Fantastik edebiyatı sadece "kaçış" olarak görmeye alışmış biriyseniz, bu kitap o bakışı yavaş yavaş söküyor diyebilirim. Ama bunu yaparken yukarıdan bakan bir dil kurmuyor, daha çok okurla birlikte düşünüyormuş gibi ilerliyor. Kitabın en sevdiğim yanı, fantastik olanı asla küçümsememesi, aksine yüceltmesi. Bunu çeşitli yazarların alıntılarıyla yapması da çok hoş olmuş. Yazar, neden karanlık olanın, bilinmeyenin, hatta yer yer rahatsız edici olanın bizi çektiğini anlamaya ve anlatmaya çalışmış. "Karanlığa merak" dediği şey aslında hepimizin içinde biraz olan bir dürtü gibi ele alınmış. Bunu okurken kendi okuma alışkanlıklarımı düşündüm; neden bazı hikâyelerin beni daha çok içine çektiğini fark etmeye başladım. Dil konusunda da rahat bir okuma sunduğunu söyleyebilirim. Akademik bir tarafı var ama bu, metni ağırlaştırmamış. Yer yer teorik kavramlara yer vermiş ama hemen ardından bunu somut örneklerle açıklamış. Bu dengeyi kurabilmesi bence kitabı erişilebilir kılan en önemli şeylerden biri. Ama bazı bölümlerde aynı fikrin biraz fazla dolandırıldığını hissettim. Daha kısa tutulabilecek yerler vardı. Özellikle kavramsal açıklamaların tekrarlandığı kısımlarda, metin biraz yavaşlamış. Fakat bu durum kitabın genel etkisini çok da zedelememiş. Bu kitabı, fantastik edebiyatı seven ama neden sevdiğini pek düşünmemiş okurlara özellikle öneririm. Aynı zamanda "Fantastik ciddi bir şey midir?" diye sorgulayanlara da iyi bir cevap veriyor.