Mo Yan

Mo Yan

Yazar
7.7/10
158 Kişi
·
401
Okunma
·
61
Beğeni
·
3041
Gösterim
Adı:
Mo Yan
Unvan:
Çinli Yazar
Doğum:
Gaomi, Shandong, Çin, 17 Şubat 1955
Guan Moye (Mo Yan) (doğum 17 Şubat 1955), Çinli yazar. Gerçek adı Guan Moye'dir fakat eserlerinde Çince "Konuşma!" manasına gelen Mo Yanmahlasını kullanır. "Sürekli sansürlenen ve eserleri korsan yollarla çoğaltılan Çinli yazarlar arasında en meşhuru" diye bilinir. Batı dünyasında Kızıl Darı Tarlaları filmine konu olan iki romanı ile bilinir. Çin'in Franz Kafka'sı ya da Joseph Haller'i olarak gösterilir. İsveç Akademisi'nin "som med hallucinatorisk realism förenar saga, historia och samtid - who with hallucinatory realism merges folk tales, history and the contemporary", yani "sanrısal gerçekçilikle halk hikayelerini, tarihi ve şimdiyi kaynaştırma"daki ustalığına yaptığı atıfla 2012 Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmüştür.
İnsanlar insan ırkına ait olan bazı mükemmel özellikleri kendi çabalarıyla ortadan kaldırır.
Mo Yan
Sayfa 483 - Can yayınları 1. Basım haziran 2013 İstanbul. Bu kitabın 1.baskısı 10.000 adet yapılmıştır. Yayına hazırlayan Seçkin Selvi. Kapak tasarımı Act creative kapak baskısı Azra matbaası. İç baskı ve cilt Ayhan matbaası. Mahmutbey mah. Devekaldırımı Cad. Gelinci
Bizim oranın zanaatkarları basit bir kuralla yaşar, ustalık kendi öz kızına değil gelinine öğretilmeli, bu kurala bazı ülkelerdeki kanunlar kadar önem verilirdi.
Babam ilk kez kamyon görüyormuş, babam bu canavarın ot mu yoksa et mi yediğini, su mu yoksa kan mı içtiğini tahmin etmeye çalışmış, bizim evin o ince belli iki genç eşeğinden daha hızlılarmış.
528 syf.
·35 günde·Beğendi·10/10
JAPON ŞEYTANLARI
"Cennetin gözleri var "

Bir çocuk size babasının ağzıyla ölümleri zulümleri, savaşların iğrençliklerini anlatıyor.
Japon emperyalizminin Çin topraklarındaki felaketlerini dinliyor okuyor ve izliyorsunuz. Bu küçük adamların yaptıklarına hayret edeceksiniz. Hele ki savaş kitapları seviyorsanız, okuduktan sonra niye şimdiye kadar okumamışım diye hayıflanabilirsiniz.

Savaş temalı kitaplar her ne kadar beni çekse de aynı oranda kendinden uzaklaştırabiliyor ama her kitabın olduğu gibi bu kitabın da bir tılsımı var. Kitap mişli geçmiş zaman ekiyle anlatılıyor bu alışık olmadığım bir üsluptu ama yazarın müthiş zekasına hayran kalmamak elde değil. Bir yandan kırk yıl önceki bir olayın trajedisine üzülürken , aynı sayfada yirmi yıl sonrasının espirisine gülebiliyorsunuz. Aslında çok da gülünç şeyler yok tabi birkaç olay dışında. Mesela isimler beni gülümsetmeye yetti.
On Sekiz Kesik Geng
Shan Beş Maymun
Cao Dokuz Rüya
Beş Bela...
Kitap savaş kitabı olunca haliyle yaşanan olaylar, özellikle kadınların ve çocukların uğradığı çirkinlikler kimi zaman boğazımı düğümledi. Hep sempatiyle baktığım Japonlara istemsizce kin duymaya başladım. Zaten savaşın olduğu bir toprakta hangi emperyalist devlete sevgiyle bakabilir ki Insan, imkansız...
Kitabın ismi niye Kızıl Darı Tarlaları diyecek olursanız, Çinlilerin hem beslenme hem savunma anlamında çokça faydalandıkları bir nimet.

Kendimi bir Çinli nın yerine koydum kitaba başladığımdan beri ve epey Japon kulağı çınlattım sanırım. ...
Yazara gelecek olursak asıl adı Guan Moye imiş ama ismini Çince "Sakın Konuşma " manasındaki Mo Yan ile takas etmiş. Ama yine de konuşmaktan ve yazmaktan vazgeçmemiş. Helal olsun Mo Yan...

Kimi zaman Marquez' e çaldığını hissedebiliyorsunuz üslubunun. Hatta bazen Sanki diyorsunuz bu tarzda bir kitap okumuştum ama değil elbetteki. Tüm sular birbirine benzese de hepsinin yatağı ayrı.

Okuduğum ilk Mo Yan kitabıydı ve bir gün yolunuz Van a düşerse Arşiv kitabevine mutlaka uğrayıp ordaki güzel abimizden kitap tavsiyesi alın derim. Kendisi de bir Çinli gibi masum, Japon kadar akıllı ve ülkesindeki her bir insan kadar duygusaldır :)
Ve çevirideki müthiş başarısı için Erdem Kurtuldu ya da hakkını teslim etmek şart.
Sevgiyle kalın, Savaşsız ve Sömürüsüz bir Dünya hepimizin olsun.
Keyifli okumalar....
1040 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Tarih kitaplarda anlatılanlar gibi midir yoksa bireylerin yaşadıkları gibi midir? Yazar bu soruya yanıt arıyor. Cevabı da okuyucuya bırakıyor. Yazar bir demecinde, “Sadece politik ve ekonomik tarih bizi doğru yoldan sapıtır, yazarı asıl ilgilendirmesi gereken insanoğlunun kaderi ve tecrübeleridir.” diyor. Bu bağlamda bu kitap çok farklı bir bakış açısıyla sunuluyor. Siyasi ve ekonomik tarihe odaklanmak yerine yazar insanlığın kaderine ve yaşadıklarına odaklanıyor; olaylarda sıradan insanları kullanarak, kırsalda yaşayan bir Çin ailesini neredeyse tüm 20. yüzyıl boyunca anlatarak Çin tarihini tekrar yazıyor.

Bir Çin bedduası der ki: “Yanlış zamanda yaşayasın.” Kitabı okurken nedense aklıma sürekli bu söz geldi durdu, çünkü burada yanlış zamanda yaşayanların kadınlar olduğunu anladım. Yazar kitabını dünyadaki tüm annenlere ithaf ediyor. Tarih boyunca her kültürde en çok acı çeken kadınlar olmuştur. Pearl Buck’ın kitaplarına az çok aşina olanlar Çin’de kadın olmanın ne demek olduğunu iyi bilirler. Yazar son bölümde annenin genç kızlık dönemini anlatarak kadınların çektiği işkenceyi gözler önüne seriyor. Çin’de kadın olmak zordur. Tarih boyunca Çinli kadınlar ezilmiş, değersiz kılınmış ve sömürülmüştür. Onlar için evlenmemek diye bir seçenek hiç olmamıştır. Çocuk yapmamak diye bir şeyleri de yoktu. Kız doğurmak gurur duyulacak bir özellik değildi. Kadınların değil ikinci sınıf, insan yerine bile konmadığı bir toplumda 8 kız çocuğu dünyaya getiren bir annenin dramı anlatılmaya değer gerçekten. Kim ne derse desin bu kitap kadınlar hakkındadır. Gizli öznesi de, sözde öznesi de, gerçek öznesi de kadındır.

Roman Japon İstilası sırasında Jintong’un doğumuyla başlıyor. Anne sekizinci doğumunu gerçekleştirdikten sonra hikâyenin anlatıcısı Jintong oluyor ve kitabın büyük bir kısmı Jintong ekseninde dönüyor. Shangguan Lu’nun tek oğlu bize annesinin, kız kardeşlerinin ve onların ailelerinin hikâyesini trajikomik bir dille hikâye ediyor ya da okura öyle geliyor. Mo Yan’ın tarzından mıdır nedir sadece bu kitabında değil, yazdığı tüm kitaplarda en trajik olayda bile bir güldürü unsuru bulmak mümkün. Gözler deşilirken, beyin bin bir parçaya bölünürken, oluk oluk kan akarken bile en azından ben bunları yeri geliyor kahkahalarla okuyorum. Çin’in yakın tarihine yapılan bu büyülü yolculukta Jintong ve ailesi Boxer İsyanı, Komünist Devrim, Japon İstilası, Kültür Devrimi, Mao’nun ölümü, Büyük Kıtlık, İç Savaş gibi Çin tarihine ışık tutmuş tüm olaylardan nasibini fazlasıyla alıyor. Evleri adeta yolgeçen hanı gibi oluyor. Her yeni bir olayda kartlar tekrar karılıyor ve bir önceki olayın kahramanı bir sonraki olayın haini olabiliyor.

Kitapta olaylar oldukça derinlemesine irdelenmiş, zaten bu kitabın kalınlığından da belli oluyor, bazen ufacık bir olay 50 sayfa süren tasvirlerle anlatılıyor. Grafik roman tarzına da girebilecek bu kitapta beş duyu organına hitap eden çok fazla betimleme var, yazar olayları sadece dinlememizi değil, koklamamızı, tatmamızı da istiyor. Bunu da çok iyi başarıyor. Tüm kitap boyunca zaman düz bir çizgide ilerlese de son bölümde annenin çocukluğuna ve evliliğine dair özel bilgileri okuyoruz ve eşi kısır olduğu halde 9 çocuğu dünyaya nasıl getirdiğini öğreniyoruz. Olaylar birinci ve üçüncü tekil kişi tarafından anlatılıyor. Üçüncü tekil kişi ile başlayan anlatım Jintong’un doğumuyla birinci tekil kişiye dönüşüyor ve olayların büyük bir bölümü onun bakış açısıyla anlatılıyor. Kitabın kalınlığı okuyucuyu hiç korkutmasın çünkü olaylar hiçbir kafa karışıklığına mahal vermeden su gibi akıyor.

Bitirmeden önce yazarın dilimize çevrilmiş beş kitabının da Çince aslından çevirmeni olan Erdem Kurtuldu burada ayrı bir teşekkürü ve övgüyü hak ediyor. Çevirmen 5 kitapta da yazarın üslubunu birebir yansıtmayı başarmış. Eğer bu incelemeyi okuyorsa kendisine şunu sormak istiyorum: “Erdem Bey, çevirinizin her kelimesini çok beğendim, özellikle küfürlerin çevirilerine bayıldım. Bu küfürler Çincede de bu kadar içten mi ediliyor?” Burada küfürler kısmına ayrı bir parantez açmış olayım. Mo Yan’ın ağzı biraz bozuk, bunu tüm kitaplarında görmek mümkün, ama bu küfürler o kadar içten, o kadar yerinde, karaktere o kadar yakışıyor ki hiçbiri sırf edilmiş olmak için edilmemiş! Keşke tüm küfürleri burada yazma imkânım olsaydı! Maalesef bu küfürlere gülebilmek ve espriyi anlayabilmek için okuyucunun karakterleri tanıması ve hikâyenin içinde olması şart diye düşünüyorum. Aksi takdirde bu cümleler ayıp sayılabilecek birkaç kelimeden fazlasını ifade etmeyecektir burada.

Edebiyat mutluluksa, okumaktan zevk almaksa eğer bu kitap bunları fazlasıyla karşılıyor. Yazarın tarihi kitaplara göre değil, kendi kişisel deneyimlerine göre anlattığı bu kitabı 2018’de okuduğum en iyi kitap oldu, bunun yanında dilimize çevrilen tüm kitapları içinde en iyi kitabının bu olduğunu söylesem hiç abartmış sayılmam. Peki iri kalçalar ve iri memeler ne alaka? Bu sorunun cevabını da okuyucu versin. Keyifli okumalar.
528 syf.
·7 günde
Bir kitaptan ne beklersiniz? Anlatım tarzıyla sizi etkilemesini mi? Mesela anlatıcı ailenin üçüncü kuşağından çocuk olsa, “dedem, babam, ninem” vb. şekilde ve miş li, mış lı 522 sayfa anlatım yapsa, kronolojik bir sıra izlemese, hatta bir ara keçi çobanı bir çocuğa hikayeyi anlattırsa “Bazıları bu keçi güden çocuğun ben olduğunu söyler, o olup olmadığımı bilmiyorum” diye okura bilgi verse ve bunlara alışana kadar sıkılsanız, sonra alışınca kitabı elinizden bırakamasanız. Ya da bir kitapta üç dört tane ana tema ile sayısızca üzerinde saatlerce konuşulabilecek konucuklar olsa, bu kitabı okuduktan sonra darı bitkisi de buğday kadar aklınızdan çıkmayacak olsa, iğrençliğin tavan yaptığı, midenizin bulandığı, sizi fazlasıyla sarstığı anlar, tebessüm ettiğiniz anlar, üşüdüğünüz, ısındığınız, sıkıldığınız, buna ne gerek var dediğiniz anlar olsa… Yoksulluk, Japon askerine karşı direniş, aşk, kara mizah ve bir savaş romanı olsa…
Olayların akışındaki kurguyu nasıl yaptın be adam, bu kadar ayrıntıyı bir birine nasıl bağladın, bir direniş öyküsünün içine yasak aşkı, bir eşşek karşılığı cüzzamlı hastaya gelin giden kızı… Spoiler yapmadan bu kitabı anlatmak mümkün değil bence… Okurken Hemingway’in çanlar kimin için çalıyor romanı da hatırlattı bana. Herşey bitince devrimden sonra o kızıl darı tarlalarının yerine, melez tohumlarla yetişen rengini, boyunu, lezzetini kaybeden darıların yer alması da mesaj yüklü bir finaldi.
Sonuç olarak meraklandırıcı bir şekilde yazdım diyebiliriz ve biliyorum ki meraklananlar okumak isteyecek ve biliyorum ki kitabı beğenmeyenler çıkacak :)) Lakin ben beğendim.
1040 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Mo Yan ' ın annesine ithafen yazdığı Nobel ödüllü kitabı , Japon - Çin savaşlarının olduğu yıllarda 9 çocuklu dul bir kadının yaşadıklarını anlatıyor. Mo Yan annesinin bu deneyimlerini çekinmeden kaleme almıştır. Japon askerlerinin sürekli Çin köylerini işgal edip yazarın annesi ve kız kardeşlerini gözü önünde tecavüz edişini , babasını ve büyükannesini öldürmesini anlatır.

Bu kitap 1040 sayfa olmasına rağmen 3 günde bitirdim ; bunun sebebi hem çok akıcı sürükleyici merak uyandırıcı olmasından hem de kitabın puntolarının büyük olmasından kaynaklanıyor.
Kitapta beni çeken her zaman Çin ekonomisini , Çin 'in birden dünya devi haline nasıl geldiği hakkında bilgim vardı ama aile yapısı, kültürleri Türk aile yapısı ile benzerliği olup olmadığı yönünden merakımdı.

Jintong kitabın adını 7 yaşına kadar emen bir erkek çocuk olarak annesine düşkünlüğünden memeleri beyaz güvercinlere,bal küplerine, tavşanlara ve daha birsürü şeye benzetmesi bebegin meme ile olan aşkı anlatması kitabın adının en iyi bu olacağını düşünüp yazar kitabın önsözünde "Benimle dalga geçeceklerse buyursunlar " diye belirtmiştir.

Okuduğum güzel bir kitaptı , bana kattığı şeyler oldu .Insanların birbirinden farklı konuları her zaman okuması gerektiğini görüşümde beni bir kez daha haklı çıkardı.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
"Yabancı dil" deyince İngilizce, Almanca ve Rusça'dan önce aklına Çince, Japonca gelen var mı? Varsa ne güzel doğrusu. Bazen kavramların içini biraz da olsa dar bir bakış açısı ile doldurabiliyoruz sanırım.

Okumak sıkıcı hale gelince, okuma şevkini tekrar kazanmak için romandan hikayeye, hikâyeden şiire, şiirden tiyatroya geçmek kadar, Ülke değiştirmenin de gerekli olduğunu anlamış bulunuyorum. Yoksa bir süre sonra akılda hep aynı sokaklar, aynı tipte iş adamları, aynı tipte ev hanımları, aynı tipte çocuklar, aynı tipte evler canlanıyor insanın hayalinde.

Mao Yan, bu kitapta bir yayıncının kendisinden Çin'de görülen değişikleri konu alan bir yazı kaleme almasını istemesi üzerine bu uzun öyküyü yazmaya başladığını daha ilk sayfada söylüyor. Ki zaten kitabın içinde de sizi de unutmuyor "Gelin şu anıya dönelim." şeklinde anıları içinde dolandırıyor bizi. Kitap güzeldi, yeni bir kültür görmek ve biraz da olsun Çin Tarihi ve Çin'in toplum yapısı üzerine bilgi edinmek için hoş bir kitap.

İncelemeyi de yazarın kullandığı takma ad olan Mo Yan'ın ne anlama geldiğini söyleyerek bitirelim: "Sakın Konuşma."
528 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
nobel ödüllü yazar Mo Yan'ın en önemli ve en tanınmış eseri olduğu için Mo yan okumaya bu kitaptan başladım.kitap Çin in 1920 li yıllardan başlayarak,Japon işgali,iç savaş,komünizmin kurulması ve sonrası da dahil olmak üzere 1970 li yıllara kadar olan dönemde yaşanan ağırlıklı olarak çok kanlı geçen zaman dilimlerini anlatıyor.kitap başlıca 5 bölümden oluşuyor.sadece 2. bölüm biraz diğerlerine göre daha yumuşak bir özellik taşıyor.diğer dört bölümde ise sadece ve sadece savaşlar,katliamlar,tecavüzler,kokuşmuş cesetler,işkenceler,yakılan ,yıkılan köyler,insanlar,hayvanlar,dışarı saçılan organlar ....vs etraflıca ve geniş olarak abartılı bir şekilde anlatılırken,bütün bu vahşet yaşanması sırasında da,aklınıza gelebilecek ve insanları tiksindirecek, vücut ifrazatlarından tutunda kokmuş kan ve ceset parçalarına kadar herşey anlatılarak insanda mide diye bir şey bırakılmaması hedeflenmiş gibi sanki. Belkide yazar bütün bunları çok etraflıca ve okuyucuyu usandıracak derecede defalarca anlatarak bizlere bir mesaj vermek istedi.kitapta dikkatimi çeken bir özellik ise,kitabın ismini taşıyan üç kelime kitap içerisinde o kadar çok tekrarlanıyor ki bunun sebebini ben anlayamadım.amaç nedir bilemiyorum. Bu konuda ve genel olarak kitap hakkında,kitabı okuyan ve edebiyat konusunda derin bilgiye sahip arkadaşların inceleme ve yorumlarının daha yararlı olacağı kanaatindeyim..ben basit bir okuyucu olarak kitabı okurken bayağı zorlandığımı itiraf edeyim.ama o dönemde yaşananların bilinmesi açısından okunması gerekir diye düşünüyorum.ama keşke biraz daha kısa yazılmış olsaydı diyede söylenmeden kendimi alamıyorum.
1040 syf.
·16 günde·9/10
... Kadınlar gerçekten muhteşem şeyler midir ? Kadınlar belki de muhteşem şeylerdir, evet, kadınlar kesinlikle muhteşem şeylerdir ama son tahlilde kadınlar aslında '' şey '' değildir.
İri Memeler ve Geniş Kalçalar
Mo Yan
Kitap 2012 nobel ödülünü alan Çinli yazar Mo Yan 'a aittir.
Yazarın kaleme aldığı ikinci kitabıdır.
Kitabın konusu ; çokça çocuk ve toruna sahip dul bir kadının yaşamla olan mücadelesinin , tek ve sonuncu erkek çocuğunun ağzından anlatılmasıdır.
Kitabın içeriği 1937 yılından itibaren konu edilmiştir.
1937-1945 Japonya İstilası
1945-1949 Çin iç savaşı
1949-1966 Sosyalist Dönüşüm
1966-1976 Kültür Devrimi
1976..........Sosyalist Piyasa Ekonomisi
Çin tarih ve kültürüne merakı olup da akademik kitap okuyamayan okurlar için, konuların romanlaştırılmış şekilde anlatımı kişiyi sıkılmaktan alıkoyuyor.
Mo Yan detaycı, betimlemelere hakkettiğinden fazla değer veren , kara mizahı ve ironiyi sonuna kadar kullanmaktan çekinmeyen, esprili , samimi bir yazar. Öyle ki Mo Yan okuduktan sonra okuyacağınız tüm kitaplar size sade gelebilir.
#kitapyorumu
#moyan
#irimemelervegenişkalçalar
Kitap Erdem Kurtuldu tarafından Çinceden direk Türkçeye çevrilmiştir. Kendisi ile yapılan röportajı okumak isteyenler için alta link bırakıyorum.
Sevgiler.
96 syf.
·8/10
Aynı duyguyu yine çinli bir yazar olan Yu Hua'nın "Yaşamak" adli kitabını bitirdiğimde de yaşamiştım. Evet, kesinlikle Mo Yan'ın "Değisim" adlı bu kitabini bitirdiğimde hissettiklerim, ufak bir fark dışında diğeriyle aynıydı: Yoğunluk farkı; "Yaşamak" çok daha yoğun bir hüzün bırakıyordu insana.
İnsan her yerde insandı işte; dili, dini, ırkı ne olursa olsun; hayalleri, hedefleri, aşklari, nefretleri, hırsları olan...korkuları, sevinçleri, hayal kıriklıkları, umutları, duyguları olan...ve düzen ve sistem ve yaşamın ta kendisi dedigimiz tüm her şey...her yerde aynıydı...belki üç aşağı, belki beş yukarı!
Şu Çinli yazarlar en kötü koşulları bile öyle ince bir mizahla yazıyorlar ki, okurken ister istemez gülümsüyoruz ama gülümserken bir yandan da, çiğnemeden yuttuğumuz katı bir lokmanın yemek borumuzda ilerleyişini hisseder gibi, bir yandan da koca bir hüzün yumağının yureğimizin tam orta yerine doğru hızla ilerlediğini hissediyoruz.
Kitap hakkında birde şöyle sandart bir yorum eklemek isterim: Yazar otobiyografi tarzında 1970 ile 1990 yılları arasındaki Çin'i ve kendi yaşam öyküsü üzerinden halkın o dönem ki yaşantısını anlatmış.
272 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Gerçek adı Guan Moye olan 2012 Nobel Edebiyat ödülünü alan bu yazarın ilk olarak mahlasını sorguluyorsunuz. Eserleri sürekli sansüre uğrayan ve korsan yollarla okurlarına ulaşmaya çalışan Mo Yan'ın kelime anlamı ''KONUŞMA''. İsmi bile sansürlenme nedeni hakkında bizlere bilgi vermiyor mu ? Evet Mo Yan da yazdıklarının çarpıcılığı konusunda engellemeye çalışanlarla hem fikir. O da biliyor konuşacaklarının çoğu kişinin işine gelmeyeceğini fakat yine de durduramıyor içindeki sesi. Eser okurken sizi uzaklara götürmüyor bilakis içinize işleyerek Çin taşrasında yaşanan her şeyi ülkenizle kıyaslamanızı sağlıyor. Kısacası uzaklara götürmüyor sizi derinliklere çekiyor insani yönlerinizi sorgulamanız için bir kez daha kendinizle baş başa bırakıyor.Mo Yan size mekanın zamanın kişilerin değişkenlik gösterebildiğini fakat toplumsal rollerin aynı kaldığını kanıtlıyor.İşte şu sözlerinde evrensellik gizli olsa gerek:
''Korku ve terör her yerde,her yer tuzaklarla çevrilmiş,hile ve yalan almış başını gitmiş,herkes birbirinin ardından dolap çevirme derdinde,hatta ayçiçeği tarlaları bile kırmızı ipekliye sarılmış bebekleri saklama yerlerine dönüşmüş.''
12 seçme öyküden oluşan bu kitap her öyküde sizi başka bir gerçekliğe taşıyor. Kitap sayfalarını değilde hayatı çeviriyormussunuz hissine kapılabilirsiniz :)
1040 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Nobel ödüllü Mo Yan, Çin toplumunun tüm değerlerini altüst eden Kültür Devrimi sırasında yaşananları, dokuz çocuklu bir ailenin başından geçenlerle yansıtıyor. Çocuklar doğdukları andan büyüyünceye kadar o süreçteki olaylardan her birinin dolaylı ya da dolaysız öznesi veya tanığı oluyorlar. Romanın en önemli kişilerinden biri de o çocukların annesi.
Mo Yan, kitabı nasıl yazdığını ve o anne karakterini nasıl oluşturduğunu şöyle aktarıyor:
"Romanı yazarken hiç çekinmeden annemin kişisel deneyimlerinden yararlandım; ama kitaptaki annenin duygusal deneyimleri kurgusaldır ve Gaomi Kuzeydoğu Bucağı'ndaki pek çok annenin deneyimlerine dayanır. Kitabın girişinde, bu kitabı annemin ruhuna adıyorum, diyorum; ama bu kitabı aslında dünya üzerindeki tüm annelere ithaf ediyorum; tıpkı benim şu kibirli ve vahşi hırsımla o küçücük Gaomi Kuzeydoğu Bucağı'nı Çin'in ve dünyanın mikrokozmosu olarak gördüğüm gibi."

Yazarın biyografisi

Adı:
Mo Yan
Unvan:
Çinli Yazar
Doğum:
Gaomi, Shandong, Çin, 17 Şubat 1955
Guan Moye (Mo Yan) (doğum 17 Şubat 1955), Çinli yazar. Gerçek adı Guan Moye'dir fakat eserlerinde Çince "Konuşma!" manasına gelen Mo Yanmahlasını kullanır. "Sürekli sansürlenen ve eserleri korsan yollarla çoğaltılan Çinli yazarlar arasında en meşhuru" diye bilinir. Batı dünyasında Kızıl Darı Tarlaları filmine konu olan iki romanı ile bilinir. Çin'in Franz Kafka'sı ya da Joseph Haller'i olarak gösterilir. İsveç Akademisi'nin "som med hallucinatorisk realism förenar saga, historia och samtid - who with hallucinatory realism merges folk tales, history and the contemporary", yani "sanrısal gerçekçilikle halk hikayelerini, tarihi ve şimdiyi kaynaştırma"daki ustalığına yaptığı atıfla 2012 Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 61 okur beğendi.
  • 401 okur okudu.
  • 25 okur okuyor.
  • 382 okur okuyacak.
  • 16 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları