Elveda Gülsarı aslında bir atın doğumundan ölümüne değin geçen zamanı anlatmasından ziyade bakıcısı olan Tanabay'ın Gülsarı'nın son anları esnasında kendi yaşam koşullarını,gençlik anılarını, kendi iç muhasebesini,zorlu kış şartlarında nasıl yaşam mücadelesi verdiğini ve ne yaşamış olursa olsun ilk gençlik ateşinin vermiş olduğu devrime olan inancını hiç kaybetmemiş olmasının sürecini anlatıyor kendine has üslubuyla Aytmatov Dilini ve kitaplarının akıcı kurgusu ile bir çırpıda okuyuveriyorsunuz zaten
"Sana izin veriyorum,git. Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta , bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. Dünyadan ve onun bindir halinden korkma."
"Atlasımı sana emanet ediyorum"dedi,"Daima yanında taşı ve atıldığın bu macerada yolunu kaybedecek olursan bu düş atlasının sayfalarını karıştırabilirsin. Fakat kendini sakın kaptırma. Adına Dünya dediğimiz kitabı oku."
Annem biz çocuklarına ikaz gayesiyle "beddua etme" anlamına gelmek üzere "intizar etme" derdi.Bana da söylenince bu söz, sözlüğe baktım ve intizar karşılığının bekleyiş olduğunu gördüm. İnsanlar ne dediklerini bilmeden mi konuşuyorlar?
Annem çocuklarına intizar etmeyin derken muhatabınızın veya hasmınızın başına kötü bir şey gelmesini beklemeyin , zira mü'minlerden , duası kabul olunan zavattan biri olma ihtimaliniz vardır demiş oluyordu."