Gençliğinde hep kim olduğuyla uğraşmıştı zihni, kim olduğunu hayata geçirmekti birincil amacı. Gün geliyor, kim olamadığını düşünmeye koyuluyordu kişi...
Terk edilmek öğrenilmesi ertelenmiş bir hayat dersiydi, hepsi bu...
Tazelenmeye benzer bir ferahlık duyuyordu…
Birkaç ay sonra, kocası mahcup ve duraksamalı geri döndüğünde barışmaya yanaşmadı.
"Ağacımız kurudu," demişti üzgün ve yenik adama, "artık yuvamız yok. Kimsenin suçu değil."