Huzursuzluk

Huzursuzluk
@Disquiet
İçimde huzurdan eser yok, hayır, ama - ne yazık! - huzuru tatmak için istek de yok.
Korkmuyorum. İstediğim ne? Ah… Şu korkunun, acıma ve tiksinti duygularımın iç içe geçtiği, çok iyi bildiğim ses tonu.
Reklam
Ölülerin yaşamında avuntu bulmak kolay oluyor. O zaman ölümü arzulamak için ne bekliyorum? Her şeyi yatıştıracak olan inlemeyi, benim inleyişim olmasa da işitiyorum buradan. Bu arada kendinizi ölü sanmanız boşuna; ölü değilsiniz, hâlâ can çekişiyorsunuz. Saçlarınız uzuyor, tırnaklarınız uzuyor, bütün o ölü gömücüler ölmüş. Biri perdeleri çekti, belki de siz çektiniz. En küçük bir gürültü duyulmuyor. Nerede şu meşhur sinekler acaba? Evet, artık yadsıyamazsınız bunu: Ölen siz değilsiniz, bütün ötekiler.
Çürümek de yaşamaktır, biliyorum, biliyorum, eziyet etmeyin bana ama insan bazen unutuyor. Evet, belki bir gün, bildiğimi sanarken yalnızca varolduğumu, biçimden yoksun, dur durak bilmeyen tutkunun beni çürümüş etlerime kadar yiyip kemireceğini öğrendiğim gün ve bunu öğrenmekle hiçbir şey öğrenmiş olmadığımı, yanlızca aynen geçmişte haykırmış olduğum gibi, az ya da çok yüksek sesle, az ya da çok belirgin biçimde haykırıp durduğumu öğrendiğim gün, bu yaşamdan da söz edeceğim size.
Sen ki kurgulanmış bir romanın baş karakteri Ben… 47. sayfada Üstü çizilmiş bir alıntı. M.Ç.
Ölmekten korkmuyorum; var olmak, bunca yalnızlık ve ihanetin içinde yaşamak zaten ölüm gibi. Ve ben, her gün kendi hayatımın mezar taşını dikerek, hayatta kalmanın acısını kutluyorum.