Ümit Doğan

Aşkın bir adı da adımlarını gidişlere hazırlamak değil midir zaten? Gelişigüzel gelmesini bilenin gelme vaktini bildiği gibi, günü geldiğinde aşkın namına,vuslatın nârına gitmenin de zamanını bilmekti.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hasret, dostluğa katık edilir bazen.Kerpici taşa çeviren nedir bilir misiniz?Kerpicin özü biraz toprak,biraz saman ve biraz da sudur.Özündeki toprak da saman da hep bedenindedir.Lakin güneş kurutur kerpici,taşa çevirir.Özündeki suyu ağır ağır çeker alır bedeninden.Sanki ruhu elinden alınmış bir beden misali kurur kerpiç.Ve artık hep suya hasrettir.Güneş,kerpicin toprak bedeninden suyu alarak,onu ömrü boyunca çekeceği acı bir hasretle baş başa bırakır. Ham toprak,bedenindeki su ile pişer ve güneşin acımasızca suyu çekip almasıyla yanmaya başlar.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Har için gelen,yâr için gitme vaktini de bilir.Pişmek için hasret gerekir.
Sayfa 52·Kitabı okudu
"Ey can!Ey güzel canan!Seni sevmek zordur, çiledir,ölümü hasretin kan uykusunda yudum yudum içmektir.Her vuslat umudunun kırıklığında, emanet bir can taşıdığını o vakit anlarsın ve ölmeden mezarını gördüğünde teninden utanç duyarsın."
Sayfa 52·Kitabı okudu
Dost dostun yanına değil,yarasına gelen değil miydi?
Sayfa 51·Kitabı okudu