·
Okunma
·
Beğeni
·
770
Gösterim
Adı:
Dün ve Ferda
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750719028
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Dün ve Ferda
Dün ve Ferda
Niye hüzünlenirdi? Oğlu için mi? Selim Beyazıt'ın hayali düşüyor hatıraların üstüne... Hüzün, Kâzım hocaya yabancıydı. Yoksa değil miydi? Kapalı pencereler... Ferda'nın yüzüne kapanmış... Bina onu dışlıyor... Bir zamanlar dışladığı mazi, şimdi Ferda'yı dışlıyor...

Erendiz Atasü'nün yeni romanı Dün ve Ferda, 60'lı yıllardan bugüne uzanan bir dönemi mercek altına alıyor. İlk sayfalarda karşımıza mezuniyetinin verdiği özgürlük sevinciyle havalara uçar bir halde çıkan Ferda, romanımızın ana kahramanı. Atasü, onu yalnızca usta bir romancı kimliğiyle değil, bir toplumbilimci, bir psikolog gözüyle de inceliyor. Aşkları, cinselliği, üniversiteye başlar başlamaz karşılaştığı politik ortam karşısındaki tutumu, sol düşünceye bakışı, tartışmaları, gördüğü baskı ve işkenceyi etraflıca, yaşamı boyunca çevresinde yer almış başka karakterlerle birlikte anlatıyor.

Dün ve Ferda, sol hareketin 90'lara kadar yaşadığı deneyimi ve sonuçlarını tartışması bakımından da üzerinde çokça konuşulacak bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)
216 syf.
1960'tan başlayarak 2000’li yıllara kadar olan sol görüşlü kadının gözünden anlatılıyor yaşadıklarını.Ferda, 1960’da İstanbul’da Eczacılık Fakültesi’ni bitirip asistanlık sınavını kazanmış, idealist adı gibi yarınlara umutla bakan birisi. Kendi gibi sol görüşlü Ferda'yı kızı gibi gören Hocası Hürriyet Hanım onu akademik hayata teşvik ediyor.Görüşleri karşıt olmasına ve büyük yaş farkına karşın Ferda ve Kâzım Bey arasında aşk macerası başlıyor.

Ferda aşırı güç tutkunu olan ileride sosyalist partilerde güçlü bir konuma gelmeye çalışıyor. Tabii 12 Mart darbesinden sonra tutuklanıyor, hapis yatıyor,işinden gücünden oluyor. Böylelikle Ferda için hayat başka yöne kaymaya başlıyor. Psikolojik bunalımlar yaşıyor ve psikolog kendisiyle yüzleşiyor. Sonra yaşlandıktan sonra bütünüyle hayatı sorguluyor.



Tevfik Fikretin Ferda şiiri Ferda'ya yakıştırdım. Tamda öyle birisi çünkü okursanız sevinirim yani es geçmeyin derim. :)

FERDA

- Bugünün gençlerine -

Ferda senin; senin bu teceddüd, bu inkılâb...
Her şey senin değil mi ki zâten?.. Sen, ey şebâb,
Ey çehre-i behîc-i ümîd, işte ma'kesin
Karşında: Bir semâ-yi seher, sâf ü bî-sehâb,
Âğuş-i lerzedârı açık, bekliyor., şitâb!
Ey fecr-i hande-zâd-ı hayât, işte herkesin
Enzârı sende; sen ki hayâtın ümidisin,
Alnında bir sitâre-i nev, yok, bir âftâb,
Sönsün mûebbeden.
Sönsün müebbeden o cehennem; senin bugün
Cennet kadar güzel vatanın var, şu gördüğün
Zümrüt bakışlı, inci şetaretli kızcağız
Kimdir bilir misin? Vatanın... Şimdi saygısız
Bir göz bu nazlı çehreye - Allah esirgesin –
Kem bir nazarla baksa tahammül eder misin?
İster misin, şu ak sakalın pâk ü muhteşem
Pîşâni-i vakaarına, bir kirli el demem,
Hattâ yabancı bir el uzansın? Şu makberi,
Razı olur musun, taşa tutsun şu serseri?
Elbet hayır; o makber, o pîşâni-i vakur
Kudsî birer misâl-i vatandır... Vatan gayur
İnsanların omuzları üstünde yükselir.
Gençler, bütün ümmid-i vatan şimdi sizdedir:
Her şey sizin, vatan da sizin, her şeref sizin;
Lâkin unutmayın ki zaman tünd-ü mutmain
Bir hatve-i samût ile ta'kîb eder bizi.
Önden koşan, fakat yine dikkatle her izi
Ta'mika yol bulan bu yanılmaz muâkıbin
Şermende-i itabı kalırsak, yazık!.. Demin
"Ferda senin!" dedim, beni alkışladın; hayır,
Bir şey senin değil, sana ferda vediadır;
Her şey vediadır sana, ey genç, unutma ki
Senden de bir hisâb arar âtî-i müştekî.
Mâzîye şimdi sen bakıyorsun pür-intibah,
Âtî de senden eyleyecek böyle iştibâh.
Her uzvu girdibâd-ı havâyicle sarsılan
Bir neslin oğlusun; bunu yâd et zaman zaman.
Her yıldırımda bir gece, bir gölge devrilir,
Bir ufk-ı i'tilâ açılır, yükselir hayât;
Yükselmeyen düşer: ya terakkî, ya inhitat!
Yükselmeli, dokunmalı alnın semâlara;
Doymaz beşer dedikleri kuş i'tilâlara...
Uğraş, didin, düşün, ara. bul, koş, atıl, bağır;
Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır!


Tevfik Fikret
( 1867 - 1915 )

Tevfik Fikret, Yaşamı, sanatı, şiirleri,
Varlık Yayınları, 1995


YARIN

- Bugünün gençlerine -

Yarınlar senin; senin bu devrim, bu yenilik..
Her şey senin değil mi zaten?.. Sen, ey gençlik,
Ey umudun güzel yüzü, işte karşında aynan:
Temiz ve bulutsuz, ağaran bir gök,
Titreyen kucağını açmış, bekliyor.. Koş, çabuk!
Ey hayatın gülerek doğan sabahı, işte herkesin
Gözleri sende; sen ki hayatın umudusun,
Alnında yeni bir yıldız, hayır, bir güneş.
Doğ ufuklara, önünde şu sıkıntılı geçmiş
Sönsün sonsuza değin.
Bir daha yaşanmasın o cehennem; senin bugün
Cennet kadar güzel yurdun var; şu gördüğün
Zümrüt bakışlı; inci gülüşlü kızcağız
Kimdir, bilir misin? Yurdun.. Şimdi saygısız
Bir göz bu nazlı yüze -Tanrı esirgesin-
Kötü bir gözle baksa, katlanabilir misin?
İster misin, şu ak sakalın temiz, görkemli,
Onurlu alnına, bir kirli el şöyle dursun,
Hatta yabancı bir el uzansın? Şu mezarı
Bırakır mısın, taşa tutsun bir serseri?
Elbette hayır; o mezar, o onurlu alın
Kutsal birer örneğidir yurdun.. Yurt çalışkan
İnsanların omuzları üstünde yükselir.
Gençler, yurdun bütün umudu şimdi sizdedir.
Her şey sizin, yurt da sizin, şeref de sizin;
Ama unutmayın ki zaman ağır, güvenli,
Sessiz adımlarla arkamızdan gelir.
Önden koşan, ama dikkatle her izi
İncelemeye yol bulan bu şaşmaz izleyici
Paylayıp utandırırsa bizi, yazık! Demin
’’Yarınlar senin’’, dedim, beni alkışladın; hayır,
Bir şey senin değil, sana yarın emanettir;
Her şey emanettir sana, ey genç, unutma:
Senden de hesap sorar, yakınır gelecek.
Geçmişe şimdi sen ibretle bakıyorsun,
Gelecek de senden böyle kuşkulanacak.
Her organı ihtiyaç kasırgasıyla sarsılan
Bir kuşağın oğlusun; bunu arasıra anımsa.
Unutma; çağın şimşeklerin bollaştığı çağdır:
Her yıldırımda bir gece, bir gölge yıkılır,
Bir yükseliş ufku açılır, yükselir yaşamak;
Yükselmeyen düşer: ya ilerlemek, ya yıkılmak!
Yükselmeli, dokunmalı alnın göklere;
Doymaz insan denilen kuş yükselmelere...
Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır;
Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır!


Sadeleştiren:

Asım Bezirci

Tevfik Fikret, Bütün Şiirleri, Can yayınları, 1984


Son olarakta genel olarak beğendim özellikle kitabın bir yeri var çok hoşuma gitti. " Sanal mekanda: Karakterler yazarı tartışıyor. " bu bölümde yazarı tartışıyor karakterler. İlginç geldi bana. Size de gelecektir büyük ihtimalle kim yapar kendini karakterlere eleştirmesini... Kısa bir kesit sunayım sizlere bu konu hakkında.


".. Hoppalaa!" dedi Kazım Hoca, .. Yani galiba kocan hakh, kız Ferda. bu bizim yazar gerçekten feminist: seni böyle dikbaşlı çizdiğine göre. Ulan, ne sünepe kocan var! Yazar olacak o karı herifi resmen iktidarsız yaptı, senin Özdemir hala onu sa­vunuyor ..,(Sayfa -116)

··Hayır ," dedi Özdemir telaşla . .. Kimseyi savunduğum yok. Sadece anlamaya çalışıyorum. Ya z arın feminis t liği konusunda benim de kuşkularım va r : Ferda'yı olumsuz bir karak t er olarak çizıyor . Feminist bir romancı bunu yapma z . Gerçi, ya z ar da ilkkez böyle bir karak t er yaratıyor ."
(Sayfa-116)


Ilk defa okuduğum bir yazardı Üslup farklı geldi. Neden puan kırdım çünkü bir bölümde aşırı derece de cinsellik var, detaylı şekilde rahatsız etti beni biraz tabii ki bana göre uyarayım dedim ona göre hazırlıklı olun derim. Onun dışında tavsiye ederim...

Not: Birde kitap öneriyim sizlere. Kitabın içinde geçiyor.
Sinekli Bakkal
Keyifli Okumalar. :)
216 syf.
·Beğendi·8/10
Erendiz Atasü, edebiyatımızın öykü ve roman türlerinde başarılı eserler yazmış ancak ne yazık ki birçok çevrenin hala adını bilmediği güçlü kalemlerinden biridir. Atasü’nün eserlerinin çoğunda fenimizme ait esintiler görülür. “Dün ve Ferda” da ise Atasü, her ne kadar feminist yönler taşıyan bir karakter yaratmış olsa da daha çok sosyalizmin eşiğinde dolanan bir kadın var etmiştir. Ferda her türlü özgürlüğü elinde bulunduran bir erkeğin yaşam hakkına sahip ne varsa elde etmiş olan feminist bir kadındır. Ancak Ferda kendi haklarını bir mücadele ile elde eden ve buna dikkat çeken bir özellik göstermez. Esasında Atasü, onun feminist yönüne çok da vurgu yapmamaktadır.
Ferda, romanda daha çok yaşadıkları; onun yaşadıkları karşısında aldığı tutum, bir insan olarak ayakta kalma çabaları ile gözler önüne serilir. Daha da öze indirgeyecek olursak Ferda’nın yenik bir sosyalist ya da dönek bir sosyalist oluşu ya da olumsuz bir feminist olması değil – onun kadın olarak hayat karşısındaki zorlukları da değil – bir insan olarak ayakta kalma çabasını okuruz.
Gelecek anlamına gelen Ferda kelimesi romanın ana karakterinin ismidir. Eserde Ferda karakterinin dün’ü ve gelecek’i arasında köprü kurularak başından geçenler anlatılmaktadır. Eczacılık Fakültesi mezunu olan Ferda, 21 yaşında üniversiteyi bitirip aynı üniversitede de hocası Hürriyet Berkman’ın katkısıyla – her ne kadar Hürriyet Berkman’ın hocası Kazım Beyazıt buna karşı çıksa da – asistanlığa başlar. Kazım Beyazıt ile Hürriyet Berkman arasında ideolojik olarak sürekli anlaşmazlıklar vardır. Hürriyet Berkman Türkiye İşçi Partisi sevdalısı, sosyalizm sempatizanı biri olduğundan Kazım Beyazıt ile bir çatışma içerisindedir.
Sonuç olarak Dün ve Ferda, hangi ideolojik olarak hangi tarafta olursa olsun başaramamış insanların hikayesini anlattı. Kazım Beyazıt, İlim Yayma Cemiyeti’nin bir ferdi olsa da geçici zevklerine yenilip Ferda gibi sol zihniyetin aşılandığı yeniyetme bir asistanla üç yıl boyunca düşüp kalktı. Selim yani oğlu onun adına daha büyük bir başarısızlıktı. Selim’i solculara kaptırmıştı.
216 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazar ve eseri ile tanışmam Büşra A. 'nın etkinliği #81025705 ile oldu.
Bu tanısmadan çok mutlu oldum.Yazarın uslubuna bayildım. Erendiz Atasü'nün kendini has çok hoş bir üslubu ve çözümlemeleri var diyebilirim.
Yazarın eczacılik fakültesindeki ve ögretim görevliği kariyeri eserde buram buram kokmaktadır. Bir ara yazar belki de Ferda karekteri olmasın diyorsunuz.
Giriste Üniversiteye asistan olmayan çalışan Ferda, Prof Hürriyet ve bölüm koordinatörü Prof Kazim ile hikaye bana Elif Şafak'in romanlarini animsatti. Ama okudukça o his kayboldu. Başta da dedigim gibi yazarin kendine has üslubu var. 1960'li yıllarin darbe döneminki buhram bunalim günlerini Üniversiteden atılan Ferda'nin Almanya'ya esi ile iltica edişi ve orda yasadiktan sonra Barıs isimli kızı ile ülkeye geri dönüşü anlatiliyor.
Hikayeyi anlatırken Erendiz Atasü, derinlemesine incelediği karakterleriyle okurda kalıcı izler bırakıyor.
60'lı yıllardan bugüne uzanan bir dönemi mercek altına alıyor. ilk sayfalarda karşımıza mezuniyetinin verdiği özgürlük sevinciyle havalara uçar bir halde çıkan Ferda, romanımızın ana kahramanı. Atasü, onu yalnızca usta bir romancı kimliğiyle değil, bir toplumbilimci, bir psikolog gözüyle de inceliyor. Aşkları, cinselliği, üniversiteye başlar başlamaz karşılaştığı politik ortam karşısındaki tutumu, sol düşünceye bakışı, tartışmaları, gördüğü baskı ve işkenceyi etraflıca, yaşamı boyunca çevresinde yer almış başka kterlerle birlikte anlatıyor. Dün ve Ferda, sol hareketin 90'lara kadar yaşadığı deneyimi ve sonuçlarını tartışması bakımından da üzerinde çokça konuşulacak bir roman.
Yazarın romandaki hikayeye
Sanal mekanda:
Karakterlerin durum tartışması baslıklari ile yazar ile kahramankari konusturmasi apayri bir hava katmiş.
216 syf.
·Beğendi·8/10
Dün ve Ferda; ne yazarı ne de konusu hakkında hiç bir fikrim olmadan aldığım (bunu zaman zaman yaparım, bazen adı bazen kapak tasarımından etkilenerek aldığım kitaplar hatırı sayılacak kadar çoktur kitaplığımda) yaklaşık bir yıldır okunacaklar arasında bekleyen ve zamanı geldiğinde evime gelişi gibi elime gelip kendini büyük bir zevkle okutan kitap oldu benim için.

Eczacılığın al sata döndüğü zamanların başında, Eczacı olan Ferda'nın akademisyenlik yolunda yaşadıkları ve hayatının tümünü yönlendirecek kararları, sol görüşü, idealleri, kısa hapishane süreci, gurbete kaçışı, aşkları, evliliği, kızı, annesi, babası ve hayatında rol alan diğer aktörler ile bir film tadında güzel bir okuma süreci yaşatan bu kitap ile yeniden İstanbul Üniversitesindeki öğrencilik günlerime geri döndüm zaman zaman.

Okudukça Ferda'nın kendisi ile, hayatındakiler ile hesaplaşmasına tanık oluyoruz, onun dönek bir sol görüşlü olmasının, doksanlı yıllarda oluşmaya başlayan ilaç lobisinin bir maşası olmasının nedenlerini öğreniyoruz.

Sözün kısası, gerek konusu gerekse anlatım tarzı ile kendini okutmasını bilen bir kitaptı.
Ferda yaralı bir çocuktu; tutsak hissediyordu kendini, tutsaklığın ne olduğunu bilmeden. Annesinin mutsuzluğunun, babasının yaşam kırıklıklarının tutsağı.
Resmi toplantılarda haza beyefendi olan bu insanların, edebiyattan anlayan, müzik dinleyen bu kibar kişilerin erkek erkeğe kaldılar mı niye hemen ağızlarını bozduklarını Hürriyet Hanım çözemezdi.
Kişinin bir yanı kendini olanca doğallığıyla gam yükünün altında ezilmeye bırakırken; öbür yanı, elinde tartı, her duyguyu ve sözcüğü ölçüp biçmeliydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dün ve Ferda
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750719028
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Dün ve Ferda
Dün ve Ferda
Niye hüzünlenirdi? Oğlu için mi? Selim Beyazıt'ın hayali düşüyor hatıraların üstüne... Hüzün, Kâzım hocaya yabancıydı. Yoksa değil miydi? Kapalı pencereler... Ferda'nın yüzüne kapanmış... Bina onu dışlıyor... Bir zamanlar dışladığı mazi, şimdi Ferda'yı dışlıyor...

Erendiz Atasü'nün yeni romanı Dün ve Ferda, 60'lı yıllardan bugüne uzanan bir dönemi mercek altına alıyor. İlk sayfalarda karşımıza mezuniyetinin verdiği özgürlük sevinciyle havalara uçar bir halde çıkan Ferda, romanımızın ana kahramanı. Atasü, onu yalnızca usta bir romancı kimliğiyle değil, bir toplumbilimci, bir psikolog gözüyle de inceliyor. Aşkları, cinselliği, üniversiteye başlar başlamaz karşılaştığı politik ortam karşısındaki tutumu, sol düşünceye bakışı, tartışmaları, gördüğü baskı ve işkenceyi etraflıca, yaşamı boyunca çevresinde yer almış başka karakterlerle birlikte anlatıyor.

Dün ve Ferda, sol hareketin 90'lara kadar yaşadığı deneyimi ve sonuçlarını tartışması bakımından da üzerinde çokça konuşulacak bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • red john
  • Büşra A.
  • Okuyan Fatma
  • gregorsamsa
  • Sancar Can
  • Asill ucar
  • Ozan
  • stuven
  • 6n
  • burçin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10 (1)
9
%20 (2)
8
%30 (3)
7
%30 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0