Bir şeyin hafifçe bana dokunduğunu hissediyorum ama kıpırdamaya cesaret edemiyorum çünkü kaçmasından korkuyorum. Unutmuş olduğum bir şey: Bir çeşit sevinç.
Güzel sanatlarla acılarını avutan avanaklara ne buyurulur. Bigeois Hala gibi: "Zavallı amcam öldüğünde Chopin'in prelüdleri bana acımı öyle unutturdu ki!" Konser salonları, gözlerini kapayıp solgun yüzlerini alıcı antene dönüştürmüş ezik, talihin sillesini yemiş kimselerle ağzına kadar doludur. Yakaladıkları seslerin, tatlı ve besleyici bir şekilde içlerine aktığını düşünür bunlar. Acılarının, tıpkı genç Werther'in acıları gibi müzik haline dönüştüğünü sanırlar. Güzelliğin, yaralarını sardığına inanırlar. Salaklar.