Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dağları anlat onlara.Beş bin xarzan'lı kadın ve erkek savaşçıyı.Bindokuzyüzyetmişsekizi anlat onlara.Unutmasınlar.Koynumuzda ölen/ beraber yattığımız /kara kaşlı çocukları anlat.Beş nolu cezaevi de onlara.Anlarlar.Susmazlar.En kara olan kız çocuğuna bir tane toka al.De ki; bu toka senin örüklerinin kelepçisidir.Sarıl örüklerine ve kaptırma de! İşte bu yüzden sevgilim senin tamda olduğun yerden dünyaya bakmak gerek.Kızamık bile çıkarmadan ölen çocukların hikayesini resmetmek için burayı terk edip kocaman/amele gülüşlü dağlara beş yüz koyunla dönmek gerek.!
Ekşi,küflenmiş bir ekmek gibi kokuyor bu şehrin koltuk altları.Köpeği vurulmuş bir çoban sessizliğine gömülmüş gibi oluyor bu saatlerde.Herkes kendi ihanetine dönüyor ve herkes bir 'kes' arıyor 'kes' sizliğinde! Kocaman adamlar ve kadınlar kahkahalarında saçları daha yeni örülecek kıvama gelmiş kızları, önce doğurup sonra boğuyorlar! Sonra herkes kadeh kaldırıyor kaybettiklerine.-Şerefe
-neye içiyoruz?
-gidenlere.!
-kim gitti?
-kimse kim
-doğru ya.Herkesin bir gideni var.Di'mi?
-birde gönderdikleri..
Odası şimdi karanlıktı, ruhu ise boş ve kederli; hayallerden oluşan krallığı, arkadında tek bir iz, tek bir ses bırakmadan paramparça olmuş, bir düş gibi onu terk edip gitmiştir.