Diğer bir deyişle, kuruluş çağında Osmanlı Devleti Balkanlar’ın geç Roma, Bizans Hıristiyan tabakasından beslendi ve bu şekilde gelişti. 16. yüzyıl öncesi kurumsal gelişimini açıklamada bu gerçek, Anadolu’daki daha eski Müslüman devletlerden aldığı miras kadar önemli.
Gazânın/akının amacı olan fethin maddi avantajlarını elde etmeyle karşılaştırıldığında İslâmiyet’i yaymak bunun yanında hiç kalırdı. Başka bir deyişle, ortaya çıkmakta olan Osmanlı politikası, Hıristiyan komşuları arasında İslâmiyet’i yaymak için tasarlanmış ‘dini’ bir ‘kardeşlik’ten ziyade, fetih ve ganimet için bir araya gelmiş bir ‘talan kardeşliği’ydi.