Bir göz kırpardık. Göz kırpma derdik buna. Küçük kara bir parıltı, inip kalkan bir perdecik: tamam, kesinti sağlanmıştır. Göz yaşlanır dünya hiçleşir. Bilemezsiniz ne kadar tazelik verici bir şeydi bu. Bir saatte dört bin dinlenme. Dört bin küçük kaçış. Ve dört bin dedimse... Eee? Gözkapaksız yaşayacağım demek? Alık numarası yapmayın. Ha gözkapaksız olmuşsun, ha uyuyamamışsın; hepsi bir. Demek artık uyuyamayacağım... İyi ama nasıl dayanacağım buna? Analamaya çalışın, gayret edin: Şakacıyımdır biraz, anlıyor musunuz, ve be... insanlara takılmaya bayılırım. Ama ben... ha bire de ona buna takılmam ya: Öteki tarafta geceler vardı. Ya, üstüne üstlük. Basit rüyalar görürdüm. Bir çayırlık vardı... Bir çayırlık, hepsi o kadar... Rüyada kendimi bu çayırlıkta gezerken görüyordum.