Biri dünyevi kökenini ihmal ederek insanı Tanrı katına koyuyor; ötekiyse cennetten çıkma hayallerini ve ilahi imkanlarını gözden Irak tutarak ona balçık muamelesi yapıyordu…
Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor hissediyorum… Ama anlatamıyorum… Bunun ne kadar büyük bir şey olduğunu biliyorum ama konuştuğumda bir bebeğin ıngaları gibi sesler çıkıyor ağzımdan.
Varlığını sezdiği ve peşinden koştuğu, ama tutamadığı şey, şiirin zapt edilmez  ruhuydu. Sıcacık bir parlaklıktı ona göre, peşinden koşturan ama hep erişebileceği noktanın
ötesinde kalan ılık bir buğuydu…