Adem ve Havva'nın Günlükleri, yaratılışın ilk iki insanının gözünden anlatılmış ama klasik dini anlatım bekleyenler şaşırabilir. Twain, bu hikâyeyi çok daha insani, sevimli ve duygusal bir hale getirmiş. Adem'in günlüğü, başta oldukça soğuk ve mesafeli. Havva’yı anlamakta zorlanıyor, onun varlığından rahatsız oluyor hatta. Ama zamanla onu tanımaya başladıkça, satırlarda bir dönüşüm hissediliyor. En çok hoşuma giden şeylerden biri de karakterlerin gelişimi oldu zaten. Özellikle Havva'nın günlüğü çok zarif, içten ve duygusaldı. Onun doğaya olan sevgisi, merakı ve Adem’e olan bağlılığı beni gerçekten etkiledi. Bazı cümlelerde durup uzun uzun düşündüğüm oldu. Kitabın dili yer yer ironik, ama bu ironi alt metinlerle birleşince çok daha derin anlamlar taşıyor. Adem ile Havva arasındaki ilişki sanki ilk insanlardan çok, modern çağın insanlarının ilişkilerini anlatıyor gibiydi. Kadın ve erkeğin birbirini tanıma, anlama ve sevme süreci çok tanıdık geldi. Kitap, hem güldüren hem düşündüren hem de kalbe dokunan bir eser oldu benim için. Sanki Adem ile Havva’nın gözlerinden sadece bir hikâye değil, bir ilişki, bir sevgi ve hatta insanlığın özü anlatılıyor gibiydi. İnce ama derin bir kitap arayan herkese gönül rahatlığıyla öneririm.