...Birinci Dünya Savaşı sırasında yurt savunmasında ölen İskoç askerlerinin listesini veren bir tür nüfus kütüğüydü. Nerede can vermiş İskoçlar diye listeye rasgele göz gezdirmeye başlıyoruz. İlk sayfaları açar açmaz kıpkırmızı olduğumu hissediyor, nasıl tepki vereceğimi bilemiyorum. Ahmet’le aynı anda göz göze geldiğimi hatırlıyorum.
İsim, doğum yeri, birliği, rütbesi, öldüğü tarih ve cephesi...
Son maddeye baktığımızda içimden bir şeylerin koptuğunu hissediyorum: Filistin, Gelibolu, Süveyş, Akabe... Liste uzayıp gidiyor.
Bir anda harim-i ismetimizi korumak için susuz çöllerde, Çanakkale’de ateş çemberinde şehit düşenlerin sayısını hatırlamaya çalıştım.
İsimlerini düşünmeye bile cesaret edemiyorum.
Şehidlerin değil isimlerini, sayısını bile hatırlamayan, tarih bilinci yoksunluğu karşısında sarsılıyorum.
Eğer “gelenek”, dini yozlaştırmış, Kur’an ve Sünnet’i yanlış okumuşsa(!) Modernistler daha kötüsünü yapmışlar, onu buharlaştırarak tamamen fonksiyonsuz hale getirmiş ve bu suretle hayatın dışına itmişlerdir!
Batılı Oryantalist hareketten ithal ettiğimiz kavramlar zihin dünyamızı bulandırmaktan başka bir işe yaramadığı halde kendimizi, hayatı, evreni ve İslam’ı onlarla algılama gayretkeşliğinden vazgeçmediğimiz sürece bu “düşüş” devam edecek ve gerek bu dünyada gerekse “öte” de bizi bekleyen şey “hüsran”dan başkası olmayacak.