İnsanlar dünyayı olduğu gibi değil, kendi pisliğinin aynasından görür.
Kimse gerçek karakteriyle yüzleşmeyi istemez. Bu yüzden çoğu, içindeki karanlığı bastırmak için tam tersine bürünmeye çalışır. Kendini kandırmak, acizlerin en kolay sığındığı bataktır.
İnsan kendi içindeki karakteri reddettikçe, ondan kaçmak için zıt kutba savrulur.
Ahlak bekçiliği yapan, herkese ne yapması gerektiğini dayatan, “burada öpüşülmez”, “orada şunu yapmayın” diye gezen tipler…
Bil ki içinde, bastırdığı en büyük sapıklıkla yaşıyordur.
Ve sırf bu gerçeği gizlemek için kendini “en ahlaklı”, “en namuslu” maskesine sarar.
Normal bir insanın göstermeyeceği kadar “dürüst”, “temiz”, “dini bütün” görünmeye çalışır.
Çünkü içindeki pisliği dışarı sızdırmamak için duvarlarını daha da kalın yapmak zorundadır.
Sonra bir gün fırsat ayağına gelir.
Ve o en namuslu, en ahlaklı, en doğru adam bir anda en rezil, en sapkın kişi oluverir.
İşte bu yüzden bir şeyi körü körüne reddeden, bağırarak savunan insanlardan uzak dur.
Çünkü en fazla haykıranlar, içinde en fazla saklayacak şeyi olanlardır.
Bir yerde aşırı ahlakçılık mı gördün?
Bilin ki orada gizli bir sapkınlık vardır.
Bir yerde aşırı saflık gösterisi mi var?
Bilin ki orada sahtekârlık diz boyudur.