Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Roman, 1923-76 yılları arasında Shandong ailesinden üç kuşağın yaşamını anlatıyor. Ne var ki, romanın seyri kronolojik bir sıra izlemiyor. Parçalar halinde sunulan masalsı olayların arasındaki gelgitler özgün bir akıcılık yaratıyor:
Çin’de henüz devrim gerçekleşmemiştir. Japon ordularının istilası ile karşılaşan Çin’de direniş savaşı başlar. Romanda mekân olarak Gaomi Güneydoğu Bucağı seçilmiştir. Çünkü Mo Nehri’nin etrafına dağılmış, birbirine uzak ve küçük köylerden oluşan bu arazi, gerilla savaşına en uygun bölgedir. Romanın anlatıcısı Yan’dır ama yaşanan olaylar yazarın büyük dedesine, dedesine ve babasına aittir. Kimi bölümlerde olaylar büyük nine ve nineler etrafında döner.
Romanın seyrinin kronolojik bir sıra izlemeyip gel git'lerle bir ileri bir geri gitmesi arada kafamı karıştırsa da genel olarak keyif aldığım bir okuma oldu. Kitapta yeralan savaşlar, rn vahşisinden katliamlar ve insanlıktan uzak uygulamalarla kan donduran ayrıntılarla doluydu. Yazarın dili oldukça akıcı ve sade olduğundan su gibi akıp gidiyor kitap. 1930'lu yıllarda Japon işgalindeki Çinde halkın destansı direnişini okumak istiyorsanız bence vakit kaybetmeden okumaya başlamalısınız.
Yeni yılın ilk kitabını okuyup bitirdim ve bence harika bir başlangıç oldu. Yazarın romanlarına nazaran kısacık ve hüzün kokan bir hikâye. Afrodit tarafından hayat verilen Galatea'nın hikâyesini Madeline Miller yorumuyla okuyoruz. Yazar oldukça sade bir dille, hikâyeyi yalın bir şekilde aktarmış, çok fazla ayrıntıya boğmadan, saf güzelliğin ardındaki hüznü aktarabilmiş.