Dosthane

Dosthane
@Dosthanemm
Kişisel kitap Film Gündem blogumdur.
Zengin ve Yoksul dizisi.
Bugün için elimde iki seçenek vardı birinden birini seçip yapmalıydım biliyorum yan,yana söyleyince birazcık garip duracak ama hangisinden bahsetsem acaba diye düşündüklerimden biri game of thrones öbürü de zengin ve yoksuldu. Gerçi bu benim herkese hitap ettiğim bir blog olduğunu gösterir ama onların dizileriyle bizim dizilerimiz özetleyen de bir isim aynı zamanda zengin ve yoksul ama düşündüğünüzde elin oğlu en kadar tarihi ve tarihi dizi yapamayıp uydurma bir tarih yaratmış taht oyunları diye dizi çekiyor. Tarihin,tarihi bu topraklarda yazılmış Bizim çektiğimiz dizilerde zina oyunları şimdi diyebilirsiniz ki game Of thrones'ta da öyle şeyler var varsa bir de onların üzerine kurulu değil yani ortada bir konu var etrafında sevişiyorlar ama bizim dizilerin izle tam tersi ortada bir s** var konu etrafında dönüyor bu dizimizde de eniştesinden hamile kalan bir kız var. Tabiki konu sadece bu kadar değil babasının intikamını almak ve zengin adamın koca imparatorluğu'nu yıkmak isteyen bir delikanlıda var. Peki koca bir imparatorluk koca bir holding nasıl yıkılır tabii ki patronun kızıyla birlikte olarak yani patron kızı her holding'in sistem hatasıdır. O bagı bilen herkes sistemi çökerte bilir. hercai dizisinde babasını öldürenlerden kızlarıyla geldiği girerek intikam alan adam gibi evet dizinin adı zengin ve yoksul doğal olarak da dizide paralel evren konuşmuyorlar bir zengin bir de yoksul bir aile var zengin aile ultra süper lüks villasındayken, yoksul aile de onların ki ile aynı manzaraya sahip bir gecekonduda oturuyor işte bu İstanbul'daki çarpık yapılaşmaya da değinen dizinin zenginleri de çok zengin hatta o kadar zenginler ki evlerinde televizyon değil tablo izliyorlar o kadar zenginler gecelerinde cumhuriyet balosunda gibi oturuyorlar. çok fakir son zamanlarda
Sinema
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Dedektif pikachu (spoiler içerikli)
Dünden bu güne çocukliğumuzda büyük keyifle izlediğimiz çizgi filmlerden bu Değişen teknolojik trendlere direnebilen ya da doğrudan doğruya bu trendler ile güç birliğine giderek dijital sentez oluşturup, yarına kalmayı başarabilen fenomenlerin en başında gelir bana göre Pokemon serisi. Tabiki Warner Bros'un Lonney Tunes çizgi film evrenini sayıyorum bunu söylerken. Bugs Bunny Sylvester, Tweety, Tazmanya canavarı, Coyote ve road Runner, Hızlı Gonzales vs. Bunlar çizgi film dünyasının dünya klasikleri. Bunları geçerek diyorum Pokemon hala gündem oluşturacabilecek bir potansiyele ve kitleye sahip aradan başladığı günden bu yana 22 yıl geçmesine rağmen. Hala en yakın oyuncakcınızda Pikachu'nun bir peluşun satıldığı görürsünüz. 1 Nisan 1997 den bu yana bu entegrasyon sınavından her sefrinde başarılı bir biçimde sıyrılabilen Pokemon külliyatı, 90'lı yıllardan bu yana, Nintendo ile bütünleşik olan her türden teknolojiyi bünyesine ekleyebilmesinin verdiği fırsatın da etkisiyle jenerasyon farkına çok fazla takılmadan bu güne gelmeyi başarabilen bir fenomen.  Pokemon: Dedektif Pikachu ise bu fenomenin, kolektif hafızalara kazınmış en önemli yıldızını bir kere daha karşımıza konumlandırarak, hibrit bir aile seyirliği paketiyle hazırlanmış. Bir izleyici olarak bu kadar radikal bir pokemom filmi projesini beğenemedim. Pokemon filmi dendiğinde aklıma hafızalarımıza kazınan bol, elektrikli,alevli,sulu, rüzgarlı, fırtınalı yüksek tansiyonlu maçlar geliyorum ve beklentiye giriyor insan. Sadece pika,pika,pikachu diye bildiğimiz Pikachu'nun konuşması, Ash olmadan bir film, Maç olmaması, Bana böylesi bir malzemeyi heba etmek olarak geldi. Acaba filmi açıp kim Pokemon maçları izlemek istemez ki neden böylesi bir karar alınmış anlamak çok güç. Pokemon demek, Pokemon yakalamaktır
Sinema
Game of Thrones bitti.
İlk bölümü17 Nisan 2011 yayınlanan efsane dizi 19 Mayıs 2019 da bitti. Sadece izleyenler için değil izlemeyenler için bile bitti. Gündemi o kadar meşgul ediyordu ki izlemeyenlerin bile maruz kaldığı bir diziydi. Game of Thrones gündemden düşmüştür, Herkese hayırlı olsun.
Sinema
Bir ölümlüden öldüremediğimiz acılara.
Aynalarda bir ölümlüyü izliyoruz her gün. Üstüne sevemeyen,sevilmeyen bir kalp taşıyoruz. Birileri ısrarla sevmedi bizi. Birilerini ısrarla sevemedik. Ne kadar sevdiysek en az o kadar sevilmedik. Rüzgârdan dolayı savura savrula uçan bir poşeti izler gibi izlediler nereye takılacağımızı. İpi kopmuş bir uçurtmayı izler gibi izlediler, çakılmamızı keyifle beklerken. Durup nefeslenmek istesek ittiler, yürüsek çekiştirdiler. Anlatmak istediğimizde dinlemediler, sustuğumuzda da neden anlatmıyorsun dediler. Anlatsam anlarmısın, Anlayama çalışır mısın, Ne anlatacak birşey kaldı, Ne dinlenecek bir söz, Bırak hepimiz böyle kalalım, Hepimiz alışırız yalnızlığa.
1000Kitap
Bir gün sana,bir gün bana.
Hüzün adres değiştirir sırayla, Hepimize uğrayacak en ummadığımız zamanda.
1000Kitap