“Beni inciten, içimi parçalayan, ruhumu rimelimi eden son bir şey daha var. Şu an, bir başıma pencerede durmuş, böyle hüzünlü, tatlı şeyler düşünürken, tablolardaki insanlar gibi güzel, estetik olmam gerekirdi - oysa öyle değilim, o kadarını bile olamadım…”
“Dışarıda bir yaz ikindisi. Ne kadar da isterdim bir başkası olmayı… Pencereyi açıyorum. Dışarısı yumuşacık, ama sinsi bir sancı gibi, anlamsız bir tatminsizlik gibi yaralıyor beni.”
“Biliyorum ki uyandım ve hala uyumaktayım. Hayatın verdiği yorgunluktan bitap düşmüş, eskimiş bedenim, vakit henüz çok erken, diyor. Hafif bir sinir var üzerimde. Nedendir bilmem, kendime ağır geliyorum…”