Ona âşık mı olmuştun?" diye sordu Yana.
"Hayır, âşık oldum sayılmaz. Ama belki de bir yatakta onun yanına uzanmak istedim."
Yana güldü.
Birden alnının soğuduğunu hissetti, çünkü annesine itiraf etmişti, ama göğsü sıcacık oldu, çünkü annesiyle büyük bir sırrı paylaşmıştı.
Pencerenin öte yanından İsveç geçiyor. Işıltılı göller beliriyor, üzerlerinde rüzgâr estiğinde üşüyormuş gibi görünüyorlar, sanki tüyleri diken diken oluyor. Neden hiç seyahat etmedi bunca zaman? Tüm hayatını evinde geçirdi; özlediği her şey şimdi pencerenin önünden geçip gidiyor.
Harriet da ona doğru eğiliyor, yaklaşıyor, alınları neredeyse birbirine değiyor.
"Kendini sadece bir kez göreceksin ve o an hayatının en mutlu ya da en acı anı olacak.
Onunla her şey tanıdık, güvenli ve olağan geliyordu. Annesinin bir keresinde, yatağının kenarına oturup onunla erkekler hakkında konuştuğunu hatırladı, gerçek aşk hiç beklemediğin bir anda pat diye ortaya çıkar demişti, o zaman tereddüt etmeyecek ve sadece şunu bilecekti: İşte o.