Douha

Douha
@Dohamstc
_douha.mstc Instagram
Aşağılık insanlara karşı hoşgörülü olmak asalet değil; değerinize karşı işlenmiş bir suç ve sağduyulu her insana açık bir ihanettir. Sana saygısızlık eden kişi affının erdemlerini hak etmez; aksine, içi boş kibrini sarsacak sert bir ders gerekir. Sakın yumuşak huyluluğunun alçağın eğriliğini düzelteceğini sanma. Asaletten yoksun, basireti kör olan kimse, onurlu insanların dilini anlayamaz; affı yalnızca daha ileri gitmesine izin veren bir zayıflık olarak görür. Bir rezili affettiğinde, onun başkalarına karşı işleyeceği bir sonraki kötülüğün ortağı olursun. Bu yüzden aşırı nezaketi bir kenara bırak ve hakkını tüm gücünle al. Çünkü adil karşılık vermek, erdemlerin en yüce mertebelerinden biridir. Yumuşaklık karanlık ruhlarla her zaman işe yaramaz. Nasıl ki bir bitki yeşermek için suya ihtiyaç duyarsa, alçaklık da dizginlenmek ve caydırılmak için sert bir karşılık görmeye ihtiyaç duyar.”
Reklam
Hadis
Bu yüce söz, gelen bir hadis-i şerifin parçasıdır. Cebrâil (a.s.) bana gelerek şöyle dedi ve dengeli bir hayat için altın değerinde prensipler öğretti: * “Dilediğin kadar yaşa, sonunda mutlaka öleceksin.” Dünyada ömrün ne kadar uzun olursa olsun, sonun ölümdür. Bu yüzden ahirete hazırlıklı olmayı unutma. * “Dilediğini sev, sonunda ondan ayrılacaksın.” Bu, dünyaya ve içindekilere aşırı bağlanmamayı öğütler. Çünkü her ayrılık kaçınılmazdır. En güzel sevgi, Allah için olan sevgidir. * “Dilediğini yap, çünkü yaptıklarının karşılığını mutlaka göreceksin.” Bu, ilahi adaletin temel kuralıdır. Büyük ya da küçük, her amelin eksiksiz bir karşılığı vardır; insan yaptığı her şeyin sonucuyla karşılaşacaktır.
Hadis: Cündeb b. Abdullah’tan rivayet edildiğine göre Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Bir adam: ‘Allah, falan kişiyi asla bağışlamaz.’ dedi. Bunun üzerine Yüce Allah şöyle buyurdu: ‘Kimdir o, benim falan kişiyi bağışlamayacağıma dair hüküm veren? Ben o kişiyi bağışladım; senin amelini ise boşa çıkardım.’” (Cündeb bin Abdullah rivayeti, İmam Müslim, Sahih Müslim 2621) Hadisten Çıkan Dersler İslam, insanları küçümsemeyi, onları Allah’ın rahmetinden ümitsizliğe düşürmeyi ve kişinin kendi ibadetiyle övünerek başkalarını hor görmesini şiddetle yasaklamıştır. Bu hadiste anlatıldığına göre İsrailoğulları’ndan bir kişi, günah işleyen başka bir kişi hakkında: “Allah ona asla mağfiret etmez.” diye kesin bir hüküm vermiştir. Fakat Allah Teâlâ bu sözü büyük bir kibir ve haddini aşma olarak değerlendirmiş ve: “Onu bağışladım, senin amellerini ise boşa çıkardım.” buyurmuştur. Neden Bu Kadar Ağır Bir Uyarı? Çünkü bu kişi:
İbrahim, kısırlığın sonu olduğunu sandı; Allah onu milletlerin babası yaptı. Yusuf, zindanın kaderi olduğunu sandı; Allah onu Mısır diyarında söz sahibi kıldı. Davud, ölümünün Talut’un eliyle olacağını sandı; ama Talut öldü, Davud ise hükümdar oldu. Bu yüzden, sana korku dolu sonlar çizen hayallerine hemen inanma. Çünkü Allah’ın takdiri, senin zannettiğinden çok daha farklıdır. O’nun planı, insanların kurduğu bütün ihtimallerden daha büyüktür.