Bir bakıma biz, hizmetçi takımı, onlardan daha talihliydik. Televizyondaki ya da radyodaki şakalara rahatca gülebiliyorduk. Ahçı kadın, kapıcımız, bahçıvan gibi görmüş geçirmiş kişilerin sözleri de az güldürmezdi bizi hani. Tabii sesimiz fazla, çıkmasın diye kahkahalarımızı boğmaya çalışırdık ama bu içten bir sevinç duymamızı engellemez, üstelik saklamaya çalıştıkça uzatırdık gülüşlerimizi. Sonra sonra bu neşe de bana hüzün vermedi değil. Kapı yoldaşlarım eski alışkanlıklarını sürdürmek için gülüyorlardı sanki. Hayatlarının bir döneminde gülmeyi, neşeli olmayı öğrenmişler, sevincin erdemine inanmışlardı da, bunu unutmamaya çalışıyorlardı. Ellerine geçen fırsatlardan yararlanarak alıştırma yapıyorlardı. Ama onların da değiştirebilecekleri bir şey yoktu. Onların da gelecekleri tüm ayrıntılarıyla Arif Hikmet Bey'ce belirlenmişti. Güvenli bir gelecekti bu. Ama kendilerine ait değildi. Gelecekleri de, tüm insan varlıkları gibi Beyefendi'ye aitti.