Çocukluğundan beri omuzlarına taşınmaz yükleri koydu kader,
Ve sen büyüdün… sanki kadim bir sabırdan yaratılmışsın,
Her kırıldığında yeniden ayağa kalkan bir yürekten.
Yorgun bir annenin sığınağıydın,
Dünyanın sertliğinden titreyen bir kız kardeşe duvar…
Ve kendi içinin gizinde,
Kucak arayan ama hiç bulamayan bir çocuktun aslında.
Gözyaşların bile yanağına düşmekten çekinirdi,
Acını güçle örtmeye ne kadar alıştıysan,
İnsanlara eğilmeyen bir kadın…
Rüzgâra kafa tutan bir adam gibi görünürdün.
Yalnızca Allah duyuyordu seni,
Dünyayı omuzlarında taşırken…
Titreyen ellerinle kendi kalbini de tutarken,
Kendine “iyiyim” derken…
Oysa hiçbir gün gerçekten iyi olmadın.
Ey asil sessizliğin kızı…
Ruhunda taşıdığın bu ağırlık,
Zayıflık değil, yıllarca tek başına yürüdüğün yolların izi…
Ve başkalarını koruduğun kanatlar,
Ancak meleklere yakışacak kadar saf.
Sen sadece güçlü değilsin…
Uzun bir sabır hikâyesisin,
Kimseye benzemeyen bir acı şiirisin,
Ve dünya senin yüklerini bilseydi,
Acımazdı sana… ayakta alkışlardı.