"Ve şu kelime,bunları ifade ederken kullandığım şu kelime;ikimizin... bu kelime bana bir lütuftu ve kendi varlığı içinde bir mucizeydi bu kelime.Ona bakarak,ikimizin diyebiliyorsan bu,dünyevi hakikatlerin yerle bir olacağı farklı bir alemin müjdecisi olabilirdi ancak.O alemin iklimi sürekli sıcaktı ve gölgelerle bezeliydi.O alemin sınırları kalbin ruhla,ruhun bedenle,bedenin kalple bir bütün olup,o bütünlük içinde dolaşabildiği,raksettiği,hem dünyevi hem uhrevi gerçekler silsilesinden çizilmişti.Hatta çizilmemişti,çizgi yoktu,sınırsızdı,sonsuzdu.Nefes almaktı o alem ama tüm bu atmosferi çekmek gibi ciğerlerine ve bunun küçük baş dönmeleri,sarsılmaları eşliğinde.Görmekti o alem,bakıp görülmeni görmek,görüp anlaşılmayanı manalandırmak ve inanmayı sinirdirmek ve kapatıp gözleri tekrar bakmak ve yine görmek,göze ihitiyaç duymadan artık."