19 Şubat 1960
" .. .Hayal kırıklığı insanı öldürmüyor, yengecim! Yalnızca,
yaşama azmimiz bir parça eksiliyor; başka bir şey olmuyor ... Bir
defa daha ayağa kalkana kadar, eskisi gibi gülmeye başlayana ka-
dar, günlük işlerin hengamesine tekrar dönene kadar, bir vakit
bocalıyoruz. Sonra yara izi gibi bir şey kalıyor ... Zamanla kabuk
bağlıyor. Elin hep oraya gidiyor; kaşıyorsun ... İnsanın, diliyle
eksik dişini yoklamasına benziyor. Sonra kaşımamayı, yoklama-
mayı öğreniyorsun.
Hepsi yalan tabii ... İnanma! Ben daha çok gencim."
Mino'n.
Öykümüzün nasıl başladığını hiçbirimiz bilmiyoruz; sonradan
anlatıyorlar, bilmiş kadar oluyoruz. Anımsamak için tanıklıklara
ihtiyaç duyuyoruz; fotoğraflara, sözlere, küçük bir kağıt parçasına
çiziktirilen birkaç kelimeye ... Saklayamadıklarımıza, sandığımı-
zın dışında kalanlara ..
Babanı tanımıyorsun değil mi?
Onu, güzel günlerin akşamlarında kapımızı çalan heybetli bir
adam fotoğrafı olarak hahrlıyorsun. Ya da demokrasi düşmanı
bir darbeci olarak. .. İlkini çocukluğundan biliyorsun, diğerini
gençliğinden ... Zaman böyle bir şeydir; ileri geri döner durur.
Yakınlıklar uzaklıklarla yer değiştirir. Sonra o uzaklıklar başka
bir yerde, başka bir şekilde tekrar yakınlık haline gelir. Galiba ol-
gunlaşmak diye buna diyorlar; her şeyi kabul etmeye başlıyor-
sun ... İnsan beyni mükemmel bir çiftçi; durmadan ekip biçiyor ...
Sonunda, olan biten her şeyi anlıyorsun. Anlamak çok tehlikeli
bir şey ...
Ölmeden önce babana ben de sormuştum. Şaka yolluydu ama
sormuştum.
"Sen Kore'ye ne için gittin, Cemil?"
Senin kelimelerinle, gülümseyerek mırıldanmışh:
"Emperyalistlerin çıkarları için . .. "
Arhk gülümseyebiliyordu.
Sen ve Hasan bizi böyle etkilemiştiniz. Sarsarak. .. Uykudan
uyanmıyor olmamıza hayret ederek. .. Şaşkınlığınızı göremiyor-
duk ama acımaruzın, adalet hissinizin kiri pası üstümüze yapışı-
yordu. Ne kadar yıkarursak yıkanalım çıkmıyordu. Kirle temiz-
lenmeyi siz biliyordunuz; biz bilmiyorduk.
Ama ne yazık ki yaşınız mırıldanmaya elvermiyordu. Siz hay-
kırıyordunuz. Haykırmakta da haklıydınız.