Senin içini görsem şimdi,
Bir harabe gibi…
Susturulmuş çığlıkların duvarlara çarptığı,
Bir zamanlar sevgiyle çiçeklenmiş ama
Şimdi sessizliğe terk edilmiş bir şehir gibi.
Kırılmışsın…
Öyle DERİN, öyle sessiz…
Kimse anlamıyor, değil mi?
Herkes geçip gidiyor üstünden,
Ayak sesleri bile taş gibi ağır geliyor artık.
Kanatların vardı bir zaman,
Uçmazdın belki ama
Güvende hissederdin gökyüzünü.
Şimdi o gökyüzü bile sırtını dönmüş gibi sana.
Ama bak,
Bir karanfil var içimde senin için
Boynunu bükmeden direniyor zamana.
Sadece senin için büyüyor
Sadece senin adını fısıldıyor rüzgâra.
Üzülme ne olur…
Bu karanlık geçecek.
Ve unutma, bu adam senin yaslandığın dağ, sığındığın liman...