Erendiz Atasü

Erendiz AtasüKadınlar da Vardır yazarı
Yazar
7.6/10
219 Kişi
897
Okunma
79
Beğeni
6,9bin
Görüntülenme

Hakkında

1947’de Ankara’da dünyaya geldi. Öğretmen bir anne-babanın tek çocuğu olarak büyüdü. 1964’te Ankara Koleji’nden, 1968’de Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı fakültede akademik yaşantısına devam etti. 1974’te doktor, 1980’de doçent, 1988’de profesör unvanlarını aldı. Farmakognozi dalında öğretim üyesi olarak 1997’e kadar çalıştı. 1997’de emekli oldu. 25 yaşında lisansüstü öğrencisi olarak gittiği Londra’da öykü yazmaya başladı.[1] Öykülerinde kadın sorunlarını işledi. İlk öyküsü 1981’de yayımlandı. O tarihten bu yana öyküleri Sanat Edebiyat'81, Düşün, Çağdaş Türk Dili, Varlık gibi dergilerde; edebiyat sorunları, kitaplar, kadın özgürlüğü, laik toplum ve Cumhuriyet devrimleri üzerine deneme, inceleme ve makaleleri Saçak, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap, Varlık, Pairüs gibi dergilerde, Cumhuriyet, Aydınlık gazetelerde yayımlanmaktadır. Akademi Kitabevi’nin öykü yarışmasında birincilik kazanan öykü dosyası, 1983’te “Kadınlar da Vardır” adıyla kitaplaştı. Bu kitabı Lanetliler (1985), Dullara Yas Yakışır (1988), Onunla Güzeldim (1991) öykü kitapları izledi. Kimi öyküleri başka dillere çevrildi; Birleşik Kralıık, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Almanya, Hollanda, İsviçre, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan’da yayımlanan öykü antolojilerinde yer aldı. 1991’de ilk romanı Dağın Öteki Yüzü yayımlandı. Bu eserle Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandı. 1997’de yayımlanan Taş Üstüne Gül Oyması öykü kitabı ile Yunus Nadi ve Orhan Kemal Armağanları’na, 2010’da Hayatın En Mutlu An’ı öykü kitabı ile Dünya Kitap ve Yunus Nadi Armağanları’na değer bulundu.
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1947

Okurlar

79 okur beğendi.
897 okur okudu.
16 okur okuyor.
545 okur okuyacak.
15 okur yarım bıraktı.
Reklam

Sözler ve Alıntılar

Tümünü Gör
Yobazlıkla; sessiz kalarak, üzerimize alınmayarak, ödün vererek baş edemeyiz. Çünkü yobazın yalan ve iftira kapasitesi sonsuzdur; ve ödün yolunu seçerseniz sizi sürekli gerilemekte ve daralmakta olan bir savunma hattına hapseder.
Sayfa 34 - Can Yayınları
içtenliğini yitirmiş sözlerin boş takırtısı...
Sayfa 15 - Can yayınları, 2. BasımKitabı okudu
Reklam
Aynı kalmadık ki, eksildik...
Büyümüştünüz ve hâlâ nasıl, nasıl sığabiliyordunuz yetişkinlik hayatımızın başında, sıkış tepiş itildiğimiz o konuma! O daracık alandaki sağlam duruşunuzu nasıl koruyabilmiştiniz, kendi geleceğinize çevrili o sağduyunuz nasıl yönünden sapmayabilmişti, sokaklarda oluk gibi kan akarken, evler basılırken, darağaçları işlerken, dağlarda ve kuytularda kanlı karabasanlar uğuldarken, mutsuz çocuklar yetişirken; çalışkan ve namuslu insanların çocukları, torunları yoksulluktan utanmayı, varsıllığa tapınmayı öğrenirken; ve kristal avizeli yönetim odalarında, bilgisayar tuşlarına dokunan parmak uçları, iri kıyım meblağları yakan top oynar gibi savurup, amiral battı oynar gibi insanların üzerine bir çizik atıp, hayatlarını güvensizlik okyanuslarında batırken... Alçakgönüllülük can çekişirken ve hırsla büyüklenme el ele, kanserlerin en habisi gibi en ince kılcallara dek yayılırken... Nasıl aynı kalabilmiştiniz? Varsıllaşmıştınız... Mutsuzdunuz... Ve razıydınız; salt yapıtaşları yerinden oynamasın diye...
Sayfa 122 - KaymaKitabı okudu
Yaptığı işi seviyor muydu? Hayır. İş bir zorunluluktu, katlanıyordu.
Sayfa 182 - Can yayınları, 2. BasımKitabı okudu
Bunaltmadan...
Bir erkeği onsuz bir eksiklik olunduğu için değil de onsuz da bir tümlük olunabildiği için sevmek daha güzel değil miydi?
Sayfa 201 - Everest
Kadın cinayetleri, pedofili ve İstanbul Sözleşmesi - Erendiz ATASÜ
“Tecavüzcü, kürtaj yaptıran kadından daha masumdur / Feministler anneliği kabul etmiyor / Kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak /Annen de olsa dizkapağının üstü tahrik eder” Yukarıdaki vecizeler, günümüzdeki iktidarın büyük ortağına mensup ya da büyük ortağı destekleyen kimi kişilerin sözleri. Örnekler bir değil, iki değil, büyük sayılara
Reklam
Kadın yazarları okuma etkinliği
(ÇIKIN ÇIKIN GELİN #42027708 ) Sevgili muhterem 1K ailem, 😊 Bir etkinlik düzenlemek istiyorum. Kadınlığa, kadın olmaya, kadın olmayı anlamaya dair… Dünya kadınlar gününe 10 gün kalmışken "emeği" daha çok anlayalım istiyorum ve kadın yazarlarımızı daha çok okumaya davet ediyorum sizleri. Umarım bu

Yorumlar ve İncelemeler

Tümünü Gör
202 syf.
·
Puan vermedi
Kendimle kendimce..
Adım Ferah. Emekliyim, 2 çocuk annesi ve bekarım. Hayır dul değil bekar. ‘’Dul’’ eşi ölenler için nüfusta uygun görülen medeni hal ibaresi artık. Hani şu ‘’ dulun ambarı dolu dahi olsa bir çini buğday götürülmeli ‘’ tabirine uygun düşmeyen kadınlardanım. Eşin ölürse bağlanan dulluk maaşı, ayrılırsan (sosyal gelirin yoksa ) alacağın nafaka
Dullara Yas Yakışır
Dullara Yas YakışırErendiz Atasü · Everest Yayınları · 201229 okunma
264 syf.
·
Puan vermedi
Erendiz Atasü kısa bir açıklama ile kitabın içeriğindekiler hakkında, herhangi bir kişi ve yer ile ilgili değildir dese de buna inanmak pek mümkün değil. İnsan ister istemezdim bir yerlerle bağlantı kuruyor. Ursula Kruober Le Guin'in Mülksüzler adlı müthiş eserinden bir benzetmeye gittiğini, ufak bir benzetme, söylüyor Erendiz ama yer
Baharat Ülkesi'nin Hazin Tarihi
Baharat Ülkesi'nin Hazin TarihiErendiz Atasü · Can Yayınları · 201636 okunma
344 syf.
·
Puan vermedi
Yirminci yüzyılın son demleri Türkiye'de karanlık günlerin yaşandığı yıllardır. Doksanlı yılları görmüş olanlar, uzaktan izlemiş olanlar bilirler bir anda insanların yok olabildiğini. Hele ki yaşayanlar, ülkenin belli bir bölgesinde nefes alanlar ya da diğer bölgelerde, bu belli bölgenin kimliğiyle yaşayanlar faili meçhul cinayetleri, beyaz, kapısı hafif aralık torosları acıyla tanırlar. Devlet, güvenlik sebebiyle yetkilendirdiği kolluk güçlerini yetkilendirmekle kalmamış, onları serbest de bırakmıştır. Ne derseniz deyin vahşi bir yaratık salınmıştır sokaklara. Çünkü gözüne kestirdiği her vatandaşı alıp kayıplara karışabilidi bu kişiler. Biraz da insan hakları gibi bu ülkede öcü görülmüş gibi karşılanan kavramlara yatkınsanız, kimliğinizin coğrafi konumunu belli eden harflerin bir önemi yoktur. Siz artık bir hainsiniz. Doksanlı yılların Türkiye'sinde bu karmaşanın içerisinde sadece hakların korunması için mücadele edenlerin öyküsü değil Açıkoturumlar Çağı, ayrıca aşkların, yasak aşkların, bilimin önünü kesmelerin, insan psikolojisinin, geçmişin, geçmişte kalanların da öyküsü. Vedat Türkali'nin Bir Gün Tek Başına adlı mükemmel romanında hissetmemek elde değil mesela bu kitapta. Hem direnmenin hem vazgeçişin hem de umudun rüzgarı var. Aile içi ilişkiler, muhalefet olma, sesini çıkaranın konumundan edilmesi... konular arttıkça artar. En temel sorumuz da "Neden yaparız bunları?" Kendimize dahi sorabiliyor muyuz bu kitapta sorulanları? Hesap nasıl verilecek, bağnaz zihniyet nasıl giderilecek?
Açıkoturumlar Çağı
Açıkoturumlar ÇağıErendiz Atasü · Epsilon Yayınları · 200610 okunma