Ölünceye kadar hak üzere sebat etmek, gerçekten zor bir iştir. Bu nedenle Rasûlullah (s.a.v.) dualarında sık sık: "Ey kalpleri evirip çeviren Allah'ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl!" diyordu.
Hasan el-Bennâ diyor ki "...
Buna mukabil gözleri şişinceye kadar uyuyan, karnı genişleyinceye kadar yiyen, kahkahalarla gülen, vaktini eğlencelerle geçiren, kendini manasız şeylerden uzaklaştıramayan, arzularının esiri olan insan ise, hiçbir zaman başarıya ulaşamaz. Gerçek mücahidlerden olamaz."
Savaş için gerekli olan ihtiyaçları ve gücün tamamını elde etmek ve hazırlamak gerekir. Bu, zaman ve şartlara göre değişebilir. Savaşa hazırlık için, zamanımızda, bilim, sanat ve gerekli olan üretimde bulunmanın en önemli güç vasıtaları olduğuna şüphe yoktur. Bu konuları öğrenmek, ümmet için farz-ı kifayedir. Çünkü vacibi tamamlayan şey de vaciptir. Her Müslümanın, atıcılık, hedefi vurma gibi savaş konularıyla ilgili gücünün yettiği şeyleri öğrenmesi müstehaptır. O, bunları Allah rızası için öğrenir ve başkalarına da öğretir.
Dolayısıyla sana yardım etmesi için aradığın kardeşin, senin de ona yardım etmek için aradığın kimsedir. Karşılaşan iki kardeş, iki ele benzer; onlardan biri diğerini yıkar, temizler.