"İnsan sevince,sevdiğinin eşiğine yıkılır da susarmış.Sevdiği gitse de,kalsa da,baksa da,gözlerini yumsa da sevdiğinin eşiğinde bekleyiverirmiş.Hak iddia etmeden,gel bile demeden,öylece beklermiş.Orayı kendine dergah eder,beklermiş.Hakikat,bilmediğini bildiğin değil,bilmediğini bile bilmediğin yerde seni bekler."
"Salon oturmaları vardı eskiden.Neden salonda oturulur?Çünkü soba orada,sadece orası sıcak.Yazla kış kadar fark ederdi salonla diğer odalar.Aileyi bir arada tutan gizli bir bağdı sobalar.Soğuk odalara gitmeye kimse cesaret edemediği için,herkes salonda oturur,muhabbete katılmak durumunda kalırdı.Bir odanın
olmazsa olmazı olduğunu,Macarcada sobanın oda anlamına gelmesinden anlayabilirsiniz.
Demini almış her an içilmeye hazır çayın kaynama sesi ve olağanüstü kokusu sarardı odayı,üzerine koyduğumuz kestaneler emin ellerdeydi,bilirdik.Kışın soğuk algınlığından korunmak için mandina yediğimiz doğru değil.Kabuklarını sobanın üzerine koyup kokusundan mest olmak için yerdik hızlıca.Üzerinde ekmek kızartır,tereyağını ekmeğin üzerine teslim ederdik.Bize unutulmaz bir tat hazırladı sobalar..."
"İnsan fanidir kızım,ancak fani olmayana kendini teslim ederse bãki olur.Ancak aynasını bulup da birlik iğnesinden tek bir kişi olarak geçince ölümsüz olur."
"İnsan en çok da sevdiğinin hatrına alışırmış bir şeylere.Bize lazım olan şey neydi?Sevmekti.Dünya ilerledikçe peydepey bilgi,ilim,okullar,öğrenciler,öğretmenler,fabrikalar,her şeyin sayısı artıyorda neyin sayısı azalıyor?Sevginin.Bize korku değil sevgi lazım kardeşlerim.Ve sabah namazlarına bizi kaldıracak şey korku değil,sevgidir."