Gözündeki bir damla yaşı silerek:
“Çok dokunaklı konuştunuz, üstadım. Bakayım, düşüneyim hele bir. Sonra, kim bilir, belki de beni asmazlar. Gelip beni o hücrede şöyle acayip bir kılıkta bulunca bir de bakarsınız ki katıla katıla gülmeye başlarlar. Sonra, assalar da ne çıkar? Alt tarafı, bu da ölümün bir başka şekli değil mi? Asılarak ölmek, feylesoflara yakışan bir ölüm tarzıdır. Belki benim alnımda da böyle öleceğim yazılı. İnsanın feylesof gibi yaşayıp feylesof gibi ölmesi çok muhteşem bir şey, doğrusu!”
Papaz onun sözünü keserek: “Şu halde, mutabıktız. Yarın geleceksin, değil mi?” diye sordu.
Fakat şair bu soru ile birdenbire kendine geldi:
“Maalesef hayır, üstadım, gelemeyeceğim. Asılarak ölmek saçma bir şey. Benim hiç de böyle bir niyetim yok.”