D.

D.
@Dreadlara
Korku, Fantastik, Bilimkurgu ve Gerilim tutkunu ☻

D.

, bir kitap okudu
8/10
·250 syf.··
24 saatte okudu
·
2025 338. kitabı
Valentin A. Ostrovski
6.5/10 · 6 okunma
Reklam
7/10
·168 syf.··
2025 335. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 01:59
Dinozorlarla Karıncalar'ın Öyküsü'ne başlamadan önce neyle karşılaşacağımı tam olarak kestirememiştim. Başlık fazlasıyla dikkat çekiciydi: devasa, artık var olmayan dinozorlarla, hâlâ yaşamakta olan ama farkında bile olmadığımız minicik karıncalar. Kitap bu zıtlığı bir metafora dönüştürerek hem düşündürüyor hem de doğaya dair göz ardı ettiğimiz gerçekleri tokat gibi yüzümüze vuruyor. Fakat kitabın bazı bölümleri beklediğim kadar etkileyici değildi. Yer yer fazla didaktik buldum. Sanki yazar bazı kısımlarda okuyucunun elinden tutup "Bak, burada bunu anlatmak istiyorum" dercesine açıklamalarla ilerliyor. Bu da anlatının doğal akışını zaman zaman kesintiye uğratıyor. Oysa böyle bir konuda, yani doğa, zaman, evrim gibi geniş ve şiirsel potansiyeli olan bir temada, biraz daha kısa, sade bir anlatımı tercih ederdim. Onun dışında, karıncaların dünyasıyla alakalı verilen detaylar oldukça etkileyici. Yazar, küçücük bir canlının hayatta kalma becerisini, sosyal düzenini, iş bölümünü öyle incelikli anlatmış ki, insan etkileniyor. Bir an durup düşündüm: "Biz insanlar gerçekten de sandığımız kadar gelişmiş varlıklar mıyız? Yoksa sadece daha gürültülü, daha karmaşık ve daha bencil canlılar mıyız?" Düşündüren, zaman zaman durup insanı içe döndüren bir kitap. Kusurları var mı? Evet, anlatımı yer yer fazla açıklayıcı, yer yer ise biraz yüzeysel. Ama buna rağmen okuduktan sonra bir şeylerin içinizde değiştiğini fark ediyorsunuz. Bu da bir kitabın başarısı değilse nedir?
Dinozorlarla Karıncaların ÖyküsüCixin Liu · İthaki Yayınları · 2023222 okunma
4/10
·144 syf.··
2025 334. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 18:29
Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey, hayal kırıklığından ibaretti. Ne korkusu korku gibiydi, ne de gerilimi gerçekten içine çekiyordu. Hakkında söylenenlerin gölgesinde kalmış, fazlasıyla abartılmış bir anlatı olduğunu düşünüyorum. Evet, romanın atmosfer kurmadaki başarısını inkâr etmek zor. Bly Malikanesi, huzursuzluk taşıyan bir yer olarak oldukça etkileyici tasvir edilmiş. Gotik roman havası, özellikle ilk bölümlerde oldukça kuvvetli. Ancak ne yazık ki bu atmosferin üzerine inşa edilen olay örgüsü hem aşırı yavaş ilerliyor, hem de birçok noktada tekrar hissi yaratıyor. Çoğu şey ısıtılıp ısıtılıp önümüze koyuluyor. "Hayalet mi var, yoksa mürebbiye mi hayal kuruyor?" sorusu romanın omurgasını oluşturuyor ama cevap verme konusunda oldukça ketum davranıyor kitap. Bu belirsizlik bazı okurlar için derinlikli bir okuma sunabilir belki ama bana göre sadece okuru oyalayan, yer yer gereksiz uzatmalarla sabrı sınayan bir teknik haline gelmiş. Her sahnede "acaba gerçekten gördü mü?" sorusunu sormaktan yoruluyorsunuz. Üstelik mürebbiyenin iç sesi, ilk başta merak uyandırıcıyken zamanla takıntılı, hatta sinir bozucu bir hâl almaya başlıyor. Yine de şunu kabul etmek lazım ki yazar, çocuk karakterleri olağanüstü bir şekilde gizemli kılmış. Flora ve Miles, bir yandan melek gibi görünürken diğer yandan karanlık bir taraf taşıyorlar. Okuru tetikte tutan şeylerden biri bu ikilinin gerçekten ne kadar masum olduğu sorusu. Kitap, “okuyayım da bitsin” türünden bir deneyim oldu benim için. Sona gelindiğinde yaşanan büyük olay, “hah, işte şimdi taşlar yerine oturacak” dediğiniz anda geliyor ama cevap vermektense daha da fazla belirsizlik yaratıyor. Kitabın sonunda “bu muydu yani?” dememek elde değil.
Yürek BurgusuHenry James · İthaki Yayınları · 20182,376 okunma