habil’in taşlarını temizlediği yolda
yürümeli.
göze almalı,
itilmeyi kakılmayı,
azınlıkta kalmayı, kınanmayı,
horlanmayı, kovulmayı, taşlanmayı,
hatta küçümsenmeyi
üstüne gülünmeyi.
aldırma, bırak gülenler gülsün,
sen yine de atıl kaza meydanına.
göze al bir kez de sen ölmeyi,
ben ölürüm, sen ölürsün,
değmez mi?
değer, vallahi değer,
oysa iyilik hem olmaktır hem olduğunda
kalmaktır,
direnmektir, yoldan çıkmamaktır,
yani bir bakıma da olmamaktır,
onun için bu zorlu yolda iyilik, ona
sadık kalmayı göze alanlar için gerçek
bir savaştır,
her şeyle her, hiçbir şeyle hiç arasında,
ahlâkın mutlak yasasını tanımlamaktan
korkma,
tanımlamakla kalma,
katıl bu tanıma,
hatırla insanın ahenk ve düzen üzre
yaratıldığını,
ayır artık iyi ile kötüyü birbirinden,
yerlerini belirle.
bir bütün olarak kavra kavranacak
ne varsa,
öylece gör.