlüme, Hangi kelime Seni ifade
Duygu ve Düşünce
İstanbulun Fethi Bugün Değildir.
Evet Yanlış Duymadınız kıymetli Okurlar. Feth-i Mûbin bugün değildir. Buda Resmi tarihin bizlere bir uydurmasıdır. Gelin gerçeği birlikte Okuyalım.. Nitekim Yahya Kemal yıllar önce sorunu gayet isabetle teşhis etmişti. Üstad diyordu ki: İstanbul'un fethini 1453'te görenler, İsa'nın doğumundan 1453 yıl sonra "Konstantinopolis'in düştüğü"nü, 857'de görenler ise Hz. Muhammed'in (sas) Medine'ye hicretinin üzerinden 857 yıl geçtikten sonra Müslümanların Hıristiyanlığın kalbini fethettiklerini anlatmak isterler. Takvimler, tıpkı haritalar gibi, sadece teknik birer alet değil, içinden geldikleri medeniyetin birikimini ve bakış açısını yansıtan birer prizmadır çünkü. Bir başka deyişle, bana takviminizi söyleyin, size kim olduğunuzu haykırayım! Yani 1453 değil 857'de Fethedildi.. Peki Günü..? İsmail Hami Danişmend 1953'te Istanbul Derneği başkanıdır ve hiç değilse 500. yıl kutlamalarında İstanbul'un miladi fetih tarihi olarak tespit edilen 29 Mayıs'ın yanlış hesaplandığını birilerine kabul ettirmek için kapı kapı dolaşmaktadır. Ne yazık ki, bulduğu vesikaları götürüp gösterdiği kişilere bile derdini anlatamamış ve sonunda içini yazıya dökmüştür. Danişmend'e göre, 29 Mayıs 1453, Papa'nın makası eline almasından önceki takvime, yani Sezar'ın takvimine göre hesaplanmıştır ve "o zaman için" doğru bir tarihtir. Ama fetihten 129 yıl sonra gerçekleşen bu takvim makaslama eylemi sanki hiç olmamış farz edilerek fetih tarihi, o zamanki 29 Mayıs'ın üzerinden Papa'nın makası geçirilmeden bugüne postalanmıştır. Dolayısıyla 1453'te henüz 9 gün olan bu takvim farkını hesap etmeden fethin 29 Mayıs'ta gerçekleştiğini söylemek bugün kullandığımız "atlanmış" takvim açısından hatalıdır ve düzeltilmesi gerekir.
Din
Cuma'ûl Hâyr..
Bugün Hem Bayram , Hem Zilhicce Ayı, Hemde Cuma Günü. Resmen torpil var dualarımızın kabulu için. Dua'da faiz caizdir. Bol Faiz beklerim.🌱
Din
Yaşarken Yaşamak...
Hayırlı Geceler Dilrûba'm.. Nasılsın diye sormak istiyorum ama ayna'nın bile kırık olduğunu bildiğim için sormayacağım, Çünkü boş yere "İyiyim" deme,Yalan söylemeni istemiyorum.. Çok yorgunsun.. Ve seni en çok yoran Şey " Yüreğine batan onlarca dikene rağmen Etrafına gül gibi gözükmen.." Biliyorum Çok zor,hiç de kolay değil. İçindeki okyanustan Etrafına bir damla su göstermemek kolay değil.. Kalbimde bir sızı var Dilrûba'm, bunu anlatmam mümkün değil. Öyle bir hüzün varki göğüs kafesimde, olana,olacağa,ve olmuşa,gelene,gidene,geçene,geçemeyene hepsine kırgın.. Kim Yaşarken Yaşayabilmeyi becebildiki Dilrûba'm? Hangi Şair ağlamadan mısralarına his verebildi..? Hangi Gül, Solmadan Koku verebildi..? Hangi İlkbahar sonbahardan geçmedi..? Ay, gece olmadan Işık tuttumu kalbine ? Yıldızlar bir kandil gibi parlarken gecenin karanlığında, sana " Bana baktığında kurduğun umutlar o istemediğin siyahın içinde, beni ne zaman gündüz parlarken gördün?" Demedimi..? Hangi Yol ki Vuslat uğruna Hicran'dan geçmedi..? Dilrûba'm; Öyle kırgın ve yorgunsun ki, elini dahi kıpırdatmak gelmiyor içinden.. Ve senin Yıkık ülkeni, hevessizliğini bir yaşam tembelliği zannediyorlar.. Olsun Dilrûba'm, kim anlaşılabildi Şu geçici ömürde..? Eskiden Teyzelerimiz hep " Allah bahtını güzel eylesin" derdi hep Dilrûba'm. Şimdi bu sözü oluklarıma kadar hissediyorum. Bugün camiye giderken dönüşte yolda bir kediciğe rastladım. Hemende yanıma geldi hissetti sanki .. Baktım kucağıma oturmak istiyor aldım kucağıma bir kaldırım kenarında, kediyi severken konuşmaya başladım kediyle, orada kedicik kucağıma gelirken o sığıntı halini gördüm ya öyle utandım, öyle utandım ki Dilrûba'm kendimden.. " Şu kedinin sana sığındığı gibi sen Rabbine böyle sığınamadın" diye geçti içimden.. Bazen Allah kuluna hissettirmek
Din
Reklam