Ferit, biraz evvelki fena yorumunun sebeplerini kendi mizacıyla aşkın doğurduğu alınganlık arasında hangi nispetlerle pay etmenin doğru olacağı meselesi önünde kaldı ve şaşırdı. Bu alınganlığın insanı hakikatten ne kadar uzaklara götürebileceğini ve şüphenin karanlıkları içinde ne hata kuyularına düşürebileceğini, ansızın, yorgun vücudunu havaya fırlatan bir hayretle anlamıştı.
Babam daima haklıdır. Peşimden gelen köpeğin mevcut olmadığını söylediği zaman da, bu dünyada istihzamızdan kurtulmaya layık hiçbir şey olmadığını söylediği zaman da, aşkın bir ahmaklık olduğunu söylediği zaman da haklıdır.
Benim kendisine doğru hamlemden o ânımın bütün zaafını sezen bir mahlukun, bu fırsattan, benim istihalelerimin kumandanı olmaya kadar gidecek derecede faydalanmaya kalkması vakıasını nasıl görmüyorum? Şimdi nasıl yakaladım! Ruhumun inkılapçısı olmak sevdasına düştü. Ve ben, yok olmaya hazır bütün şahsiyetimle onun gözlerinde erimeyi benzersiz bir haz gibi duyacak kadar kendimden geçtim.