Aslında hep kendilerini düşünüyorlardı; ablamın aileye sürdüğü lekeyi. Ablamı düşünen yoktu. Bense yalnızca ablamı düşünüyordum. Bin kez soruyordum kendi kendime: Acaba mutlu muydu? İyi ama, istemeseydi elbette gitmezdi. O zaman içim rahat ediyordu, kısa bir süre için. Az sonra kaygılarım gene başlıyordu.
Kısa bir süre sonra bu tuhaf, küçük adamın çalışma hevesi ve pejmürde görünümüne rağmen kendisine yepyeni bir ekonomik sistem keşfettiğini anladım. İnsanların dürüstlüğüne güveniyordu. Yaptığı her iş karşılığında bir ücret alıp para biriktirmektense çevresinde ahlaklı, vicdanlı, sorumluluk sahibi insanlar, dostlar biriktirmeyi tercih ediyordu. Başka bir deyişle para biriktirerek değil de, iyilik biriktirerek küçük bir servetin sahibi olmuştu.